Gönlün içli sesi

Abone Ol

Gönlün içtenliği yoğunluğu insana güç ve anlam verir. İçten gelen gönüldendir. Gönlün sesi, duygusu, insanı can evinden yakalar. Bu aşk dilidir. Şarkısı, türküsü, ninnisi, nağmesi, ilahisi, şiiri bu hâlin dilidir. Kur’an okurkenki içten gelen o ses, ritim, ezan okunurkenki o manevî içlilik insanı insan ötesi bir alana taşır. Duygu yoğunluğu, yüksekliği buradan taşır. Aklın sertliğine, katılığına aykırıdır. Düşünüp taşınmaz, içten gelen o tını insanı alır götürür.

Yalnız başınıza bir dağın tepesinde, ormanda, yazıda, tarlada, ovada, bağda bahçede yapacağınız ilk şey içinizin sesini duymak olur. O zaman kendi kendinize coşar taşarsınız. Sesinizi siz sizden alırsınız. Doğaya, rüzgârlara, kuşlara, böceklere eşlik edersiniz. Sesiniz en doğal olan ile buluşur.

İnsan önce kendi sesini duymak ister, sesini kimi zaman beğenmese de kendisinden olduğundan tutkulu olur.

İnsanın acılarını da en derinden yansıtan içten gelen o sestir. Ağıtlar, yakarılar, âh’lar, ilenmeler, beddualar da bu içten gelen sesi yansıtır.

Filistin insanlığın derin acısı ve yarasıdır. Acımasızlığın kurbanıdırlar. Göz göre göre, bilinçle, bilerek insanları işkence ederek, acı çektirerek öldürüyorlar. İnsanlığın gönlünü derinden yaralayan bir vahşilik ile. Onların çaresizliklerine gönül kapılarını kapatanlar, görmezlikten, bilmezlikten, duymazlıktan gelenler de aynı ruhu taşırlar. Onların gönül kapıları nefrete, öfkeye, kana, işkenceye, zulme odaklıdır. Onların sesleri de ruhlarını yansıtır. İyilik ve güzelliklere kapalıdır.

Gönül sesi güzel olan insanlar birbirlerinin hâllerinden anlarlar, birbirlerine kulak verirler, eşlik ederler, birlikte hüzünlenirler, ağlarlar, acı çekerler.

İnsanın ruhunu körelten materyalist bakış, çıkarcı, sömürücü, bencil olanların gönül sesinin bir karşılığı yoktur. Çünkü onlar sadece kendilerine kulak verirler, kendi makine çarklarının, silah seslerinin gürültüsüne kulak kabartırlar. İnsan onlar için bir değer taşımaz. Varsa yoksa kendileridir.

İnsanlığın acısını duyan her insan dünyanın neresinde olursa olsun bu içli, yürek yakıcı sesi duyar, kulak verir ve eşlik eder.

İnsanın en güçlü silahı gönül sesidir. İnsanı içten kuşatan, yakalayan ve bir yöne bakışını sağlayan ses. İnsanın aşk dilidir, gönül dili bakış ufkudur, gelecek tutkusudur. Hesabi değildir, ne yapması gerektiğini bilir, âşık olunca tutkuyla bağlanır. Başka hiçbir şeyi gözü görmez.

İçe doğan o ışık ses olur.

Hep denir ki bir kimsenin âh’ını alma. O ah her türlü silahtan çok daha güçlüdür. Sanmayın ki âh’ın okları hedefini bulmaz. Her şeyin bir yeri ve zamanı vardır. Atasözlerimiz, bu ruhun güzelliklerini özlü olarak yansıtır ve anlatırlar. “Alma mazlumun âhını çıkar aheste aheste” denir. Böyledir.

İnsanların sustuğu, dillerini yuttuğu, acılarını duymadığı, görmediği, duyumsamadığı zamanlarda bir âh bin silaha bedel olur. Onun altından asla kalkılmaz. Tarihin seyrine bakıldığında zalimlerin akıbetleri, yaşadıkları bilinir ve öğrenilir.

İlgisiz kalındığında bu ahların kendilerine dokunmadığını düşünenler bir başka biçimde yakalanırlar. Ne olduğunun farkına bile varmazlar.

Gönlün sesi gönlü olanlara ulaşır. Gönüllerinin divane hâli olanlar başkaları tarafından çok da anlaşılmayabilinir. Belki meczup, belki deli, belki uçuk olarak görülürler. Onlar gönüllerinin seslerinin kurbanıdırlar. Bu kurbanlık insanidir, insanı insan yapan ruh ve özelliktedir. Ne yapılırsa yapılsın o sesin gücü yerini bulur. Bazen öyle bir şey söylerler ki nice akıldanelere taş çıkartırlar. Seslerinin gücü o kadar güçlüdür ki nice katıları zalimleri yerlerinden oynatırlar.

Gönül dili aşk ve sevda dilidir. İnsanın en güçlü yanıdır.