BAŞLIK yine uzun
mu Öyle... İlk bakıldığında neyi anlatmaya çalıştığımız anlasın okur diye...
Açalım. Galatasaray Başkanı Dursun Özbek iki üç gündür
UEFA nın üzerlerinde sallanan kılıcı ile açıklamalar yapıyor. Açık ve net
olarak bir cezanın kapıda olduğunu da vurguluyor. Severim böyle yöneticiyi.
Peki, Galatasaray da Beşiktaş tan sonra ceza alırsa, yarın Fenerbahçe ile
Trabzonspor için de aynı durum söz konusu olursa suçlular kulüpler mi olacak
Asla!
Şimdi başka bir pencereyi açalım. Türkiye de 1992 de
çıkan bir özel kanunla futbolumuz özerk konuma geçmişti. Yani artık başkanları
siyasi iktidar değil futbolumuzun genel kurulu belirleyecekti. Hatta bazı
kulları da. Zamanla bu kanunda da değişiklikler yapıldı ama başkan ve listesini
genel kurulun belirleme maddesi yerinde kaldı. Yani bizim futbol da Avrupa da
olduğu gibi özerk bir konuma kavuşmuştu. Ne var ki, bir iki federasyon hariç bu
yasadan hiç bir gün doğru dürüst yararlanamadık futbol adına... Kimi zaman
siyaset çaktırmadan, çoğu zaman da futbolumuzun patronları üç büyükler engel
oldu.
Günümüze gelelim. Kulüplerimiz aslında özerk federasyon
tarafından denetlenmelidir. Tıpkı Batı da olduğu gibi... Mayıs bitimine doğru
raporlar federasyona sunulur, orada incelendikten sonra zaman zaman transfer
yasağı getirilir veya açıkların kapatılması için kısa süreli zamanlar tanınır. Hiç unutmam, Monaco şampiyon olduğunda, bu
kulübe bir aylık süre tanındı ve kulüp de açığını kapatmak için beş önemli
futbolcusunu satmak zorunda kaldı. Bunlardan biri de Galatasaray da da oynayan
Nonda idi. Aksi halde küme düşürülecekti. Peki, benim federasyonum neden iflas
etmiş kulüplerime karşı böyle bir uygulama yapmaz. Hem de özerk olmasına
rağmen. Yani mahkeme yolu bile kapalı iken...
Acı gerçekler devam ediyor. Aynı federasyon ikisi PTT
liginden, beşi de ikinci ligden toplam yedi kulübe 3 puan silme cezasını verir
ama... Hadi bakalım borçları birer
milyarı bulmuş üç büyük kulübe, yarım milyarı geçmiş Trabzonspor a da aynısını
yapsa ya... Nerdeeee
Devam edelim acı gerçeği vurgulamaya... Bu kulüplerimizin
divan kurulları yok mu Orada bulunan yıllanmış üyeler robot mudurlar, yoksa
önlerine gelen rakamlara gerçekten inanmakta mıdırlar Neden çıkıp da göz göre
göre iflasa gidilişe karşı çıkıp da konuşmazlar Genel kurullar ağır borçları
onama topluluğu mudurlar
Şimdi UEFA, yarın belki de FİFA... Peki, bizim
federasyon, kulüplerin yukarıda bahsettiğim iç yapıları zamanında bu borç işine
el atsaydı da, dünyaya rezil olmasaydık daha bir dik duruş veya en azından
çağdaş davranılmış olunmaz mıydı Asıl kulüp sevgisi, gerçek kulüp üyeliği de
bunu emretmektedir. Hatırlarım; bir dönem de Beşiktaş ta, sayılarını şimdi
unuttum, ama on kişiden fazla üye yönetimi bu yüzden mahkemeye vermişti. Sonra
ne oldu Bilmem... Bir açıklık getirilmedi hâlâ...
Ne diyelim. Haydi, o zaman giyotinin önüne ülke
futbolunun lokomotifleri! Vagonlar mı Aman ha, dikkatli olun, yoksa bizim
federasyon kellenizi alır haaa...