Hey gidi canına yandığım memleketim. Balık hafızalı
oldun, timsah gözyaşları döktün, sırtlan gülüşlerini gördün, çakallara çakallık
dersi verenleri alkışladın, tilkilik muteber olmuş. Koyun olduğunu kabul edince
canım milletim çobana kızmak yersizleşmiş. Envai çeşit hayvanatla benzer haller
edinmişiz. İnsan olmayı denememişiz hiç. Hele inançlı bir insan olmak nedir
sorusunu sormaya bile cesaret bulamamışız. Hadi yine iyisiniz. Arada o soruyu
sormuş oldum.
Lise yıllarımda Allah selamet versin bir tarih hocam
vardı. Tarihi anlamak için papağan gibi ezber yapmanıza gerek yok derdi. Tezgâh
her dönemde aynıdır. Sadece zaman ve kişiler farklılık gösterir derdi.
Savaşları kazanan kılıçlar değil, top tüfek değil, zihniyetlerdir, inançtır
derdi. Saadet asrından edindiğimiz bilgi budur. Ecdadımızdan edindiğimiz hal
budur. Göğsümüzü kabartan o zamanları anarken kaçırdığımız önemli bir materyal
var. Özlemle yad ettiğimiz zamanları yakalamak mümkündür. Fakat cesaret
istemektedir.
Yukarıda sorduğumuz soruya samimi bir şekilde cevap bulmaya
çalıştığımızda çözebileceğiz aslında meseleyi. İnançlı bir insan kararlarını
nasıl vermeli, taraf olurken nelere dikkat etmeli. Birinin iyi bir şey yapmak
istediğine inanmak istemekle inanmak arasında ciddi bir inanç farkı
bulunmaktadır. Yanlışın en tehlikelisi doğruya en yakın olanıdır.
Ecdadımızdan bahsettik değil mi Bir de inancımızdan
Vakıf nedir hiç araştırıp merak ettiniz mi Vakfiyeyi maksadının dışında
kullanmanın haram olduğunu size fısıldayan oldu mu Ayasofya nın Fatih in
vakfiyesi olduğunu biliyor musun Yıllardır gözümüzün önünde işlenen harama
ortak olduğumuzun farkında mısınız Yoksa siz Ayasofya yı sadece bir cami
zanneden ahmaklar zümresinden misiniz Mesele cami doldurmak mı
zannediyorsunuz Dolmayan camileri de müzeye çevirelim o zaman. Kiliseler dolup
taştığı için olsa gerek yeni yeni kiliseler açılıyor ülkemde. Ayıptır
Müslümanlar. Doldurun şu camileri. Ayasofya yı cami zanneden ağabeyler.
Cesaretiniz varsa İspanyadaki Kurtuba kilisesini de müze yapmayı
dillendirsenize.
Konu buraya nasıl geldi bilmiyorum. Sanırım biriktirmişim
içimde. Uluslararası sularda vatandaşlarımızın öldürüldüğü, tugayımızda bayrak
indirildiği, büyükelçiliğimizin basıldığı, komşularımızla küsüldüğü bir dönemde
böylesine şahsiyetli(!) siyaseti ve siyasetçileri nereden bulabilirdik.
Aklınıza hemen bir şey gelmesin. Adamlar Müslüman canım. Yanlış mı yapacaklar.
Ayete muhalefet bile olsa yaptıkları/söyledikleri bir bildikleri vardır canım.
Çalıyorsa ne olmuş Ayetle dalga geçse var mı önemi. Hizmet ediyorlar nasıl
olsa. İnançlı bir insan olmaya çalışan şahsım adına bana ve İslam
coğrafyasından kan damlayan hiçbir noktaya hizmet ettiklerini düşünmüyorum. Kan
harita üzerinde olunca boya zannediyor olabilirler. Ümmetin yeni bir isme
ihtiyacı yokken millet yaftasının altında güya kardeşlerini düşünebilirler. İyi
bir şey yaptıklarını da zannedebilirler. Ama ne yaparlarsa yapsınlar beni
kandıramazlar. Eminim ki Abdülkadir Molla şikayete Şeyh Ahmed Yasin in kaldığı
yerden devam ediyordur.
Bu adamın dili de pek sivriymiş, başına bir iş gelmesin
diye dertlenmenize gerek yok. Hak her zaman ve her yerde tektir. Mahşerde
arkasında durabilecek olduktan sonra gerçeği gizlemekte sakınca yoktur.
Meşruluğumuzun ispatı Tübitak tan geçmiyor bizim. Onların literatüründe dünya
siyaseti, faiz gerçeği, sonuca ulaşmak için her yolun mübah sayılması, iş
kazası, paralel yapı vs. gibi şeyler olabilir. Ama bu arkadaşlar şunu da
akıllarından çıkarmasın. Literatürde bunlar olabilir. Bende diyorum ki
Allah tan mahşer diye bir şey var.
Bu arada gündem neydi Takip edebilen var mı
Kalbinizin sahibine emanet olun
Eyvallah