29 KASIM’DA, Brüksel’de “Avrupa Birliği Zirvesi” yapıldı. Zirve’nin ağırlıklı konusu Türkiye’ydi. Başbakan Davutoğlu cûş u hurûşa gelmiş olmalı ki, “AB hepimizin ortak evi” ifadesini kullandı.
Peki, Sayın Başbakan’ı böylesine heyecanlandıran olay neydi AB, Ekim 2016’da Türkiye’den vizeyi kaldırabileceğini açıklamıştı.
Avrupa sevdasıyla yanıp tutuşan basın, olayı manşetlerden Türkiye halkına büyük bir müjde (!) olarak duyurdu.
Halbuki, AB Zirvesi’nde Türkiye’ye 79 maddelik yüklü bir ev ödevi veriliyordu. “Vizenin kalkabilmesi” bu ağır şartların yerine getirilmesine bağlıydı. Bu da Türkiye’nin kimliği ve bağımsızlığından vazgeçmesi, her alanda AB’ye teslim olması demekti.
Dikkat ettiniz mi Şahsiyetli dış politika izleyen bir hükümete teklif etme cesareti bile gösterilememesi gereken söz konusu vahim şartlara Milli Görüşçülerden başka tepki gösteren olmadı.
Erbakan Hoca’nın basireti, olaylara deha çapındaki vukufiyeti burada da açıkça görülüyor. O, 1969’dan beri Ortak Pazar, AET, AT, AB şeklinde devam eden Avrupa ittifakının iç yüzünü matematiksel olarak ispatlamış, Türkiye’yi uyarmıştı. Milli Görüş’ün ne anlama geldiğinden habersiz hükümetler, ellerinde bir hazine dururken, çürümüş tenekelere aldanan bir mecnun örneğini sergiliyorlar. Tarihi sorumluluk onlara “lider ülke” olma görevini yüklemişken, onlar müstemleke tipi bir kalkınmayla oyalanıyorlar.
Başbakanlığı döneminde Mesut Yılmaz’a, “AB bizden ne istiyor ” sorusu sorulmuştu da, “Hıristiyan olmamızı istiyor” şeklinde cevaplandırmıştı. İşte, AB’nin asıl niyeti bu!
BASİRETİNİZ Mİ BAĞLANDI
Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’nin Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, “İhanet demek istemiyorum ama…” diyerek Başbakan’a tepki gösterdi: “Ülke bu kadar hassas ve tehlikeli bir süreçten geçerken, İslam ülkelerine öncülük etmesi beklenen iktidar hâlâ AB kapılarında oyalanıyor. AB vize için tam 79 şart koşmuş. 3 tanesi bile gafletin boyutlarını anlatmak için yeterli: 1. Kıbrıs’ı verecek, Rumlara teslim olacaksın. 2. Tatlı su kaynaklarınız Fırat ve Dicle’yi İsrail yararına uluslararası konsorsiyuma açacaksın.
3. AB’nin ekonomik politikalarına teslim olacak, onların pazarı haline geleceksin.”
AB Hıristiyan bir ittifak! Bunu her fırsatta açıklıyorlar. AB sevdasına kapılan bizden başka Müslüman ülke yok. AB’ye katılmak isteyen ülkelerin haklı olarak Hıristiyan olmasını istiyorlar. Aramızdaki doku uyuşmazlığını görebilmek için konunun uzmanı olmak gerekmiyor.
Bizim İslam’dan vazgeçmemiz mümkün olmadığına göre, inancımızın gerektirdiği bir birlik içinde yer almamız en tabii ve en mantıklısı!
Elimizi kolumuzu bağlayan, problemlerimizi çözümsüz hale getiren en tehlikeli olay Türkiye’yi tabii mecrasından saptırmaktır.
AB’nin Türkiye İlerleme Raporlarına bakın! Hepsinde Türkiye rencide edilip küçümseniyor. 2004’te Türkiye’nin sınırları içindeki suların uluslararası konsorsiyuma açılması talebi iyi niyetle açıklanamaz.
2015 İlerleme Raporu’nda, sapkınlık örneği LGBTİ’lere özgürlük teklifi de ne demeye geliyor Yöneticilerimiz niçin, “Arkadaş, burası Müslüman ülke. Lut kavmini helak eden sapıklığı bize teklif edemezsiniz” diyemiyor
BU ZİLLETİ HAK ETMİYORUZ
AB içinde, AB ve IMF’nin kemer sıkma ve acı reçetelerine “hayır” diyerek birlikten çıkmak isteyen ülkeler varken, Türkiye’nin kendine bile faydası olmayan AB ülkelerinin içine katılmak istemesi akıl kârı mı
Bizimle uyuşmayan bir hayat anlayışına sahip ülkelere benzemeye çalışmak zilletlerin en acısı. 19. yüzyılda Tanzimatçılar Avrupa özentisine kapıldılar; Meşrutiyet yanlısı sözde aydınlar makam ve mevki sevdasıyla Batı’ya övgüler düzdüler. Yabancılaşma, Osmanlı’yı yıkan en önemli etkenlerdendir. Tarihten ders almayacak mıyız
AB eski Bakanı Volkan Bozkır son AB İlerleme Raporu’nda Türkiye’ye ağır sözler söylenmesini “mahrem konular” şeklinde cevaplandırıyordu. Türkiye’nin AB’yle gizli anlaşması mı var dersiniz
AB’ye girme hayaliyle geçen her gün Türkiye için büyük kayıptır. AB, Türkiye başka bir oluşuma katılmasın diye devamlı ev ödevleriyle bizi oyalıyor. 1996’da Tansu Çiller, “En geç 2 yıl içinde AB’ye tam üyeyiz” demişti. Aradan geçen zamanı hesaplar mısınız
Volkan Bozkır da, “Türkiye 2 sene sonra AB seviyesine gelmiş olacak” (30. 1. 2015) diyor. Sırada aldanma kuyruğuna girmiş daha kaç yönetimiz (!) var acaba
Mustafa Kamalak’ın şu sözleri ne kadar isabetli: “Tarihin en şanlı milletinin torunları 56 yıldır uşak gibi ‘hazır ol’da bekletiliyor. Milletimiz bu zillete müstahak değil. Avrupa kapılarında oyalanmak yerine, özümüze dönüp kendimize gelerek İslam Birliği’ni kurmak zorundayız.”