Gözleri Açabilmek

Abone Ol

Bugünün dünyasında her şey için bir takım izler oluşturularak geniş kitleleri o izlerin içerisine hapsetmek suretiyle bir takım manipülatif hadiseler oluşturuluyor. Diğer taraftan da hedef saptırılarak asıl gerçeklik gündemin toz dumanı arasında sessizce gerçekleştiriliyor. Algı yönetimi ve propaganda teknikleri bugün büyük bir “Pazar” halini almıştır. Bu konu ile ilgili birçok çalışma var. Bu çalışmalardan biri de Noam Chomsky’nin, “A.B.D Terörü” isimli kitabıdır. Bu kitapta birçok medya spekülasyonu örnek olarak işlenmiştir. Bu örneklerden biri de Nikaragua’nın Orta Amerika’da oluşturduğu tehditlerin işlendiği bölümdür. Bu tehdit Nikaragua’nın diğer ülkelere ideoloji taşıyacağı korkusudur. Bu durumda bölge ülkelerinin tavrı ve basının haber politikası işleniyor. Satırlar arasında ilerlerken bugün adına savaş denmeyen ama bir türlü yıkımdan enkazdan kurtulmayan ülkelerin nasıl kurban haline dönüştürüldüğünü düşünmeden edemiyor insan. Halen daha acısı sıcak olan Irak’ta yaşanan dramı göz önüne getirdiğimizde tüylerimiz diken diken oluyor. Özellikle İngiltere eski başbakanı TonyBlair’ın itiraflarını yan yan koyduğumuzda diğer bu türlü algı operasyonuna giden ülkelerin akıbetlerini düşünmek bile insanı ürkütüyor. Birçok ülkeyi bekleyen bu yıkım süreci ve bunu haklı çıkartacak gerekçelerin oluşturulduğuna şahit olmak bile insanı tedirgin ediyor. Özellikle medya’nın tamtama başladığını, en şahininden en liberaline iştahların kabardığını görebiliyoruz.

Bugün sadece dış politikada değil iç politik gündemin de bu şekilde perdelendiğini söylemek gerekir. İnsanların gerçek problemlerden uzaklaştırıldığını ve müthiş bir demagojiye maruz kaldığını birçok örnekle açıklayabiliriz. Siyaset kurumunun etkisizleştiği, devlet otoritesinin pekiştiği bir yerde sosyal ve ekonomik birçok problemin çözümü yerine gündem manipüle edilerek geçiştirilmektedir. Çoklu bir sarmalın içinde yürüyen şey aslında topraklar üzerindeki savaşlardan çok zihinler üzerinde yapılan savaşlardır. Haksızlıklar, katliamlar demokrasi adına yapılmakta olup ve herkesin az çok bu büyük insanlık trajedilerine karşı sessiz kalmaları sağlanmaktadır. Bu konuda medyanın olayları ele alış biçimleri her türlü çarpıtmanın bin türlü kılıfa sahip olduğunu gösteriyor. Bu yüzden unutulan, görmezden gelinen şey sadece gerçeklerdir. Bugün bu gerçekleri haykıranların sesi neredeyse duyulmaz haldedir. Bu bakımdan bugün bağıra bağıra gelen şey büyük bir buhranın ayak sesleridir. Özelikle dünya ekonomisinin daralması ve bunun ülkelere yansıması yeni cepheleşmeleri de beraberinde getirmektedir. Nitekim bütün enerji kaynakları ve bunların yolları üzerinde artan gerilim dünyayı tehdit etmektedir. Bu bakımdan içte ve dışta gerilim maksimum düzeyde tutuluyor. Bütün ülkelerin içe ve dışa doğru politikası üç aşağı beş yukarı bu gerilim üzerine inşa edilmiştir. Ülkelerin hem kendi halklarına hem de muarızlarına karşı sürekli görülmemiş yaptırımlar, tacizler ve çeşitli karşılaşmalarda bu izi görebiliriz. Bu kısır otoriter süreçlerin yaşanıyor olması bize politikaların giderek sertleşmesini de beraberinde göstermektir. Ki bütün adımlar, şahinlerin tavrı ve söylemleri ile açığa çıkmaktadır.

Bu tavırlar neticesinde mazlumlar, garibanlar daha çok eziliyor. Bu ezilme yetmezmiş gibi yeni sömürü ve işgal nedenleri oluşturuluyor, yeni yöntemler belirleniyor. Adeta olumsuzların bayrağı göndere çekiliyor. Ümitsizliğin giderek zirve yaptığı bir yerde ümidin yeşertilmesi de bu amaca matuf adımlardandır. Özellikle yazılı ve sözlü basının bütün gerçekleri halkların gözlerinden saklama ve devlet otoritelerinin dilini halka yaklaştırma gibi bir işlevi olduğunu unutmamak gerekir ki olup bitenin tahlili doğru bir şekilde yapılabilsin. Örneğin Kore’den İran’a varana kadar birçok ülkeye bu tarz spekülasyonlar savaş çığırtkanlıkları gerçeğin perdelenmesine meze oluyor. Balkanlar, Ortadoğu, Asya büyük bir gerilimin sinir uçlarını teşkil ediyor. 1987’ye ait Nikaragua örneği bile 2018’e kadar bu algı oyunlarının geçerliliğini muhafaza ettiğini gösteriyor. Bu bakımdan bu manipülatif ortamdan çıkıp hakikati görmek için algıları değil acıları ve yaraları görmek gerekiyor. Acıların haritası bize en iyi gerçek gösterici olacaktır. Hoşça bakın zatınıza…

TAŞ GEMi

“Bugünlerden geriye,/ Bir yarına gidenler kalır/ Bir de yarınlar için,/ direnenler…” (Adnan Yücel)

Not: “kaldırımlara yığılmak zor değildi/ zor değildi cebinde kefen parası olmayan biri için/ Her şeyi yüzüstü bırakmak / şimdi sağ ve sol omuzumda yazılı olanlardan başka /Her şeyi size bırakıyorum / size...” Dilaver Cebeci’nin “ Yalnız bir savaşçının ölümü” şiirini, Selçuk Küpçük bestesi ile dinliyoruz. Ne güzel söylüyor Selçuk Küpçük, kadife bir dokunuş yüreğe. Ne güzel! Çorak gönüllere bir yağmur gibi… Kaç kere dinledim bilmiyorum ama içim dışıma döküldü onu biliyorum.

Bize kadar

1- Bir Arap Atasözü der ki: “Âlim kişi Kâbe gibidir; uzaktakiler aşk ve şevk ile ona koşarlar da yakınındakilerin umurunda bile olmaz.”

2- Gökyüzüne yüzümü çevirdiğimde sıklıkla İkbal’in şu sözünü hatırlarım: “Aynı gökte uçarlarına rağmen karganın dünyası başka, kartalın dünyası başkadır.”

3- İstersen Cevdet Said’in “Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları” kitabını okuyabilirsin. Okuyanlar için yeni okuma farklı pencerelere açabilir. Kitap, “İnsan Yayınları”ndan…

4- Bu hafta çok istemek üzerine güzel bir film var. Hayat her yerde her zaman mücadeleyle geçiyor. İstemek ve azmetmek gerekiyor. “East Side Sushi” bu bakımdan naif bir hikâye sunuyor. Juana’nın mücadelesi iyi gelebilir.

DAĞARCIK

“İnsan aklının doğal ve beşerî hayata ilişkin yasaları göremediği atalet dönemleri, en tehlikeli dönemlerdir... Böyle dönemlerde birey bilincini değiştiremeyebilir. Fakat toplumun kendi bilincinde olanı değiştirmeye gücü yeter.” (Cevdet Said’den tadımlık)

TEKKE

“Sağlığına zararlı bir yaşam sürdüren bir hasta, bir hekime danışacak olursa, hekim ona önce yaşayışını değiştirmesini söylemeli; hasta bunu dinlerse, ona bakmayı ve öğüt vermeyi sürdürmelidir, değil mi? Ama dinlemezse, böyle bir kimseye artık düşündüklerini söylemeyen adam, bence doğru ve gerçek bir hekimdir; böyle yapmayansa korkak ve bilgisizin biridir.” (Platon’dan tadımlık)

Bir lahza

“Bazen biri için kafamızda kurduğumuz resme o kadar sıkı tutunuyoruz ki arkasındaki gerçek kişiyi görmeyi unutuyoruz.” (WhoAm I’dan)