Gönülden Dile Gelen Dualar

Abone Ol

Dua herkesin dediğini demek, içinde karşılığı olmayan bir talebi onaylamak mıdır? Art arda sıralanan, çoğunluğu kafiyeli ve secili cümlelere “Âmin” demekten ibaret midir dua seremonisi. Daha açık bir ifadeyle, dua bir seremoni midir?

Ardı arkası kesilmeyen dua seansları oldum olası ruhumu yormuştur. Allah’tan bir şeyi istemenin de bir nezaketi vardır çünkü. Duayı sadece istemeye indirgemek duanın maksat ve esprisini bilmemektir. Dua davettir çünkü. Allah’ı içinde bulunduğun âna davet etmek, istemeyi buluşmaya vesile kılmaktır dua. On beş yıl kadar önce duanın folklorik ve antropolojik tarafını irdeleyip dua ve beddua kültürümüzü derleyen bir kitap yazmıştım. Sunumu yanlış anlamalara mahal verdiğinden olacak “Türkiye’nin ilk dua ve beddua antolojisi” niteliğindeki bu kitap gerekli sahih okuyucusunu tam bulamamıştı.

Aynı zamanda Din Öğretimi Genel Müdürlüğü görevini de ifa eden edebiyatçı yazar Mehmet Nezir Gül Bey’in kaleme aldığı ilk baskısı Kasım-2022’de yayımlanan “Gönülden Dile Gelen Dualar” kitabını okuduğumda arzuladığım hedefi önemli ölçüde karşıladığını görmekten mutluluk duydum. Zira kitapta dua kavramına doğru bir yerden yaklaşılmış, kalple dil arasında olması gereken irtibat ıskalanmamış. Anlayacağınız, ne söylediğini ve kime söylediğini bilen dualar cümlesine dahil olmuş. Hayatın çeşitli safhalarında insan acziyetini yansıtırken sesini yükseltmek yerine samimiyetini diri tutmuş.

Nezir Gül Bey kitabın ön söz kısmında dikkat çekici bir cümle kuruyor: “Elinizdeki kitapta yer alan metinler, biraz sıra dışı dualar” Ben bu ifadeyi sırayı bozan dualar anlıyorum. Zira gırtlaktan kalbe sirayet etmeyen klişe duaların sırasını bozmak gibi hayırlı bir vazife ifa etmiş yazarımız. Allah’la herkes istediği dilden iletişime geçebilir ve duanın en sahici dili hangi dili konuşuyor olursanız olun “yürekçe” olanıdır.

İnanmış insan için hayat duadan ibarettir. Duamız olmadığı takdirde yaratıcımız katında bir değerimizin olmayacağını da biliyoruz. Günlük hayat bu yüzden çok önemli. Hayatın telaşesi içerisinde oradan oraya savrulurken bizi zapturapt edecek şey Allah’ı hatırlamak yani duadan başkası değildir. Sıkışan hayatımızın nefes alabilmesi için şöyle söylemek söylenen sözü ve niyeti dualaştırır: “Hayatımız boyunca yaptığımız her iş Allah rızası için olsun, salih amellerimize Allah ecrini bol versin. Verdiği nimetler, hayırlar ve güzellikler, uzaklaştırdığı tüm şerler için elhamdülillah.”

Gönülden Dile Gelen Dualar kitabından seçtiklerim:

*İçten ve samimi olmak, dilimizin ucuyla usulen istememek. (İç istemeyince dış istemiş olmaz. Allah’ın biz insanlara “istemek-dilemek-irade” gibi bir sıfatı boşuna vermediğini bir kez daha düşünmek.)

* “Allah’ım kalbimi dinin üzerine sabit kıl” (Hadis) (Kalp modern algıda olduğu gibi sadece kalpten ibaret değildir, akıl da buna dahildir. Dolayısıyla “Aklıma mukayyet ol!” şeklinde de anlaşılabilir.

* Günümüz Tevhit üzere olsun. (Tevhitten saptıkça gün aydınlığına kaybeder. Günaydın demek de bir fayda sağlamaz.)

“Ya Rabbi! Bana sevgini vermekle beni rızıklandır.” (En büyük rızık Allah’ı sevmek ve O’nun tarafından sevilmektir. Bilirse şayet her insanın bu sevgide nasibi vardır)

*Hidayetimiz için çırpınan, batılda kalanlar için kendini harap eden, onları uyaran Nebi’ye saygılar olsun! (Sahici aydınlanmayı sağlayan Nebi’ye ihtiram)

* Her alanda güzel insan yetiştirmeyi bizlere kolaylaştır. (İnsanın önündeki barikatları kaldırmak için sadece fiziki güç yeterli değildir. Dua da eğitime dahildir.)

“Bizleri, başkaları ile iyi geçinen, kendisi ile de iyi geçinen, insanlara hayırlı kullarından eyle.” (Kendisi ile iyi geçinmeyi bilmeyene kim ne eylesin?)

*Kadını ve erkeği üstün kılma çabasına girmekten bizleri muhafaza eyle Allah’ım!” (Üstünlük payesini verme hakkını kendinde gören insanın dünyayı ifsat etmek için başka bir şey yapmasına gerek yok. Fazilet derecelerini tayin ve tespit ancak insan üstü bir güç ve kudretin hakkıdır.)

*Kainattaki her bir varlığı bize ayna eyle!” (Göz kendini göremez. İnsan kendini kendi dışından görür.)

*Gözümüzü kulağımızı terbiyeli eyle! (Gözün ve kulağın merkezden bağımsız davranmadığı hocası kalp olan bir eğitimden geçmesi)

*  Günümüz bir musiki kıvamında hoş, lahuti, ilahi, coşkun ve güzel olsun. (Günün güneşi musikiye dönüşüp sırtımıza, yüzümüze ve kalbimize vursun. Yaşama sevincimiz yenilenip yinelensin!)

* Maiyetinde çalışan insanların emeğine saygı duyan, onlara insanca davranan, çalışma şartlarını kolaylaştıran, alın teri kurumadan ücretini ödeyen, gücünün üstünde iş yüklemeyen yönetici/patronlardan eyle. (Çalıştırdığı kişileri köleleştiren bir nefis değil köle azat eden bir ruh bahşet!)

280 sayfadan seçtiğim duaların bendeki çağrışımlarını aktarmaya çalıştım. Sevgili okur, dua ederken acele etme! “Allah’ım sabır ver, ama çabuk olsun!” diyenlerden olma. Niye duam kabul olmuyor diye kafanı duvarlara vurma zinhar! Bilmezsin ki bu günkü mutluluk ve saadetinin önemli bir kısmını kabul olmayan dualarına borçlusundur. Ya onlar da kabul olsaydı halin nice olurdu!

Daha da çok malumat istiyorsan sevgili okur, gönülden dile gelen bu duaları gönlünden gelerek oku!

(Gönülden Dile Gelen Dualar-M. Nezir Gül-Türkiye Diyanet Vakfı)