Güler misin? Ağlar mısın?

Abone Ol

Türkiye, gerçekten çok garip bir ülke. Daha dün, seçimler yapıldı, iktidar partisi, bu milletin tercih savrulmasıyla ve yüzde 47 ye dayanan oy oranıyla tekrar ülke dümenine geçirildi. Peki, hükümet kurulalı neredeyse iki ay oldu. Yüzde 47 lik oy oranına sahip, gümbür gümbür bir hükümet tablosu var mı karşımızda Cılız, ne yaptığını bilmeyen, medyanın estirdiği "Mahalle baskısı, Malezya Olur muyuz " gündemlerini bile değiştirmekten aciz, herkesin "Değiştirilmeli" diye üzerinde ittifak ettiği Anayasa yla ilgili yaptığı tasarı çalışmalarını bile halka takdim edemeyen, eli ayağı prangalı bir hükümet. İki ayda, tablolar tersine dönüverdi. Kolay mı bu kadar ülkenin önünü tıkayabilmek

Medya, davulu aldı,  çalıp gidiyor Ortaya atılan saçma sapan gündemlerin gümbürtüsünden, gerçek hayata dair her şeyi unutmuş gözüküyoruz.

Mahalle baskısıymış Hani, Yahudi, bir yandan sokak ortasında yakaladığı adamı evire çevire dövüyor, bir yandan da, "Yetişin adam dövüyorlar" diye bağırıyormuş. Medyanın ve memleketi babalarının çiftliği zanneden, laiklik kavramını eğip bükerek kendilerince bir dünya inşa edenlerin durumu da buna benziyor.Yıllardır, başörtülüleri sosyal hayatın içine sokmadılar Kamusal alan dediler Üniversite kapılarında kızlarımızı, bacılarımızı rencide ettiler, girişlerde "ikna odaları" kurdular. Şimdi de kalkmış, hukuksuz, mesnetsiz, dayanaksız başörtüsü yasağını kaldıracak olanlara, "Olmaaaaz! Eğer bu yasak kalkarsa ve başörtülüler üniversitelere girerse, başörtüsüyle ilgili kanunsuzluk sona ererse, mahalle baskısı olur. Başörtülüler başı açıkları dönüştürmeye çabalar" gibi kendilerinin bile inanmadığı gülünç tezler geliştiriyorlar. Yahu, siz önce şimdiye kadar yaptığınız "Mesnetsiz Baskı"nın hesabını versenize

Hem suçlu, hem güçlü diye bir deyim vardır Yağ gibi suyun üzerine çıkıyorlar, kurdukları korku rejiminin devamı için deveyi hendekte parende attırıyorlar.

Ziya Paşa nın bir terkibi bendi vardı

"Kadı ola davacı, muhzır dahi şahit / Ol mahkemenin kararında olur mu adalet"

Kadı davacı olsa, mübaşir de şahit olsa, o mahkemenin kararında adalet olur mu

Adamlar, herşeyi bağlamışlar Bir beyanat veriyorlar, AİHM sanki beyfendilerin emrine ve meşrebine göre karar veriyor da, biz zeka özürlü olduğumuz için olayları yorumlayamıyoruz. Bir gündem patlatıyorlar, ülkedeki tüm hukukçular, hizada Bir kaş çatıyorlar, postallarını gösteriyorlar, herkes susuyor Bir korku üfürüyorlar, millet şaşkınlıktan küçük dilini yutuyor. Bu ülke sanki demokratik bir ülke değil Hukuk devleti değil Fazla gürültü çıkararak, hakları gaspetmek diye bir demokratik tavır var mı Bizim takıldığımız konu, hükümetin bu izansızlara ve izansızlığa karşı kılını bile kıpırdatmaması. Bir aydır, ciğerimizi yakan Güneydoğu, cebimizi yakan ekonomiyle ilgili konuşulması gereken herşey güme gitmiş durumda.