Gülücük damlalarımız vardır

Abone Ol

Gönlümüz, yedi semadan geniştir. Sekiz milyar insana yer vardır. Kendi gölgesiyle bile kavgalı, dar yürekli insanların, dar yüreklerini ıslatıp genişletecek gülücük damlalarımız vardır. Dünyaya sığmayan, herkesi öldürerek tek başına sahip olmak isteyen, günlünde kendine bile yer ayırmayan, taş yüreklilerin öldürmek için sıktığı kurşunlara karşılık, “Allah sana iman nasip etsin, gönlünü imanla süslesin” diyecek süzme söz ilacımız vardır.

Islahı için söz yeterli olmazsa, ölmesi için sıktığımız kurşunu altından yapar, çocuklarının bakımına yardım olsun isteriz. Şafakta, tan yeri ağarırken, “güneş doğmasın, karanlığımız yok olmasın” diye kanat çırpan inkâr dünyasının karanlık insanlarına gözyaşımızı sürme yapar, gözlerini açmaya çalışırız. Barut, zehirli gazlar, bombalar, kan, gözyaşı, ağıt, feryat kokan ateist, ataist, komünist, kapitalist kanallarından gelen zehirli havaları etkisiz hale getirmek için, sabahın seher yellerinin getirdiği bin bir çiçek kokusu gibi, gönüllerimizden esen sevgi rahmet, merhamet meltemleriyle, gönlümüzde sakladığımız, dillerimizden akıttığımız Kur’an nağmeleriyle temizlemeye çalışırız.

Ben merkezli kapitalist Karunların kasalarında biriken paralara karşılık, şafakta dünyamız üzerine ışıklarını boşaltan güneş gibi, malımızı tüm ihtiyaç sahiplerine sunmak üzere altın zerrecikleri saçar gibi bütün dünya üzerine saçmak için zekât ve sadaka kanallarıyla ayrım yapmadan saçarız. Çıkar tsunamilerinin yakıp yıktığı, saltanat rüzgârlarının insanları savurduğu, makam, şehvet ve  şöhret karışımı havaların insanların ayaklarını yerden kestiği, havalandırdığı gazel gibi havadan yere atıp süründürdüğü günlerde, güz mevsiminde gazel toplayan işçiler gibi güzel kardeşlerimizi toplayanlarız biz. İhanet zehriyle zehirlenenlere panzehir yetiştirmek için koşan değil uçanlardanız. İçi kinle dolan ve kendi kininde boğulmak üzere olanlara din yetiştiricileriz biz.

İhanet çarşısında kalleşlik alıp gaddarlık satanlara, meltem havasında vefa ve güven karışımı dostluk rüzgârları estirerek pisliği kurutmaya çalışanlarız biz. Çatık kaşların, asık suratların, yerde alıp gökte yedikleri, billur kâseyi kıramazken, kereste kırar gibi kalp kırdıkları zamanlarda, kalp kırıklığının sesi duyulmasın, akan kanın rengi görülmesin diye kızılcık şerbetini höpürdeterek içeriz.

Devletler, ülkelerinin etrafını korku duvarlarıyla örerken, bazı şahıslar kazancının çoğunu güvenliğe harcarken, biz, dostlara gönül kapımızı açmak değil kapıyı kaldırıveren, düşman olanlara da rahmet rüzgârları estirerek aramızdaki kafirlik engelini kaldırmaya çalışanlarız. Taht ile tabutun aynı ağaçtan yapıldığını bilir, her ikisinin de bizi yolumuzdan alıkoymasına izin vermeyiz. Ecelin belirlendiği, rızkın taksim edildiğine inandığımızdan ecel ve rızk endişesi duymayız. Kâfirliğin karanlığı, kâfirin silah ve ekonomik gücü ne olursa olsun, Allah’ın gücü karşısında sinek kanadı kadar değeri olmadığını bildiğinden, gönlünde sinek kanadı kadar yer tutamaz.

Bir salon dolusu karanlığı bir kibrit çöpünün, bir çakmağın parıltının sürüp çıkardığı gibi küfrün karanlığını da imanın aydınlığının sürüp çıkaracağını bilir. Müslüman umut kaynağıdır ve insanlığın umududur.