Tam altı yıldır evlatlarından gelecek küçücük bir habere tutunan acılı ailenin feryadı nihayet adliye koridorlarında karşılık buldu. Erzurum'dan sızan o 21 sayfalık ifade tutanağı, gencecik bir üniversite öğrencisinin akıbetinin devletin en üst makamlarınca nasıl bir sis perdesi ardına saklandığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Milyonların kilitlendiği davada hesaplar şaştı; emniyette konuşmayı reddeden ismin cezaevine uzanan o çarpıcı çöküşü, vicdanları sızlatan sır perdesinin aralanacağının en net kanıtı oldu.
Sim Kart Skandalı Patlak Verdi
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki zorlu sorguda Sonel'e dosyanın en karanlık noktaları tek tek yöneltildi. Gülistan Doku'ya ait sim kartın neden resmi makamlara değil de gayriresmi yollarla Ankara'daki Gökhan Ertok'a yollandığı sorusu tansiyonu zirveye taşıdı. Kartı koruma polisi Şükrü Eroğlu aracılığıyla bizzat gönderdiğini açık açık itiraf eden eski valinin, bu skandalı "insani refleks" ve "ablanın feryadı" sözleriyle kılıfına uydurmaya çalışması dikkat çekti. Otobüs firmasıyla kayıt dışı gönderilen bu hayati delilin akıbeti ise tutanaklarda koca bir boşluk olarak kaldı.
Üstelik MASAK raporları, bu karanlık ağdaki para trafiğini de deşifre etti.
Ertok'a şahsi hesabından parça parça binlerce lira gönderdiği tespit edilen Sonel, bu ödemeleri devlet ciddiyetinden uzak bir şekilde "harçlık" ve "yardım" diyerek savundu.
Kayıtlar Kasten Mi Silindi?
Sadece sim kart değil, 31 Aralık 2019 tarihli hastane giriş kayıtlarının profesyonelce silinmesi ve kritik K noktalarındaki güvenlik kameralarının aniden değiştirilmesi de o 78 sorunun merkezindeydi. "Kayıtlar neden silindi, talimatı kim verdi?" şeklindeki sert sorular karşısında köşeye sıkışan Sonel'in, iddiaları reddederek topu il emniyet müdürlüğüne atması göze çarptı.
Oğul İçin Kan Donduran İddialar
Dosyayı asıl sarsan bölüm ise Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel hakkındaki o vahim gizli tanık beyanları oldu. Silah taşıma, valiliğe ait 06 SNL 10 plakalı siyah BMW ile Elazığ'da detaylı temizlik yaptırma ve cesedin Pertek-Koçpınar hattına gömüldüğü iddiaları peş peşe masaya yatırıldı.
Oğlunun "karıncayı dahi incitmeyeceğini" öne süren eski vali, tüm bu gizli tanık anlatımlarının alçakça bir iftira olduğunu ifade etti. Olay günü bulunan bir kadın cesedine helikopterle gidip bizzat "Gülistan değil" tespiti yapması ise "Bir vali adli olayın neden bu kadar ortasındaydı?" sorusunu yeniden akıllara kazıdı.
AİHM Detayıyla Gelen Karar
Erzurum Cumhuriyet Başsavcı Vekili Harun Çetinkaya imzalı sevk yazısında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin emsal kararlarına atıf yapıldığı vurgulandı. Toplumsal huzurun ancak tutuklama ile dindirileceği belirtilirken; delil karartma, resmi belgeyi yok etme ve bilişim sistemlerine usulsüz müdahale gibi 5 ayrı suçtan kuvvetli şüphe bulunduğu aktarıldı. Müdafii avukatının "görev suçu" diyerek yetkinin Yargıtay'da olduğu yönündeki çabası ise sonuçsuz kaldı.
Gözler şimdi, cezaevi kapılarının kapanmasıyla birlikte bu karanlık dosyadaki diğer şüphelilerin vereceği yeni firelere ve ardı ardına patlayacak yeni itiraflara çevrildi.