Günahlardan arınma mevsimi, üç aylar: Recep, Şaban ve Ramazan - 5

Abone Ol

Unutmayalım ki; içinde bulunduğumuz bu aylar, bu günler ve bu geceler, her zamankinden daha feyizli, daha bereketli, tevbelerin daha çok kabule şayan olduğu vakitlerdir.

Bu mukaddes vakitlere yetişmek belki her zaman bizlere nasip olmaz, bunun için bu vakitlerimizin kıymetini bilelim. İnsanoğlu nimetin içerisinde iken kıymetini her zaman takdir edemez. Bunun için her zamankinden daha çok ibadet edelim. Daha çok tevbe ve istiğfarda bulunalım.

Elhamdülillah! İdrak ettiğimiz şu üç ayları güzelce değerlendire-bilmek için:

1- Geçmişi iyi bir muhasebe etmeli tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. Üç aylar; insanların geçmişin muhasebesini yaparak geleceğe azim ve enerji dolu bir şevkle atılma fırsatı bulacakları, hata ve günahlardan temizlenip, hayırlı ve yararlı işlere yöneleceği bir zaman dilimidir. Hz. Ömer (R.A.) bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:  “Hesaba çekilmeden önce, kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan önce, kendi amellerinizi tartınız. Hesaba çekilmek üzere, kıyamet günündeki en büyük arz, huzura alınma için gerekli güzel hazırlıklarınızı yapınız. O gün huzura alınırsınız, öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak, bütün sırlar meydana çıkacak.”   Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurur:  “Ey insanlar! O gün hesab ve sorgu-sual için huzura alınırsınız. Öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak, bütün sırlar meydana çıkacak.”

Üç aylar, özümüze dönerek gaflet içinde geçen günlerimizi sorgulama, unutarak ve bilmeyerek işlediğimiz hatalara tevbe edip bağışlanma dileme, kendimizi ve irademizi yenileme zamanıdır. İlâhi rıza ve desteği kazanacak işler yapmamız, iç dünyamıza dönüp kendimizi sorgulamamız, kulluk bilincine ulaşarak dua ve niyazda bulunmamız için güzel bir fırsattır. Felahın gönül ve ruh temizliğinden geçtiğini unutmayalım. Mükâfatların sınırsız olarak verildiği bu aylarda, kalplerimizin, duygu ve davranışlarımızın her türlü kötülükten arınması, dinimiz hakkında sağlıklı ve doğru bilgimizin artması, aramızdaki sevgi ve bağışlamanın hepimizi kucaklaması için yeni adımlar atma imkanıdır.

Tevbe, günahla kirlenen ruhumuzu yıkamanın ve yeniden dirilişin ifadesidir, tevbe ruhu arındırmanın en güzel yollarından biridir. Unutmayalım ki Cenab-ı Hakk’ın bu aylardaki bu büyük rahmeti, mağfireti ve bağışlaması hiç şüphe yok ki ona talib ve lâyık olanlar içindir. Öyle değil mi ya Kusurlarını, günahlarını idrak etmeyen veya edip de bunlarda hâlâ ısrar edenler, afv ü mağfiret ihtiyacı içinde oldukları halde, tevbe ve istiğfarda bulunmayanlar, mağfiret-i ilahiyyeye nereden ve nasıl nail olacaklardır Yapılacak tevbe samimi, gerçek olmalı, bir daha o günaha dönülmemelidir. Tevbe, dil işi değil; kalp işidir. Tevbe, vücudun bütün azalarının Cenab-ı Hakk’ın emrine dönmesi demektir. Netice itibariyle, içerisinde bulunduğumuz bu mübarek günlerin kırbaçla dokunur gibi ruhumuza ihtar ettiği ortak bir hakikat vardır. Hal lisanıyla söylenen bu hakikat şudur:

 “İman edenler için, ALLAH Teâlâ’nın zikri ve kendilerine inen hakikat sebebiyle kalplerinin ürpereceği, saygıyla yumuşama zamanı daha gelmedi mi ..” 

Büyüklerimizden olan, fakat gençliğinde Merv ile Ebîverd arasında eşkıyalık yapan bir çetenin reisi olan Fudayl b. İyaz “K.S.”, aşık olduğu cariyenin evine girmek için duvara tırmandığı bir sırada içeride Kur’an-ı Kerim okunuyordu. Sıra yukarıdaki ayet-i kerimeye gelmişti. Fudayl, kırbaç gibi ruhunda şaklayan:

 “Kalplerinin ürpereceği, saygıyla yumuşama zamanı daha gelmedi mi ” ayet-i kerimesini duyar duymaz kendini yere atmış ve: “O an geldi ya Rabbi” diyerek tevbe etmişti.  İşte o an, Fudayl’ın Hakk’a kavuşma yolunda yeni bir dönüm noktasıydı. Ayet-i Kerime bizi de tevbeye davet ederek içinde bulunduğumuz şu günlerde geniş mefhumuyla şöyle ihtarda bulunuyor: “Mübarek üç aylara girdiniz, bir yılınızı geride bıraktınız. Bu elinizdeki son fırsat olabilir. Hâlâ ALLAH’ı zikrederek ve Kur’an-ı Kerim okuyarak kalplerinizin yumuşama zamanı gelmedi mi ”

Gerçekten bu aylar, duaların ALLAH Teâlâ’ya arz edilmesi, pişmanlık gözyaşlarıyla günahların silinmesi, yapılan ibadetlere verilen sevabın katlanması bakımından büyük bir fırsattır. Bu günlerde nefis muhasebesi yapılmalı, ana sermayemiz olan ömrümüzün nerede tüketildiği gözden geçirilmeli, amel defterimize neler yazıldığı, Mahşer günü kurulacak büyük mahkemenin tek hakimi ALLAH Teâlâ’nın hakkımızda nasıl bir hüküm vereceği düşünülmelidir. Çünkü Yüce Rabbimizin ikram ettiği bu dünya hayatını ibadet ve taatla değerlendirmeyenlerin o gün pişman olacaklarını ve:

 “Keşke bu hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim!”  diyeceklerini, Kur’an-ı Kerim bize haber veriyor.