Bir kenarından tutarak, işimize gelen kısımları konuşup, diğer kısımları görmezden gelerek ya da bilmiyorum diyerek sorumluluktan kurtulamayız. Yani İslâm’ın bir kısmı tamamı değildir. Bir kısmını tamamı gibi yaşarsanız zamanla yeni icat edilmiş bir dinin mensubu olur çıkarsınız. Herkesin, işine geldiği yerini alıp, eğip, büküp kendine göre şekil verdiği, yorumladığı ve anlattığı şey İslâm olamaz. Bugün yaşadığımız akıl almaz sorunların, inanılmaz hareketlerin, kan donduran davranışların tamamının altında bilinçsiz, baştan savma bir gösteriş dindarlığı yatmaktadır. Bunu en azından namaz kılarken fıldır fıldır dönen gözlerden anlayabilirsiniz.
Aslında konunun rahatlıkla anlaşılacağı o kadar çok örnek var ki, mesela eğer bir arkadaşınız size gelip “bu devirde bu işler böyle” diye konuşmaya başlıyorsa, bir başkası gelip rüşvet denen melaneti süslü cümleler ile cihat parası olarak takdim ediyorsa, torpilin, iltimasın, adam kayırmanın adı “ey Müslümanlar, akraba, eş ve dostlarınıza yardım ediniz” olarak sunuyorsa işte orada esaslı bir gösteriş dindarlığı var demektir. Gösteriş dindarlığında abdest alırken başın dörtte birinin mesh edilmesi, kolları dirseklere kadar yıkamak, misvak kullanmak, namaz kılarken takke takmak, her işe besmele ile başlamak hayat memat meselesidir. Diğer taraftan kul hakkı yemek, kimsenin görmediği yerlerde zina etmek, milletin imara açılacağını bilmediği tarlalarını ucuza kapatmak, çeşitli başlıkları kullanarak yetim malı yemek gayet normaldir. Her türlü israfın adı, Müslüman’ın güçlü görünmesidir. Her türlü yalanın, talanın, soygunun adı cihat ibadetidir.
Gösteriş dindarlarının hali ortada. Bu rezil tabloyu bilmeyen, görmeyen yok. Şimdi asıl problemimize gelelim. İslâm inancı ile çok fazla bağlantısı olmayanlar, yeni yetişen nesil ya da Müslüman olmayanlar, sahih dindarlarla, gösteriş dindarlarını nasıl ayırt edebilirler? Hakiki İslâm’ı gerçekten kimin yaşadığını nasıl anlayabilirler? Hele hele gösteriş dindarlarının fazlaca ön planda olduğu bir ortamda sizce sosyolojik açıdan ne gibi sorunlar ortaya çıkabilir? Bugün İslâm korkusu salgınının asıl nedeni bizim güç ve gösteriş sahibi dindarlar olmasın. Onlara sorarsanız kesinlikle değildir, çünkü İslâm’ın yegâne savunucu ve en iyi temsilcileridir. Hatta onlar olmazsa İstanbul, Mekke, Medine, Kudüs düşer, İslâm dünyası duman olur. Onlar olmasa biz olmazdık, siz olmazdınız ve onlar olmasa biz olmayız, geleceğimiz olmaz.
İşte bu gösteriş soslu dindar kafa ile mücadele etmek belki de şu topraklarda yaşayan her bir vatan evladının en kutsal vazifesidir. Hele hele ben tebliğ görevlisiyim, inancımın neferiyim diyenler evvela ve bolca bunlarla mücadele etmeli. Zira bunlar İslâm ile insanlık arasındaki duvarın ta kendileridir. Aşılmaz, sarsılmaz, yıkılmaz bir duvar gibi bütün insanlığın kurtuluşu ile insanlık arasında utanmadan dikeliyorlar. Sorunca da “elif gibi dimdik ayaktayız, yıkılmayız” falan diyorlar. Ulan siz yıkılsanız bütün insanlık kurtuluşa erecek. Bir kitle kendini bu kadar mı olduğundan farklı sunar, anlatır, bir kitle kendine bu kadar mı yabancı kalır, bir kitle kendinden bu kadar mı uzaklaşır, kendini bu kadar mı bilmez. Bu nasıl bir habis kitledir, bu nasıl bir vebadır, bu nasıl bir beladır. Şu önemli dua ile bitirelim.
Allah’ım, İslâm’ı ve Müslümanları bilinçsiz, gösteriş meraklısı, menfaatperest, kibirli, utanmaz, arlanmaz, ahlâksız, edepsiz, laftan sözden anlamaz gösteriş dindarlarının şerrinden koru. Allah’ım bizlere Hakk’ı Hak bilerek Hakk’ın yanında durmayı, batılı batıl bilerek batılın karşısında durmayı nasip et. Allah’ım bizleri affet, son nefese kadar yolunda en hayırlı işleri yapan salih kullarından eyle. Âmin.