Önce terörün sona erdirilmesi yolunda atılan adımlar,
ardından Mavi Marmara gemisinde işlediği cinayetler sebebiyle İsrail in özür
dilemesi gündeme geldi. Gelişmeleri sadece görünen yüzü ile
değerlendirdiğinizde güzel şeyler oluyor dememek mümkün değil. Elbette ülkemizi
ilgilendiren her güzel gelişme bizleri memnun eder. Ancak, olayların görüneni
ile yetinmeyip görünmeyen kısmını görmeye çalışmak, bilinmeyenleri irdelemek
gibi bir göreviniz olduğunu düşünürseniz o zaman fazlaca sevinemiyor, tedbirli
olma ihtiyacı duyuyorsunuz. Ne güzelliklere gözünüzü kapamanız ne de görünmeyen
kısmından yakalayabildiğiniz ipuçlarına bakarak felaket tellallığı yapmanız
doğru olmaz. Kısacası bardağın dolu kısmı ile birlikte boş kısmını da görmek
gerekiyor. Şu an için gerek terörün sona erdirilmesi çabaları, gerek İsrail in
özür dilemesine bakarak bardağın dolu ya da boş olduğunu söylemenin doğru
olmadığını düşünüyorum.
Kısacası iktidar yanlısı medyanın attığı çığlıklar,
olayların görüneni ile yetinmeyip görünmeyen kısmına ışık tutma çabası içinde
olanlara yönelik saldırıyı en hafif ifadesi ile hazımsızlık, kraldan fazla
kralcılık, bazıları için de Saldır Co luğa soyunmak anlamına gelebilir.
Bunlara gerek yok. Çünkü eğer AK Parti iktidarının darbeler dönemini
kapattığına, demokrasinin önündeki engelleri kaldırma yönünde mücadele
verdiğine samimi inanılıyorsa olayların görünen ve belli merkezler tarafından
aktarılan bilgilerle yetinmeyen, işin perde arkasını araştırmaya kalkanlara
karşı özellikle iktidar yanlısı medyadan yükselecek saldırı hamleleri iktidara
destek olmak değil, aksine yapılanlara karşı bir direnç oluşmasına yol
açacaktır.
Geçmişten günümüze gelen ben merkezli yaklaşımlar ve
değerlendirmeleri terk edemediğimiz sürece insan hak ve özgürlüklerini her an
dilimizden düşürmesek bile bu hakların hayata geçirilmesini sağlayamayız.
Özellikle de bir takım kimselerin vatanseverliği kendi inhisarlarında görmeleri
geçmişte bu ülkede darbelere zemin hazırlayan bir yaklaşım olmuştur. Gelinen
noktada darbeler döneminin kapandığını söyleyenlerin kendileri gibi
düşünmeyenleri hainlik , tahammülsüzlük gibi yorumlarla itham etmeye
kalkışmaları sağlıklı bir yaklaşım olamaz. Eğer bu yaklaşım devam edecek olursa
o zaman geçmişten farklı bir noktaya gelemediğimiz duygusu gelişir. Bir ifade
ile dünün vatan hainleri vatansever; vatanseverleri ise vatan haini konumuna
geçmiş olur.
Dün birileri kendileri gibi düşünmeyen ve inanmayanların
halktan gördükleri desteğin artmasına tahammül edemedikleri için halkın
iradesini askıya alma hakkını kendilerinde görmüşler ve bugün bunun hesabı
soruluyorsa şimdide iktidar yanlısı bazı gazete ve yazarların kendileri gibi
düşünmeyenleri Ergenekoncu olarak nitelendirmeleri, daha doğrusu Ergenekoncu
olmadıklarını bildikleri halde aynı kefeye koyma çabaları sadece onları mahcup
eder ve gelecekte mahkûm olurlar.
Terörden nemalanan, varlıklarını teröre borçlu olanların
dışında terörün sona ermesini istemeyen bir tek kişi olduğunu sanmıyorum.
Ancak, söylenenler ile uygulamanın örtüşüp örtüşmeyeceğini sorgulamak herkesin
hakkıdır. İsrail Başbakanı nın, Obama nın zorlaması ile Türkiye den özür
dilemesi elbette güzel bir gelişmedir. Ama, bu, İsrail in işlediği cinayetleri
temizlemez. Temizler diyenlerin gözünü iktidar hırsı bürümüş demektir. Ayrıca,
ABD ile İsrail in yapışık ikizler olduğu, bu ikilinin bölgemize ve ülkemize
yönelik bazı beklentilerini gerçekleştirmek adına Türkiye nin gönlünü almaya
ihtiyaç duymuş olabileceklerini hatırlatmak ihanet değil olsa olsa gerçekçi bir
yaklaşım olur. Aksi bir yaklaşım ABD ve İsrail i tanımamak anlamına gelir. Bu
bakımdan birbirimize tahammülü öğrenmek durumundayız. Aksi halde demokrasi
şarkıları söylemenin anlamı kalmaz.