Gözün insanda olsun 3

Abone Ol

Gözü insanda değil de imkânda olan mevcut yönetim anlayışı insanları istediklerine değil, istemediklerine yönlendirmiştir. İnsanların istemediği şeyler olan; kontrol altında tutulmak, yok farz edilmek, yanlış anlaşılmak, bilgisiz bırakılmak, azarlanmak, tenkit edilmek, yetersiz olarak görülmek ve iradesini kullanamamak gibi birçok unsur son dönem yönetim anlayışının unsurları olmuştur. Bu yüzden de özellikle yerel yönetimlerde, genel merkez eksenli sığ bakış açılarıyla beklenen çözümler gerçekleşmemiştir. Sadece seçimi kazanmanın, insanı kazanmak olmadığı ve sorunlarımızın geçici muhataplıklarla çözülemeyeceği bugün apaçık ortadadır.

Geçmişte iktidardan olan bir belediye başkanına öncelik tanıyan seçmen, bugün kendi ayakları üzerinde durabilecek aday arayışına yönelmiştir. Çünkü her şeyden önce yöneticiler, küçük oynadı. Yetmedi, karşısındakinin zayıf taraflarını yüzüne vurdu. Gerçek sorunlar yerine dedikodularla uğraştı ve sorunları kabullenmeye direnç göstermeye başladı. Bu süreçte, eleştiriye kapalı oldu, karşısındakini yalnız bırakmaya çalıştı. Ve çözümler üzerinde değil de hep yanlışlıklar üzerinde durup karşıdakini suçlayarak başarısızlığını örtmeye çalıştı. Sonuçta, insanı kazanmayan ve halkıyla sadece geçici muhataplıklar kuran bir anlayış kendini ele verdi.

Bugün yaptıklarını masaya yatıran ve kendini yaptıkları üzerinden sorgulayarak bir beş yıl daha isteyen bir yönetim anlayışı yoksa mevcut yönetim anlayışı tıkanmış demektir. Buna göz yummak, biçare kalmak iradesi olan için mümkün değildir. Bugüne kadar, uygun olmayanlara görev vererek başarıya ilgisiz kalan, etkili çalışma yöntemleri geliştirmek yerine zamanı kötü kullanan, risk almayı teşvik etmek yerine düşük standartlara izin veren bir zihniyetin, liderlik yeteneklerinden yoksun olduğu tescil edilmiştir.

Seçimle ilgili yapılan anketlerde, seçmenin, son on yılda ortaya koymadığı tepkisini yerel seçimlerde sahaya yansıtmayı düşündüğünün ortaya çıkması, insana istediklerinin verilmediğinin bir göstergesidir. Halkımızın, sıkıntılarına çözüm bulmak adına oluşturduğu “mahalle baskısı” yeni bir fırsattır. Bu noktada, sorunlarını kendisiyle muhatap olabilecek bir yöneticiye kavuşmak isteyenlerin sesi ve soluğu olmak gerekiyor. Seçmenin yarısına ulaşan kırk yaşının altındaki seçmenin kutuplaşmaya prim vermemesi de bu sesin ve soluğun duyulması için yeterlidir. Ülkemizin dengelerini sarsanları, seçmen de seçimlerde sarsacaktır.

Bu yüzden iradesinin farkında olanlarla ilgilenin! Çaldığınız kapıda, gezdiğiniz sokakta, konuştuğunuz ortamda bu ses yankılanmıyorsa yanlış yerde olduğunuzu bilin ve seçim çalışma bölgenizi yeniden gözden geçirin. Temelinde aşk olmayan, barış ve kardeşlik olmayan bir zihniyetin çözüm üretemeyeceğini bilenlerle yol alın. Kimseye halel getirmeden ve vatanımıza asla bir bedel ödetmeden bunun başarılabileceğine inananlar tercih edin. Vereceği her bir oyla Türkiye’nin hem yolunu hem yönünü belirleyeceğini görenlerle olun.

Bilelim ki; elimizde ne kadar iyi imkânlar ya da ileri bir teknoloji olursa olsun; onu kullanacak ve ona yön verecek olan insandır. Ve o insan, önce özgür olmak ister. Bunu elde ettiğinde sırasıyla; değer verilmek, anlaşılmak, bilgilendirilmek, takdir edilmek, yeteneklerini sergilemek ve katılımcı olmak ister. İstediklerini ona vermek için aday olduğunu yeniden vurgulayın. Onun saadetine vesile olmak için aday olduğunuzun altını yeniden çizin. Ve seçmenin becerileri, enerjileri ve yeni bir seçim yapma ruhunu uyumlu bir çalışmaya dönüştürün. O zaman göreceksiniz ki; gelecek beş yıl, sizin için gelecek ve herkes kazanacak!