Gündem

Gözü Tok Sahabe: EBU SAİD

Gözü Tok Sahabe: EBU SAİD

Abone Ol

Ebu Said heyecanlıydı. Uhud Savaşı için hazırlıklar yapılıyordu. Yerinde duramıyordu. Ne yapıp yapmalı din düşmanlarına karşı durmalıydı. Savaş için kendisini de hazırlamıştı. Koşuyor, hareketler yapıyor, zaman zaman evdeki kılıcı alıp sağa sola sallıyordu. Artık önüne çıkanı haklayabilirdi. Kendisinden emindi. Bedir‘de savaşa kabul edilmemişti. Ama bu sefer ısrarlıydı. Kadın ve çocuklarla birlikte Medine‘de kalmak kendisine ağır geliyordu.

Babası Malik, Peygamberimizin yakın Sahabilerindendi. Oğlunun bu içten arzusunu fark etmişti. Sonunda ricasını kabul etti. Bu kısmı Ebu Said‘in kendisi anlatıyor:

"13 yaşındaydım. Babam elimden tutup beni Peygamber Efendimize götürdü. ‘Ya Resulallah‘ dedi, beni göstererek, ‘Burnunun suyu akar da olsa iri kemiklidir. Müsaade edin, bizimle gelsin, savaş katılsın.‘

"Peygamberimiz beni tepeden tırnağa kadar süzdü. Sonunda düşmana karşı koyamayacak durumda olduğumu anladı. Asker olamayacağıma karar verdi. Babama da, ‘Geri çevirin, evine dönsün‘ dedi.

Ebu Said çok üzgündü. O kadar hazırlık yapmasına, çalışıp çabalamasına rağmen orduya alınmamıştı. Annesi ve kardeşleriyle birlikte savaşın sonucunu bekledi.

Medine‘ye gelen ilk haberde babası şehit olmuştu. Ailenin büyük erkek çocuğuydu. Fakat henüz evin yükünü omuzlayacak güç de değildi. Peygamberimiz de Medine‘ye dönmüştü.

Aile geçim sıkıntısı çekiyordu. Annesi, gidip Peygamberimizden bir miktar yardım istemesini söyledi. Abu Said önce gitmek istemedi. Utanıyordu. Gidip de nasıl isteyebilirdi. Sonunda annesinin ısrarına dayanamadı. Kalktı, Peygamberimizin huzuruna gitti. Mahcuptu, çekiniyordu.

Peygamberimiz Ebu Said‘in halini anlamıştı. Niçin geldiğini de tahmin etti. Şöyle buyurdu: "Gözü gönlü tok olanı Allah zengin kılar."

Annesinin gönderdiğini ifade etti. Sonra Peygamberimizin yardımını alarak eve döndü. Ebu Said, Peygamberimizin en yakın genç dostlarındandı. Aynı zamanda talebesiydi. Peygamberimiz Mescid‘in bir tarafını medrese yapmıştı. Bunun adı "Suffe" idi. Yüze yakın Sahabi orada okuyor. Geceli gündüzlü orada kalıyordu. Çoğu fakir ve kimsesizdi. Peygamberimiz de yanlarına uğrayarak Kur‘an‘dan ve İslam‘dan dersler veriyor onları yetiştiriyordu.

Ebu Said genç yaşında bu mübarek peygamber sohbetine, dersine katıldığı için kısa zamanda çok şeyler öğrendi. Peygamberimizden duyduklarını ezberliyordu. Öyle ki, Ebu Said en çok hadis rivayet eden yedi Sahabiden birisidir. Çünkü zamanın çoğunu burada geçiriyordu. Devam ediyordu.

İlim tahsili yolunda çok sıkıntı çekti. Zaten yetim ve fakirdi. Ama okuma ve öğrenme zevki ona her şeyi unutturmuştu. Peygamberimiz her zaman bulamazdı. Genç yaşta iken öğrenmeliydi.

Bu sıkıntılı günlerinden birisini şöyle anlatır:

"Birgün Suffa‘da oturuyorduk. Birimiz Kur‘an okuyor, hepimiz dinliyorduk. Bu arada içeri Peygamberimiz girdi. Yanımıza oturdu. Kur‘an okuyan arkadaşımız okumasını kesti. Peygamberimiz ‘Ne yapıyorsunuz‘ diye sordu. Biz de okunan Kur‘an‘ı dinlediğimizi söyledik.

"Sonra eliyle bir işaret yaptı, bir daire oluşturarak toplanmamızı söyledi. Biz de çevresine oturduk. ‘Ey fakirler topluluğu‘ dedi. ‘Size müjde olsun. Siz varlıklı kimselerden beş yüz sene önce Cennete gireceksiniz.‘"

İlim tahsil etmek, okumak, öğrenmek insanın hem dünyasını, hem de ahretini kurtarıyordu.

Ebu Said 86 yaşında vefat edinceye kadar, hem okudu, okuttu, talebe yetiştirdi. Müslümanlara faydalı olmaya çalıştı. Allah ondan razı olsun.