Grup Narsizmi

Abone Ol

Hitler Germen ırkının diğer ırklardan daha üstün olduğunu savundu. Ona göre Germen ırkı tüm ırkları yönetme, denetleme ve baskılama hakkına sahipti. Üstünlüğü insan ırkına indirgeyen Hitler bu yaklaşımı ile tarihe karanlık bir sayfa açtı. 1930 yıllarında ABD’de ortaya çıkan ırksal söylemler de bir nevi bu despotizmin devamı niteliğindeydi. Bugünün sömürge baronu ABD, despotizminin temelini o günlerde atmıştı. İnsanları ırklarına göre ayrıştırmış, siyah ırkları yönetme, köleleştirme, haklarını gasp etme yetkisine sahip olduğunu savunmuştu. Bu yaklaşım Güney Afrika’daki Apartheid akımının gelişmesine neden olmuştu. Yani azınlıkta olan beyazlar, çoğunlukta olan siyahları yönetme hakkına sahip olduklarını savunuyorlardı. Bunun sonucunda çoğunlukta olan siyahlar azınlıkta olan beyazların tahakkümüne boyun eğdiler.

Beyazlar, siyahları hayattan tedriç ediyor ve yalnızlaştırıyordu. Öyle ki, sosyal ortamda beyazların kullandığı alanlarla siyahların kullandığı alanlar dahi ayrılmıştı. Beyazlar kendilerini daha üst mevkide hissediyor ve köleleştirdikleri insanları bahçelerde, evlerde ve çiftliklerde ve ağır iş koşullarında çalıştırıyor ve emeklerini sömürüyorlardı. Onları bir eşya gibi görüyor ve değersizleştiriyorlardı. Aparhaid’in çöküş dönemi siyahların ayaklanması ile başladı. Günden güne yoksullaştırılan, iş ve barınma imkânı bulamayan ve beyazların çizmesi altında ezilen siyahlar ayaklanmış ve haklarını almaya karar vermişlerdi. Az da olsa beyazlar arasından vicdanı uyananlar ortaya çıkmış ve köleleştirilen o insanların haklı davalarına katkı yapmaya başlamışlardı. Mücadele kölelik son buluncaya kadar devam etti. Fakat Batının bu insanlara vurduğu damga hâlâ tesirini göstermekte ve siyahlar sosyal ortamlarda farklı bir değerlendirmeye tabi tutulmaktadır.

Irksal ayrımcılık grup narsizmini ortaya çıkarır. Grubun üstünlüğüne inanan ve burada güç elde etmeye çalışan fertler akıllarını kullanamaz hale gelir ve grubun normlarına teslim olurlar.

Olaya mikro düzeyde baktığımızda ise bu anlayışının farklı tezahürlerinin hemen her toplumda ortaya çıktığını görmekteyiz. Mesela toplumumuzda, erkek çocuklar eylemleri ile değil cinsiyetleri ile konumlandırılır ve üstünlük anlayışı ile büyütülürler. Baba kız çocuğunu dışlarken, oğulu el üstünde tutar ve onun için her şeyi göze alır. Anneler erkektir ne yapsa yeridir der ve oğulun hatalarını göz ardı ederler. Zina hem kadın hem erkeğe haramdır. Lakin kız zina ettiğinde gözden ve gönülden düşer fakat erkek zina ettiğinde muktedirlikle tanımlanır. Kadın hataları ile dışlanır ama erkeğin hata yapmaya hakkı vardır.

Öldürülen, şiddete maruz bırakılan kadınlar grup narsizminin üyesi erkeklerin ellerine terk edilmiştir. Grup şiddeti güç ifadesi olarak gördüğünden erkek bu tavrı ile gurur duymaktadır. Anne babalar ise gruba üye kazandırabilmek için var güçleri ile çalışıyorlar. Ne garip!