Göz Gözü Görmüyor

Abone Ol

Türkiye

çok gelişti; ekonomisi iyi, nüfusu genç, siyaseti beliğ, Allahın her

günü boşanmalar artıyor, şirketler batıyor, kimi İslamcılar köşeyi

dönüyor, kimi İslamcılar meslektaşının şiir kitabının alayını birden

yayımlıyor, kimi lafı geveliyor, kimi korkuyor, kimi bir gruba kızıp

dergi çıkarıyor, kimi liberalleşiyor, kimi postmodernleşiyor, kimi illa

Batı diyor, kimi AB diyor, kimi İran diyor, kimi Suriyede insanlar

ölmesin aman, aman aman Naciye diyor kimi, kimi İngiltere kraliçesini

ziyarete gidiyor bin yıllık saray gelenekleriyle ağırlanıyor, kimi

intihar ediyor, kimi kafayı yiyor, kimi İslamcılar metres tutuyor, kimi

zıvanadan çıkıyor, kimi karısından intikam almak için roman yazıyor,

kimi kıyafetleriyle İslamı modernleştiriyor -pek bir geri kalmıştı

canım İslam-, kimi kızlara kendisini ne kadar sevdiğini ve sevip

sevmediğini soruyor televizyon programında, kimi giyim ve başörtüsüyle

seksi başörtülü modeli takılıyor, kimi sakal bırakıp kravat takıyor,

kimi en dürüst benim deyip dürüstlük satıyor, kimi ahlâk yazıp

ahlâkçılık satıyor, kimi Müslümanlar yanında yöresindeki Müslüman şair

ve yazarları küçümsüyor, kimi Müslüman Müslümanların kurumlarını

küçümsüyor, kimi Müslümanlar kimi Müslüman şair ve yazarları yok

sayıyor, kimi Müslüman hikâyeci ve dergici kimi Müslüman şairlerin

şiirlerini bir müddet yayımladıktan sonra şairlerin adı belirginleşince

dergisinden kovuyor, kimi Müslüman faiz haram diyor kimi helal diyor,

kimi savaşalım diyor kimi yan yatalım diyor, kimi sağ diyor kimi sol

diyor, kimi ne sol ne sağ yaşasın para diyor, kimi belediyeden para

koparmak için edebiyat programları yapıyor, kimi başkanı Müslüman

belediyeler kültür sanata ayrılan bütçeyi abidik gubidik işlere

harcayarak edebiyatımıza katkı yaptığını sanıyor, kimi usta gecesi

düzenleyip hiç eserini görmediğimiz sözümona şairi onore ediyor çünkü

bilinen ve şiirde bir iddiası olan şairleri çağırsa şair para isteyeceği

için çağırmıyorlar bulmuşlar bir gariban oraya çıkmayı ve beş kişinin

-bu beş kişi de belediyedendir-  kendisini dinlemeye gelmesini canına

minnet sayıyor parayı bile sormuyor oysa o etkinliğe ve kendisine

ayrılan parayı belediyeden etkinliğin düzenlenmesini sağlayanlar cebine

indiriyor ondan haberi yok kürsüye çıkan garibin, kimi İslamcı büyük

yayınevleri şiir yayımlıyoruz diyerek edebiyat ortamına hava atıyor

sonra dört şairin kitabını yayımlayıp bir daha sesi soluğu çıkmıyor bir

ayda elli bin satan ama bir daha adı sanı duyulmayan sözde romancıların

popüler kitaplarını yayımlamaya devam ediyor, üstelik bu romanlarla

İslamı anlattıklarını sanıyorlar, kimi kendi kitabını bir yayınevinde

bastıramayınca yayınevi kurup ikinci sınıf şiir kitapları yayımlayarak

edebiyata hizmet ettiğini sanıyor, kimi yayıncı şairin şiir kitabını

yayımlamak istiyor ama sonra şairle şair telif istiyor diye telif

pazarlığına tutuşuyor sonunda şaire hakaret ediyor senin şiirin altın mı

diye soruyor, kimi kendisinden büyük şair olmadığını söylüyor, kimi

âlim diye bilinirken kibirden yanına varılmıyor, kimi Müslüman şairler

devletin dinsiz sistemini görmeyip devleti savunuyor, kimi şair ve

yazarlar ne de kültürlü desinler diye olmadık isimler sayıyor

yazılarında ve kitaplarında, kimi Müslüman yazar gazete köşesinde edebi

eleştiri yazıyorum havası atıyor ama arkadaşı olan yazarların

kitaplarından başkasını yazmıyor, kimi Müslüman dergisinde kendini büyük

şair ilan ediyor, kimi Müslüman hikâyeci hikâye kitabı hakkındaki övgü

dolu yazıyı dergisinde yayımlayıp kendini büyük hikâyeci zannettiriyor,

başkası aynısını yaparsa kendini övüyor diye arkasından konuşuyor, kimi

dün göklere çıkardığı şairi bugün yerin dibine batırıyor, kimi Müslüman

dergiciler kişisel çıkarı bittiğinde şiirini kapaktan yayımladığı şairi

şair saymıyor, kimi Müslüman şairler genç bir Müslüman şair hakkında

yaşından başından utanmadan sıkılmadan arkasından atıp tutuyor, kimi

Müslüman yazarlar kendisini tanrı gördüğü için çok okunduğunu sanıyor,

kimi yazarlar cemaatsel takılıyor kimi kişisel sitesini kuruyor, kimi

facebooka takılıyor kimi twit atıyor hayranlık siteme üye ol diye, kimi

kendi kitabının tanıtımını yazıp gönderiyor kültür sanat editörlerine,

kimi müstear isimle dergisinde kendi kitabı hakkında kitabı öven yazı

yazıyor, kimi Müslüman şairler kendisiyle dergi çıkarmayı kabul etmedi

diye başka bir Müslüman şair hakkında internet ortamlarında hakkında

ileri geri konuşuyor atıp tutuyor, kimi Müslüman şair ve yazarlar

internette blog ya da site açıp küfrediyor yine Müslüman şair ve

yazarlara, (Türkiyede, internette adına bolg ya da site açmayan ve

açtırmayan tek şair ve yazar ben kaldım, kalmaya da devam edeceğim),

kimi de evet kimi de -ama bu son kısımdakiler çok az- benim gibi bütün

bunlara ana avrat dümdüz gidiyor. Yani yukarıda saydığım iğrençlikleri

yapanlara dümdüz gidiyorum. Elimden başka bir şey gelmiyor.

Türkiye çok ilerlemiş, ekonomisi çok gelişmiş, dünya siyasetine yön

veriyormuş bilmem nesi ne olmuş; Müslümanlardaki İslam ruhunun yine

Müslümanlar tarafından içi boşaltıldıktan sonra devlet Müslümanların

olsa ne yazar olmasa ne yazar. Kendimde de suç bulmuyor değilim aslında;

Can Yücelle Cemal Süreya birgün Sirkecide bir yerde iyice içmişler

kafaları leyla olmuş, sonra tramvaya binmişler. Can Yücel tramvayda

Cemal Sürayaya diyor ki: "Lan Cemal biz Müslüman mıyız gâvur muyuz

bellisiz. Hem Müslümanız hem de içki içiyoruz, bu ne biçim iş".