Yaygın bilgi akışı sağlayan gazetenin insan üzerinde,
selüloz kadar doğal bir etkisi vardır. Hem enformasyon sağlar hem de fıtrata
uygundur. Tabii okunan içerik ifsat edici değilse. Çok gazete okumanın benliği
dönüştürdüğüne dair kayda değer bir bilgiye rastlanmamıştır. Radyo ya
baktığımızda yine fıtratta derin yarılmalara yol açtığı söylenemez. Radyo
dinleyen kişinin göz koordinasyonu bozulmadığı için kişi çevresiyle uyum
içindedir.
Ekranın icadıyla doğal yayının tılsımı bozuldu. TV nin
pik yaptığı dönemde evlerde başlar bugüne göre dik durumdaydı. Bugünlerde
başlar aşağı doğru bakıyor. Artık avuç içi ekranlar her bireyin elinde ve evler
daha sessiz. Ekranlarda parmak ucuyla bir şeyler aranmakta. Araştırmalar bu arayışın son noktasını sanal
kimlik oluşturmaya varacağını söylüyor. Ya da yitik benlik arayışı! Kimliğin
sanalı olur mu demeyin küresel çapta hızla yayılmakta.
İnsanı bahtiyar eden duygular vardır. Günlük yaşantıların
arasında kaybolmadan var olabileceğimiz değerler Bunlardan biri, kişinin
arkasında destekleyici bir aile fonunun olmasıdır. Aile bağları güçlü olan
kişinin kendine güveni yerindedir. En kırılgan dönemde bile ailenin soluğu
arkasındadır. Aile ilişkileri sağlam olan daha girişimci ve sorunlara karşı
daha dirençlidirler. Ne var ki bugünlerde değişen bir şeyler var:
Aile ve toplum aidiyetinden kopuşun fotoğrafı var
önümüzde. Sanal ağlarla yedek kimlikler
edinmek; ekran karşısında durumun nerelere kadar varacağını gösteriyor. Kültür
yapımız açısından baktığımızda, tablo daha net durumdadır. Yaşadığı toplum
kişiye ortalama bir konum biçerdi. İnsanın taşıdığı cevher az çok zamanla
anlaşılırdı. Şimdi yaşanan çok yeni bir durum var. İnternet ceplere düştükten
sonra bu gelenek değişime uğradı Özellikle iki bin yılından sonra dünyaya
gelenleri bekleyen bir risk var. Kısaca görünmek istediğin gibi olma imkânı.
Kişinin donanımı yetersizde olsa da oluşturulan imajın devam etmesi. Evet, sosyal medya marifetiyle olmadığın gibi
görünebilirsin. Hem de binlerce kişinin beğenisiyle.
ELEKTRİKSİZ
EVLERDEN Wİ-Fİ Lİ EVLERE
İnternete takılma oranı giderek artmakta; verilere göre ortalama yedi saat civarında. Tabii ki
büyük bölümü sosyal medya paylaşımları oluşturuyor. Burada internetin
kötülüklerini sıralamayı düşünmüyorum. Yeni duruma yani dünden bugüne değişen
nedir ona bakmak muradım.
Aile içi yaşanan sorunlar, eşlerin birbirine karşı
ilgisizliği, ebeveynlerin çocuklarla ilgi kurma eksikliği ve anlam boşluğu,
insanı avunacağı arayışlara itmekte.
Doğrusu iyi şeyler yapmak için geç değil. Suya atılan
taşın son dalgası henüz kıyımıza vurmadı. Elektriksiz evlerde dünyaya gelen
dedelerin torunları Wi-Fi lı evlerde dünyaya gözlerini açıyor. Orta kuşak anne
ve babalar bu iki kuşak arasında bir karizmaya sahip. Gelenekle gelecek arasında
ki bu hızlı değişime ancak orta kuşak hayra çevirebilir. Ebeveynler başta
kendilerini frenleyerek çevrimiçi olmaktan aile içi olmaya daha çok katkı
sunabilirler. Donanımları yeterince zengin ve çocukluk hikayeleri örnek
alınacak türden
GENÇLERE ZİHİNSEL
KODLAMA!
Sanal alanın olumsuz etkisiyle sorun, farklı noktalarda
uç vermekte. Aile içi iletişim, eğitim ve başarı, sosyal çevre, arkadaşlık
ilişkileri ve genç bireyin kırılgan ruhsal yapısı. Her alanda bir başkalaşma
yaşanıyor. Sosyal ağ iletişimi sıradan bir ilgi olmaktan çıkıp, insan algısı
üzerinde değişime neden oluyor. Bireye yeni bakış açısı kazandırıyor.
Subliminal mesajlardan, oyun karakterlerine kadar yaşanılan bir dolu etkileşim
var. Örneğin çizgi film karakterleri, yirmi yıl öncesine kadar ortalama insan
figürlerini yansıtmaktaydı. Ne var ki şimdilerde bu filmler, bir algı
oluşturup, özendiren modellere dönüştü. Örneğin incecik manken tiplemeleri ile
daha çocuk yaştan itibaren, özendirilen model algısı oluşturuluyor. Bu
yönlendirmenin önemli yanı, kadının moda akımlarına uyumunu sağlayarak,
sektörlerin değirmenine su taşımak. Daha can alıcı nokta ise modern insanın
ilgi alanını, moda, zayıflama ve bir tür amatör diyet uzmanı yapma gayreti var.