“Düşmanından intikam almak dilersen biltamam
Fazlını eyle ziyade ona yeter intikam vesselam”
(Cönkten)
Düşünce hayatımız güzellikler üzerine kuruludur. İyi ve güzel olan öncelenir. Hayat bunun üzerine oluşur. Bu, zorlama bir yol değil hayatın doğal akışında kendiliğinden oluşur.
Hayat güzellikler üzerine olma hâlinde ise o zaman öylece devam eder. Bu da hayatın hemen bütününe yansır.
Alıntıladığımız beyit kime ait bilemiyorum. Dedemin cönkünde böyle beyitler oldukça fazla. Kimilerinin kime ait olduğunu sonradan çıkarabiliyoruz. Bu beytin bir başka versiyonu ise şöyledir:
“Eğer almak istersen düşmanından intikam
İlmin artuk eyle oldur ana intikam”
Yukarıdaki beyitte düşmanından intikam almak istersen fazlını çoğalt. Yani faziletini, ilmini, ahlâkını, iyi huyunu, olgunluğunu artır bu intikam ona yeter. Ýkinci beyitte ise ilmini artır denilmektedir.
Düşman diye bilinen, bellenene karşı onun huyuyla değil de kendi güzelliklerinle karşılık verirsen o zaman sen kendin olursun. Medeniyetimiz bu güzellikler üzerinedir. Bir toplumda genel olarak güzellikler ağır basarsa bu genele yansır. Ýnsan insanın aynası olunca güzelliklerin yansıması o kadar da çoğalır.
Kötü huylular örnek alınırsa o zaman da bu giderek çoğalır. Çağımız bir çürüme çağıdır. Kötülükler, çirkinlikler, vahşilikler giderek artıyor. Bu da dünya yüzündeki aynanın, aynaların çirkinleşmesinden kaynaklanır. Kötülüklere kötülüklerle karşılık verilir.
Göz kalbin yansıtıcısıdır. Kalbi ışıldayanın gözü de ışıltılıdır. Güzeli, iyiyi aramaya bakar. Ve gözlerin aşkı sahihtir.
Çirkinlikler, kabalıklar ve olumsuzlukları kendine bir bakış olarak seçenler, tercih edenlerin kalpleri kapkaradır. Onun olumsuzlukları göze, yüze, huylara ve davranışlara yansır.
Ahlâkî güzellik hayatın özüyse o zaman güzellikler tam anlamıyla bir bütün oluşturur. Medeniyetimizin özü de budur.
Kötülükler ve çirkinlikler örnek alınarak yaşanan hayatlar insanı bataklığa, karanlığa, olumsuzluklara sürükler.
Günümüzde herkes bir karamsarlık ve olumsuzluk içindedir. Ne yandan bakılırsa bakılsın olumluluk adına olanlar oldukça sınırlıdır. Gençlik boşlukta. Bu da tercih yapmada zorlanmaya neden oluyor.
Gençlik bir arayışta. Boşluk arayışı gerektirir. İnsan kendi özünün arayışında olur. Doğası bunu gerektiriyor.
Az önce sosyal medyada bir genç soğukta büzülüp dilenen bir dilenciden bir lira istedi, yerinden zorlukla kalktı bir lirayı verdi. Adamı konuşturdu genç. Evsiz olduğunu, sundurmalarda kaldığını söyledi. Genç çıkardı iki yüz lira verdi. Dilenen teşekkür etti. Benim ihtiyacımı karşıladın dedikten sonra: “Yüreğindeki merhamet sonsuzluğa meşaledir” dedi.
Bir süredir toplantılara, davetlere katılamıyorum. Katıldığım son iki toplantıda gençlere söylediğim şuydu: “Gençlik boşlukta, keskin ideolojiler dönemi bitti. Gençlerle, akranlarınızla bir dil bağı kurun. Selam verin, tebessüm edin, ikramda bulunun. Elinizde kitaplarla dolaşın. Umulmadık anda dostluklar kurabilirsiniz. Bu, bir eylemdir. Ýnsana dokunuş etkiler.”
Güzelliğin ve iyiliğin yolculuğundaki insan güzellik ve iyilikler saçar.