Görülüyoruz O Halde Var Mıyız? 1

Abone Ol

Görülüyoruz O Halde Var Mıyız – 1

Çılgınca bir yarış bu… İspanya’da salınan boğaların önündeki insan seli gibi… Hem korku, hem cesaret, hem koşu, hem saklanmak, hem dikizleme, hem dikizlenme,  hem gösteriş, hem gizleniş… Zararını bilmemize rağmen meydan okurcasına başkaldırma… Uyuşturucu misali bağımlılık… Kadını-erkeği-çoluğu çocuğu-genci-yaşlısı, Hristiyan’ı-Yahudi’si-Müslüman’ı-ateisti-putperesti-Budist’i; zencisi-beyazı-sarısı-Arap’ı- Türk’ü, Alman’ı Amerikalı’sı- İngiliz’i Fransız’ı. Japon’u, velhasıl kelam bütün dünya bu koşuda…

Sosyal medya arenasındaki bu koşu sayısı artarak devam etmekte… Facebook, Twitter, Instagram bu koşunun ileri çıkan üçlüsü… O ne, insanlar kaçmıyor ki… İnsanlar kaçmıyor kaçıyormuş gibi yapıp bunların üzerine geliyor… Onlar da insanları internetin derin ve karanlık sularına çekiyorlar… Hiç düşündünüz mü o karanlık sularda neler var Işığımızın eriştiği yerlere kadar ulaşıp bir bakalım inşallah…

Facebook büyük bir çılgınlık… Facebook hayatlarımızın tamamını kapladı neredeyse, istisnalar hariç, herkesin bir Facebook hesabı var en az... İki-üç veya daha fazla hesabı olanlar da var bu arada tabii ki de… Fake hesap deniyor internet dünyasında bunun gibi hesaplara… Fake hesap yani sahte hesap…

Gün geçmiyor ki gazetelerin üçüncü sayfalarında Facebook sebepli haberlere, cinayet veya boşanmalara rastlamayalım… Zamanla belki bu haberler daha da sıradanlaşacak ve önemsizleşecek… Doktorların nezdinde kan veya ölümün sıradanlaşması gibi… Hiç düşündünüz mü Facebook’un DİKİZLEME KÜLTÜRÜ’nün bir parçası olduğunu Dikizleme; Niedzviecki’ye göre “herkes hakkında her şeyi bilme ve öğrenme arzusu”ymuş... Konuyu biraz açacak olursak, sosyal medyadaki dikizleme modern çağdaş bir dikizleme, modern röntgencilik... Eskiden TV programlarında gönüllü dikizlenen dikizlendirilen insanlar şimdi yine aynı gönüllülükle daha da fazla kişiler tarafından dikizlenmekte… Hal Niedzviecki, bu konuda şöyle demektedir: “Dikizleme Kültürü, 21. yüzyılın teknoloji toplumunu adına ister eğlence, ister kişisel gösteri, ister dikkat çekme diyelim, bedenleri ve ruhları ile sürekli soyunan ve bu bitmeyen çıplaklığı  izleyen büyük bir kalabalığa çevirmektedir.” (Hal Niedzviecki, Dikizleme Günlüğü, çev., Gökçe Gündüç, 1.Basım, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2010, s. 27.) Dikizleme daha da ileri safhalara giderek farklı boyutlara ulaşmakta Facebook’un o karanlık dehlizlerinde… Ve Facebook’un kuruluş sebeplerinden biri olan cinselliğe hizmet etmekte… Bu hizmete bizler de gönüllü olarak ama genelde farkına varmadan katkıda bulunmaktayız… Nasıl mı Bunu kategorilere ayırıp bölüm bölüm incelemek niyetim. Birincisinden başlayalım inşallah. Hiç düşündünüz mü biz bu Facebook’un rivayet edilen kuruluş amacına nasıl katkıda bulunmaktayız   Söyleyeyim… Fotoğraflarımızı yayınlayarak…

Resimlerini paylaşanların çoğu biliyorum ki art niyetsiz paylaşıyor. Buna elbette ki bir lafım yok. Ancak art niyetsiz olarak paylaştığınız bu tarz kişisel fotoğrafların başınıza ne gibi sorunlar açabileceğini bilseydiniz, emin olun paylaşmazdınız.

Geçtiğimiz aylarda bir haber düştü gazetelere: “FACEBOOK’TA FOTOĞRAF PAYLAŞIRKEN 40 KERE DÜŞÜNÜN” başlığıyla yayınlanan haberde; Trabzon’da polise başvuran bir hanım,  sosyal paylaşım sitesindeki hesabının ele geçirilerek fotoğraflarının alındığını ve cinsel içerikli porno sitelerinde kullanıldığını ileri sürmüş. Olay doğrulanıp ilgili soruşturma başlatılmış. Bu hanım olayı fark edip gerekeni yapmış… Buna benzer nice hanımın nice kızın fotoğrafları çalınmakta Facebook ve instagram gibi Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinden… Hiç düşündünüz mü resimlerinizin nasıl çalındığını Siz paylaştığınız fotoğrafı gizlilik ayarlarından arkadaşlara veya özel birkaç kişiye ayarlamayıp herkese işareti olan dünya yuvarlağına ayarlarsanız herkes görür ve kolayca resminizi bilgisayara indiriverir. O halde öncelikle o ayarları iyi öğrenip iyi kullanmalıyız. Resimleri “arkadaşlar” veya “özel” veya sadece “ben” ayarlarıyla paylaşabilirsiniz. Hatta görmesini istemediğiniz kişileri kısıtlayabilirsiniz. Veya görmesini istediğiniz birkaç kişiyi de bu ayarlarla ayarlayabilir ve o resimleri sadece o birkaç kişi görebilir. Peki, gizlilik ayarları her sorunu çözüyor mu   Tabii ki de hayır. Öncelikle hanımlarımız, hanım kızlarımız  “mahremiyet” kavramının içerdiği ölçülere dikkat etmeliler ve kendilerini zora sokacak, utandıracak hatta ilerde aleyhlerine bile kullanılacak resimleri paylaşmamalıdırlar… Genç kızlar poz poz fotoğrafları çektirirken bu fotoğrafları bir sanatçı edasıyla çektirmemeliler. Dudaklarını büzüştürmemeli. Etekler kaldırılmamalı, imalı bakışlar, gülüşler, çocukları da olsa öpmeler olmamalı… Çünkü bu tip pozlar porno sitelerindeki ahlaksızların, sapıkların dikkatini çekip, o pozları indirmelerine teşvik olmakta… Bu pozları dindar olmayanların yanı sıra tesettürlü olan hanımlar, hanım kızlar vermekte… Beni şaşırtan ve şaşırttığı kadar da düşündüren de bu… Niedzviecki, bunu; Toplumumuzun dikte ettiği mahremiyetten kaçma dürtüsü” olarak yorumluyor. Ve şöyle diyor: “Peki, neydi bu dürtü Toplumumuzun dikte ettiği mahremiyetten kaçma dürtüsüydü… Hayatımızdaki özel anları kullanarak bariyerleri yıkmak ve başka insanlarla  bu yolla iletişim kurma dürtüsüydü…”(Hal Niedzviecki, Dikizleme Günlüğü, Gökçe Gündüç (çev.), 1.Basım, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2010, s. 234.) Hayatımızdaki özel anları kullanarak bariyerleri yıkmak ve başka insanlarla bu yolla iletişim kurma dürtüsü… Hiç düşündünüz mü Hal Niedzviecki’nin bu yorumu doğru olabilir mi Yani bu resimleri paylaşmamıza bizi iten dürtü “toplumumuzun dikte ettiği mahremiyetten kaçma dürtüsü” olabilir mi

Hiç düşündünüz mü muhterem hanımefendiler siz fotoğraflarınızı hiç bakkala, manava veya sizden bir resmini versene diyene verir misiniz Kendi resminizi dışardaki yabancı birine veya her isteyene verir misiniz O yabancı birinde resminizin olması sizi rahatsız eder mi Vermezseniz ve bundan da rahatsızlık duyarsanız ne demeye resimlerinizi Facebook, instagram ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde paylaşmaktasınız Oradaki adamların bakkalınızdan kasabınızdan veya herhangi bir komşunuzdan ne ayrıcalığı var Akrabanız mı Eşiniz mi Kaldı ki öyle resimler vardır ki insan en yakınından bile gizlemek gereği duyar. Gizlemek gereği duyduğunuz resimleri ne diye elin oğluna açarsınız Siz görmüyorsunuz sanal diyorsunuz ama o sanalın içinde bir gerçek var… Yani orada capcanlı birileri var… Üstelik iyi niyetinden bile şüphe edebileceğimiz yabancılar onlar… Düşünün onlar sizin paylaştığınız resimleri indirip bilgisayarlarında bakıyorlar. Belki bastırıp resim olarak ceplerinde taşıyorlar. Kim bilir ne hayaller kuruyorlar o resimlere bakarak… Böyleleri yoktur diyebilir misiniz yani sapık veya hasta ruhlu insanlar yok mudur Hiç düşündünüz mü Kur’an-ı Kerim’in Ahzâb Sûresi 32. âyetinde “…kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder” diye bahsedilen kişiler yok mudur Elbette vardır. Hasta ruhlu, sapık, psikolojisi bozuk, şehvet düşkünü, çapkın pek çok insan… Merak ediyorum, sizin resimlerinizin başkalarının elinde veya gözünde olması ailenizi sizi sevenleri rahatsız etmez mi Onları üzmez mi Hatta iftira boyutuna ulaşan yalanlarla mutluluğunuz bozulmaz mı