Gönül Muhabbetinle Yansın Ya Habibullah!

Abone Ol

Yeryüzü, İki Cihan Güneşinin âşıklarından boş değildir.

Bu âşıklar her an Allah ın Rasûlü ile mânevî beraberlik halindedirler. Fenâ

fi r-Rasûl olmuş bu mübarek zâtların en korktukları şey bir an dahi olsa

Allah ın Habibi nden ayrı yaşamaktır.

Siz nasıl nefes almadan yaşayamazsanız, o Peygamber

sevdalıları da Allah ın Habibi ni müşahede etmeden yaşayamazlar. Rabbim bizi ve

sizi o Peygamber âşıkları ile dost etsin. Kalbimizi Rasûllerin Seyyidi nin

muhabbeti ile doldursun. Âmin.

Bu yıl Hac mevsiminde bu âşıklardan biri ile karşılaştım.

Kubbe-i Hadrâ nın karşısında bağdaş kurmuş, kendinden geçmişti. Selam verdim.

Yaşlı gözleriyle yüzüme nazar etti. Derisi simsiyahtı. Kim bilir Afrika nın

neresinden gelmişti. Ama siyahî yüzünde öyle bir nur vardı ki her yanı

aydınlatıyordu. Gözlerinden billûr gibi yaşlar boşanıyordu. Bir an yüzüme

baktıktan sonra tekrar Kubbe-i Hadrâ da yatan nur deryasına daldı. Ya

Rasûlallah, Ya Habiballah diyerek adeta sayıklıyordu. Büyük bir vecdle

kendinden geçmiş, kalben İki Cihan Güneşi ni seyrediyordu. Bu mübarek adamdan

dua istedim. Allah razı olsun duasını esirgemedi. O duanın tesiriyle Âlemlerin

Efendisi ne yöneldim. Belki ayağının tozu oluruz ümidiyle ondan imdat istedim.

Cümlemize dostlar, cümlemize imdat eylesin Rasûlallah.

Rabbimiz in izniyle O nun şefaati olmazsa, O nun imdadı yetişmezse nereye

varırız

Allah ın Habibi ni yeterince sevebiliyor muyuz Altına,

eşyaya, kadınlara, oğullara sevdalanmış gönüllerimizde Sevgililer Sevgilisine

ne kadarcık yer ayırabildik O nu gerçek manada seven, kalpleri muhabbetle

yanan âşıklara baktığımızda ne kadar acınacak hâlimiz var

Sahabe-i Kirâm dan Nesibe Hatun Radıyallâhu Anhâ Uhud

Harbi nde kocasını, babasını ve kardeşini kaybetmişti. Sahabeler teselli için

onu ziyarete gittiler. Dedi ki: Rasûlullah sağ mıdır Evet, cevabını alınca

doğruca Rasûlullahın yanına gitti. O gül yüzlü baktı da dedi ki: Rasûlullah

sağ olduktan sonra hiçbir şeyin önemi yok. Şükürler olsun Ya Rabbi!..

Bizim hanımlarımızda bu mübarek kadını örnek alsınlar.

Rasûlullahın sünnetini yaşayıp O nu ihya ettikten sonra kaybedilen malın,

mülkün hiçbir kıymetinin olmadığını anlasınlar.

Ya Rasûlallah, nurun bütün âlemi kuşatmıştır. Seni

ölesiye sevmek için gönüllerimize imdat eyle!..

Senin aşkınla yanalım Ya Habiballah. Muhabbet deryana

dalalım Ya Rasûlallah!

Evet dostlar, ciğer yanmalı O Habibin aşkıyla.

Kavrulmalı, pişmeli... Rasûlullah anılınca gözlerden yaşlar düşmeli... Gönül

ağlamalı, göz yaşlarla çağlamalı... Ya Allah! Habibin hürmetine bize ağlayan

göz ver. Aşkınla yanan kalp ver...

Dostlar, mü minler; ümmetin haline bakın da ağlayın...

Çeçenistan a bakın da ağlayın... Kudüs ün haline bakın da ağlayın... Mahkûm

edilen Kur an a bakın da ağlayın...

Şu sokakları dolduran 15 yaşındaki gençler... Güle oynaya

cehenneme gidenler... Nasıl dayanacaklar cehenneme Onları düşünün de ağlayın...

O nur Peygamber hep ümmetini düşünüp de ağlamadı mı

Geceler boyu Ya Rab! Ümmetimi bana bağışla!.. diye dua etmedi mi

Hak âşığı Râbiatu l-Adeviyye (ks) bir lokantanın önünde

durmuş, ateşte kızartılan kuzuya bakıyordu. Hem de gözlerinden yaşlar akıyordu.

Lokanta sahibi bu fakir kadının haline acıdı. Zavallı yiyecek parası yok

herhalde diye düşündü. Teyze dedi. Gel içeri, paran yoksa hayrımıza verelim

de ye! Yoksulluğuna ağlama. Rabia dedi ki: Ben yoksulluğuma değil, Ümmet-i

Muhammed e ağlıyorum. Bu kuzuyu kestiler, derisini yüzdüler, ateşte

pişiriyorlar. Bu günahkâr ümmet diri diri cehenneme atılacaklar. Ateşe nasıl

dayanacaklar ona yanıyorum, onun için ağlıyorum.

Ya bizler kardeşlerim! Ağlıyor muyuz günahkâr mü minlere

Yakıyor mu bizi çaresizlerin ateşi Hastanelerde, hapishanelerde gözyaşlarını

ekmeklerine katık eden Müslümanları düşünüyor muyuz Ağlayamıyoruz. Halbuki O

Rasûl ağlardı. Hep ümmetine ağlardı...

İmdat eyle ya Rasûlallah, ağlamayan gözlerimize! İmdat

eyle ya Rasûlallah, acımayan yüreklerimize! Bizi bırakma ya Habiballah, acı

bize... İmdat eyle ya Rahmetenli l-Âlemin...

Âşık olmalıyız İki Cihan Güneşi ne...

Canımızdan çok sevmeliyiz O nu.

Ve cân-ı gönülden O nun izinden gitmeliyiz.