Gönüllerin Kapıları Açık Dursun

Abone Ol

Gönlün, ruhun, kalbin kapılarının daralması insanı bunaltır. Bunalım insanın sağlıklı düşünmesini engeller. Karmaşık duygular, yanlış yönlendirmeler, değinmeler, sataşmalar, kibirler, aşağılamalar insanı insan olmaktan çıkarır. Gözler pörtler, yüzler gerginleşir, insanı âdeta yiyecek gibi hâllere bürünür.

İnsan, insanla var. İnsan var oldukça birbiriyle iletişim hâlinde olmak zorunda. Kalabalıklar insanları yanıltmasın. Kalabalıklar içinde de yalnızlaşır. Eğer kendi ruh dünyasının ortamında değilse, eğer ruh ortamını bulamayacak bir durumdaysa yabancılaşır.

Yabancılaşma insanın kendisi olamamadır.

Her dönem insanlık için zordur. Dönemlerin farklılıkları kiminde zorlaştırır, kiminde kolaylaşır. Geçmiş zamanlarda hayat yerel ve sınırlı yaşanır, yaşananlar bölgeleriyle genel anlamda sınırlı kalırdı. Küreselleşen dünyada mekân daraldı, zaman hızlı bir akışta. Dünyanın bir ucunda olup bitenlerden anından haber alınıyor.

Güzel konuşan güzel karşılık bulur, karşılığı da güzel olur.

Güzel bakan göz ışıltılıdır, öfkesizdir, o göz karşılık bulur.

Âşıkların ilk buluşması ya güzel söz ya da güzel bir bakışladır. Aşk gözü insanın derinden kavrar. Bu kavrayış nefrete dönüşmedikçe ömür boyu sürer.

Aşk bir milletin ruhunda var ise, şiir gibi, türkü, melodi gibi yaşanır. Şair milletin dili merhamet ve sevgi yüklüdür. Onlardan insanlara sevgi akar, ağıtlarıyla, içli sesleriyle, düşündüren vurguları ve imlemeleriyle.

Bizin ruhumuzu temsil eden şiirin güçlü dili, güçlü insanını nerede olursa olsun belli eder.

Üstad Sezai Karakoç’un “Köşe” şiiri bütünüyle bir güzellik şaheseridir. Çok severim. İnsanımızı anlatan derin ve vurgulu bir şiir ve bir sestir. İnsanlığa bir sesleniştir.

“Ben leylâ gibi güneş doğarken uyanamam

Şehir Gece gündüz benim içimde uyur

Leylâyı götürüp Londra’nın ortasına bıraksam

Bir bülbül gibi yaşamasını değiştirmez çocuktur

 

Leylâ diyorsam kesik yanaklarıyla leylâ

Üç köşeli dünyasıyla

Okuyla yayıyla yaylasıyla acımasıyla

Leyla diyorsam şu bizim gerçek Leylâ

Biz seni işte böyle seviyoruz Leylâ

O gitti bize ağlamak kaldı kala kala.”

Bizim insanımız nereye giderse gitsin güzellikleriyle kendini belli eder. Dünyanın güzelleşmesi için de Leylâ gibi güzellikler ruh dünyamızı ışıtır, gösterir.

Milletimiz medeniyetinin şiir ruhundan ve dilinden uzaklaştıkça kabalaştı, kabalaştıkça acımasızlaştı, acımasızlaştıkça merhamet ve sevgi dilini yitirdi.

İnsanın gönül dili ve ruhu karardıkça olumsuzluklar yüze, gözlere ve dillere yansır. İnsanın insana geliş yolları kapanır. Biz biliriz ki sevgi dili insanların ulaşılabileceği en etkili yoldur. İnsanın gönlünden gönlüne geçişi sağlar. En katı yürekler bir zaman sonra beklenmedik anda yumuşar.

Bir Müslüman gönül kapılarını açık tuttukça oradan gelişler hızlanır. İnsanları uzaklaştırmak ve medeniyetimize yaklaştırmanın en iyi ve güzel yolu sevgi ve merhamet dili ile gönül kapılarını açık tutmadır. Gönül kapını açık tut ki karşılık bulasın.