Gözlerimiz mi Bozuldu?

Abone Ol

Her sabah gazete bayiine gazetelerimi almaya gittiğimde sergide gazete sayısının azıldığı gözüme takılır. Çünkü yıllar önce nüfusumuz 50-60 milyonlarda iken, sabahları gazete bayilerinin önünde yığın halinde gazete paketleri olurdu. Yani, gazete okuyanların sayısı nüfusumuzdaki artışa rağmen azalmaya devam ediyor. Bunun sebebi kanaatimce gazetelerdeki kalite kaybı değil. İnsanlar büyük oranda okuma alışkanlığını kaybettiler. Bana göre bunun sebeplerinin başında da herkesin cebine yerleştirilen cep teflonlarının insanların eski alışkanlıklarının yerine yeni alışkanlıkları oluşturması geliyor. Söz gelimi insanlar okumaktan çok seyretmeyi, uzun metinleri okumaya zaman ayırmak yerine kısa metinleri ve görüntüleri tercih ediyor.

Hemen belirteyim ki gazete okuyanlardaki azalmadan daha fazlası kitap okumada da görülüyor. Dergilerdeki azalmayı artık söylemeye bile gerek yok. Eskiden her gazete bayiinde büyük gazete paketlerinin yanında yayınevlerinin düzenli olarak çıkardıkları dergiler vardı. Bunların arasında sanat, edebiyat, tarih gibi alanlarda çıkan çok kaliteli dergiler vardı. Şimdilerde her sabah gazete almak için gittiğim bayide hiçbir dergi gözüme ilişmiyor. Büyük bir ihtimalle çıkan dergi sayısı azaldığı kadar satılan sayıları da giderek bitiyor. Böyle olunca da belki bayiler gelen dergileri teşhir etmeye ihtiyaç duymuyorlar. Uzun lafın kısası hayatta hemen her alanda değişimler yaşanıyor. Bu değişime ayak uydurabilenler mi yoksa uyduramayanlar mı kârlı bilemiyorum. Hemen belirteyim ki şahsen kendi alanımda değişime ayak uydurmakta zorlananlardanım.

Sözgelimi her sabah gazete bayisine gidip günlük gazetelerimi alıp evde onları tek tek elden geçirmeden güne başlamakta ciddi bir eksiklik hissediyorum. Bazı dostlarım hâlâ niçin gazeteye para verdiğimi soruyorlar. Benim için bir ihtiyaç olduğunu düşünmek istemiyorlar. Hatta her sabah gazetelere verdiğim parayı israf gibi görüyorlar. Hâlbuki benim için günü anlamlı kılan bir meşgale. Gazetelerin sayfalarını tek tek çevirerek okumak benim için bir zevk. Çünkü 50 yılı aşkın bir süreden beri bu işin içindeyiz. Akşamları matbaadan ilk baskıyı almadan eve gitmek bir mümkün değildi. Hatta bir zamanlar ertesi günün gazeteleri Ankara ve İstanbul’da akşamdan piyasaya çıkar, çocuklar satarlardı. Şimdi o eski alışkanlıklar kalmadı. Artık kimse ellerinde ertesi günün gazetesini satmıyor. Çünkü ceplere sokulan telefonlar her türlü haberi anında ulaştırıyor. Buna bir de televizyonlar eklendi, artık sürekli yaşanan haber akşından herkes anında haberdar olunuyor.

Bu arada bir de devreye internet gazeteciliği girdi ki, artık basılı medyanın buna nasıl dayanacağını anlamak zor. Bunun içindir ki, artık her gazetenin bir de internet gazetesi var. Hatta bazı gazeteler basılı gazeteciliği terk ederek tamamen internet gazeteciliğine yöneldiler. Böyle olunca da gazetelerin satışlarında ciddi düşüş oludu. Bu düşüşü fiyat artışları mı gündeme getirdi. Bu noktada kafama takılan bir soruyu aktarmak istiyorum. İlk bakışta bir yandan özellikle gazete kâğıtlarında hızlı yükseliş, diğer yandan dağıtım ve baskı masraflarının fırlaması ister istemez gazete fiyatlarına yansıdı. Bu durum ister istemez fiyatlara yansıdı, bu fiyat artışı ile birlikte satışlarda da azalma meydana geldi. Kısacası satış azalması fiyat artışı birbirini tetikledi.

Sonuçta benim 50 yılı aşkın süredir dostum olan gazetelerin giderek kabuklarına çekildiğini görüyorum. Bu düşüncemde yanılmayı çok isterim. Çünkü matbaada ilk baskısını elime alarak eve gittiğim günleri özlemle hatırlıyorum. Gazetenin yerini cep telefonunun doldurmasının mümkün olmadığını düşünüyorum. Yazımı bir soru ile noktalamak istiyorum: Acaba toplum olarak gözlerimiz mi bozuldu da gazete okuyanların sayısı böylesine azaldı? Çünkü sadece gazete okuyanların değil, toplumda kitap okuyanların da sayısı çok azaldı.