Gün Döner

Abone Ol

İnsan zamanın ağrılarından çok çabuk kurtulabilir. Bir günde büyümek de mümkün bir saniyede büyümek de.

İnsan en sevdiğiyle sınanır. Büyümesi de onun kaybıyla. Yani diyebiliriz ki büyümek Cahit Zarifoğlu’nun deyimiyle için sabırla haşlanmasıdır. Sabırla haşlanmak. 

Kolayca elde edilenin kıymetini anlamaz insan. Zaten elinin altında gözünün önünde kalbinin içindedir oradadır. Renkleri kokuları ayırt etme zahmetini bile çekmemiştir. Elinin altında onu bulmuş, kendisinin sanmış ve öylece yola koyulmuştur. Halbuki dünya

üzerindeki tek bir saman çöpü dahi onun değil. Kendi gövdesindeki uzuvları dahi onun değil. İspat mı gerek? Felç. İşte ispat. 

Örgütlü çoğunluğa karşı soylu bir yalnız. Hayat hepimizi entrikasına çekmeye çalışıyor. Egoist olma zorunluluğu. Neden? Egoist olmazsan hiçe sayılırsın. 

Dünyanın kıymetsiz olduğunu bilen ona ait olana değer verebilir mi? Kaybolup gitmeye mahkum yok olmaya mahkum olan her şey geçicidir. Geçiciliği bilen egoyu nasıl öne çıkarabilir? İşte bir çelişki.

Bu çelişkinin aklın sınırlarını zorladığı anları yaşıyoruz. Kimlik oluşturmak için “ezik” sıfatından kurtulmak için önümüze çıkan tek seçenek egonun yüceltildiği kişilik kılıfı. Bu kılıfa uymayanın meydanda söz hakkı bulunmuyor. Yaptığı iş işten sayılmıyor. Yazdığı yazı da yazı değil zaten.

Toplumca mutlak doğruyu tanımlamaya çalışıyor ve her ne hikmetse kendi tanımımızı genel geçer kural sanıyoruz. Genel geçer tek kural Allah’ın kuralıdır. Hiçbir yaratılmış mutlak doğruyu tanımlama kudretine haddine sahip değil. Herkesin fikri vardır, belirtir ve biter. Fakat onu topluma dayatma hakkı yoktur. Toplum yalnızca Allah’a tapmakla yükümlü. Efendimiz s.a.v. nin yolunu izlemekle yükümlü. Geri kalan ne varsa bir aldatmacadan ibaret.  

Ben biliyorum. Aldanmaya açılan ilk cümle işte. Başlamak için bilmiyorum demeli. Yaş seksen olsa da bilmiyorum diyen kazanır. Biliyorum diyen körelir. Kendi doğrusunun yegane doğru olduğunu düşünen yeni fikirlere açılamaz ve git gide kendisine kapanır. Kendisinin tükendiği yerde düşünceleri de bitip gider.

Kendi aynamızdan ayrıldıkça özgürüz. Farklı aynalarda aksimizi izledikçe. Benliğimizi oluşturan başkalarının aynasında gördüğümüz yansımaların bir toplamıdır.

Sade yaşamanın ihtişamına inanırım. Sadelik içinde güzelliği barındırır. Şatafatın boğuculuğundan uzak nezih saf bir şey kalır sadenin üzerinde. Sade ise hafiflik gerektirir. Hafiflemek. Üzerine aldığın yüklerin birer birer çekilip gitmesi. Paylaşmak da bunun içindir. Tek başına bir işi göğüslemek ile bir grup olarak göğüslemek bir olamaz.

Allah’ın bizden istediği birlik beraberliği unuttuğumuz günden beri kopuk bölük pörçük olduk. Birtakım gruplaşmalar hatta çeteleşmeler yapıcı oluşumlar değil tahrip edici sonuçlar doğuruyor. 

Varlık biriciklik teklik Allah’a mahsustur. Biz sadece gölgeyiz. Işık yoksa kaybolup gidecek kadar zayıf kudretsiz gölgeler. 

Dilerim Allah’ın nuru ile var olalım vesselam.