Gönüldeki taşları Mina?da atmak!

Abone Ol

Hacca gidiyorsunuz. Mukaddes topraklara. Gitmeden önce prova

yaptınız, diğer hacı adayları ile beraber. Nasıl tavaf yapılır, say nasıl

yapılır, Şeytan nasıl taşlanır Hepsini tek tek gitmeden öğrendiniz. Lebbeyk

demeyi,  dua etmeyi de öğrendiniz. Artık

hazırsınız, kutsal topraklara yüz sürmeye. Peki, hiç düşündünüz mü oralara

neler götürüyorum, oralardan neler getireceğim Diye. Evet, Hiç Düşündünüz mü

Yo yo ben eşyadan, yiyecekten, hediyeden bahsetmiyorum. Dönüşte vereceğiniz,

tülbent, tesbih ve seccadeden hiç ama hiç bahsetmiyorum. Ben günahlardan dem

vuruyorum, günahlardan. Hiç düşündünüz mü Beytullah a günahlarınızı götürmeyi

Bir düşünün öyleyse. İsterseniz düşünmenize yardımcı olayım. Gittiniz Kâbe ye

yüz sürdünüz. Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk: Buyur Allah ım, Buyur. diye yana

yakıla tavafınızı yaptınız. Günahlardan mahçup Günah yükünün ağırlığından iki

büklüm Öyle ya neler yapmıştınız, buralara gelmeden Bir düşünün

Gönlünüzden öfke ve haset veya şeytanın vesvesesi sonucu

patlayarak fışkıran lavlar, ağzınızdan yol bulup akarken nice insanları yaktı,

incitti, üzdü, yıktı. İsteyerek ve istemeden yaptığınız hile, iftira, dedikodu,

kul hakkı, yalan,  entrika, oyun, şehvet,

ihanet. Hırs, tamah, aç gözlülük, cimrilik, bencillik   Kim bilir belki bir yetimi ağlattınız, bir

öksüzü kırdınız, belki de evlat ayırımı yaptınız. Belki de ana-babaya,

kaynana-kaynataya, kardeşe-bacıya, kısacası insanlara hor baktınız. Belki de açıkgözlülük yapıp, mallara

kondunuz. Dolandırdınız Tartıştınız. Kavga ettiniz. Ara bozdunuz. Bunun gibi

küçüklü büyüklü pek çok günah işlediniz. Pişman oldunuz bir süre sonra.

Geldiniz affedilir umuduyla Beytullah a. Koştunuz Allah ın Evi ne: Affet beni

Rabbim diye. Döndünüz O nun evinin etrafında defalarca. Acaba kapısını bana

açar mı Diye. Bir umut döndünüz. Açılmadı kapılar.   Sonra koştunuz Safa ile Merve nin arasında.

İçinizdeki bu volkanı söndürmek için. Koştunuz bir Safa ya, bir Merve ye.

Ağladınız ne çok günahım var Diye. Ağlarken Arafat ta buldunuz kendinizi,

durdunuz bir süre. Kendinizi buldunuz, kendinizi bildiniz. İtiraf ettiniz Rabbim

sana layık kul olamadım diye. Ağladınız. Ağladınız. Rabbim ben burada senin

evinde senin misafirinim. Sen beni affet  diye niyaz ettiniz. Gözyaşlarınızla o içinizdeki kötülük volkanını söndürdünüz. Ama o lavlar

içinizde irili ufaklı taşlara döndü, o an taşlaştı gözyaşlarıyla. İşte o

taşları hemen o gönülden alıp, atmanın vaktidir, Mina da Taş atarken şeytana

gönlünüzdeki, kalbinizdeki taşlardan da alıp atın. Vaktidir o katılaşan taşları

atmanın. Bir daha öfke ateşiyle eritip, lav haline getirtmeden,  vaktidir atın o taşları gönlünüzden. Büyük

taş- büyük günah, küçük taş küçük günah; atın kalbinizdeki o biriktirdiğiniz

taşları, atın kutsal topraklara getirdiğiniz günahları. Şeytana hediye edin.  Şeytana iade edin günahlarınızı. Almayacaktır

bunları, hatta bu günahlardan sizi sorumlu tutacak, kanmasaydın diye

karşınıza geçip gülecektir. Yüreğinizdeki iman iktidarının tek muhalifi

şeytandır. Allah la aranızdaki duvar, O na gidişinizdeki engel.   Aradan kaldırmak için bu laîn engelini,

savaşın. Atmaya devam edin o günahtan kararmış, kayalaşmış taşları. Ta ki

şeytan yenilene kadar. Aman ha onları atmadan gelmeyin Mina dan! Kurtuluşa

ermeden gelmeyin.  Sizleri esir eden

şeytanın ve nefsinizin zincirlerini kırmadan gelmeyin Hac dan. Bu savaşta

kaybedecek neyiniz var ki Kefenden başka Ama bu savaştan galip çıkarsanız,

alacağınız ganimeti hiç düşündünüz mü

Allah ı n dostluğu, sevgisi.

Bunun için değmez mi şeytanla savaşa hiç düşündünüz mü O

halde Beytullah a giderken götürün günahlarınızı ve orada atın yüreğinizdeki

taşları, o taşlardan boşalan yerlere ise doldurun Muhabbetullah ı