İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki dininin
gereklerini yerine getirme konusunda sabırlı/dirençli davranıp müslümanca
yaşayan kimse, avucunda ateş tutan kimse gibi olacaktır. (Tirmizî, Fiten, 73;
Ebu Davud, Melahim, 17)
Ne kadar güzel özetlemiş Allah Rasulü, içinde
bulunduğumuz çağı. Her çağın kendinden bir önceki zamana göre zorluk
derecesinin arttığını bilsek de, hiç şüphesiz içinde bulunduğumuz zaman ve
ortam ve karşımıza çıkan her zorluk, bize bu hadisi tekrar tekrar
hatırlatmaktadır. Her birimiz elinde kaçar ateş topu olduğu halde güne başlıyor
ve gün bitiminde o korlara nasıl bir yenisi ekleniyor kim bilir!
Zamanın şartlarından dolayı uygulamakta güçlük çektiğimiz
nice emirler ve elimize, kalbimize koca bir kor olarak gelip yerleşen nice
zorluklar vardır. İşte bunlardan birisi de, şüphe yok ki tesettür konusudur.
Tesettür; imandır, ahlâktır, edeptir. Tesettür; azimdir,
ölçüdür, gayrettir. Tesettür; Amenna ve Saddakna itaatini yüreğe
indirgemektir. En önemlisi de, tesettür örtüdür. Tüm çirkinliklerden, tüm
çıplaklıklardan, tüm eksiklik ve hatalardan örtünmek ve kendini Allah için
gizlemektir...
Peki, Allah için yapılacak bir emri bizler ne zaman
böylesi dar kalıplara hapsettik Tesettür ne zaman yalnızca kadınların
başlarındaki örtüsü ya da üzerlerindeki pardesüsü oldu El hak doğrudur;
mü mine bir kadının giyimiyle, örtüsüyle, yürüyüşüyle, konuşmasıyla, edep ve
ciddiyetiyle tesettürlü olmak, hem kendi nefsini hem de onu görme ihtimali olan
erkeklerin nefsini korumak mecburiyeti vardır. Fakat bu kadınların uygulaması
gereken bir sahadır ve herkes bunu çoğu yerde dillendiriyor zaten. Oysa şu bir
gerçek ki bizler, erkeklerin tesettürünü de böylesi gündem edebildiğimiz zaman
birçok eksik tamamlanacak ve taşlar yerine oturacaktır.
Çünkü bu emir aslında ilk önce erkeklere farz
kılınmıştır. Rabbimiz Nur Suresi 31. ayetinde kadınlara tesettür emrini farz
kılarken, aynı surenin bir önceki ayetinde erkeklere seslenir ve (Rasulüm)
Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını
söyle. buyurur. O böyle buyurunca, erkeklere de en az kadınlar kadar
sorumluluk düşer.
Öyle bir sorumluluktur ki bu; kadın fitnesinden
yaşanılmaz hale gelen bir dünyada iffetli olmayı gerektirir. Öyle bir görevdir
ki bu; sokakları, bilbordları, çarşı pazarları, okulları, park bahçeleri teşhir
edilmiş çirkinliklerle doluyken, gerekirse gözü kapalı olarak yürümeyi, âmâ
olmayı gerektirir. Kısılması gereken seslerin âfâka ulaştığı, gizlenmesi
gereken ziynetlerin haddi aştığı bir zamanda, susmayı, duymamayı, lâl olmayı
gerektirir. Nice kara ellerin gömleklerine uzandığı, günahların olanca
çekiciliğiyle kendine çağırdığı saraylarda Yusuf olmayı, nefsine esaretle kral
olmaktansa, iffetiyle mahpus olmayı gerektirir! Hz. Ali Erkeğin tesettürü göz
kapağındadır diyerek ne kadar güzel özetliyor konuyu.
Erkeğin tesettürü harama bakmamaktır, çirkini
görmemektir, kötüyü duymamaktır. Kalbinin de, dilinin de, gözünün de,
düşüncesinin de kapağını kapamaktır. Erkeğin iffeti, tesettürlü olsun veya
olmasın her kadının kendinden emin olmasını sağlamaktır. Kadınlar dikkatsizse
erkekler ne yapsın gibi bir mantığı hepten reddedip, velev ki dünya üzerinde
bir tane tesettürlü kadın kalmamış olsun, tüm dünya ahlaksızlığıyla üzerine
yürüyor, peşinden kovalıyor olsun, Rabbim bana zindan, bunların beni
çağırdıklarından daha iyidir (12/33) diyerek kalbini çirkinliklerden, nefsini
kötü arzularından arındırmaktır.
Daha somut olmak gerekirse iffetli olmak, mümin bir erkek
olarak giydiği kıyafetle kimseyi rahatsız etmemek demektir. Nasıl ki dikip
gözlerini bakamıyorsa bir namahreme, aynı şekilde girip bir kadının profilini
incelememek, bacımdır mantığıyla da olsa yaklaşmamak demektir. Öğretmense
öğrencisine, satıcıysa müşterisine, doktorsa hastasına, abiyse kardeşine karşı
edep sınırlarını hep korumak, çizgiyi aşmamak demektir. Tesettüre bürünen bir
erkek, edep ve hayâsıyla gizler kendini yabancı gözlerden ve hiç kimseye açık
kapı bırakacak bir harekette bulunmaz. Kendisi de başkalarının iffetini ve
nefsini tehlikeye atabileceğini düşünerek veya diğer hemcinslerine örnek
olabilmek adına, tüm özel anları kapsayan boy boy fotoğrafların sosyal medyayı
bulandırdığı ülkemizde, kendini aşırı şekilde teşhir etmez. Bakmaz ve baktırmaz
yabancı gözlere.
Mü min erkek, prensip sahibidir. Prensiplerini de
Bayanların hoşlandığı erkek özellikleri, vs şeklinde, çoğu yerde tarif ve
telkin edilen kalıplara göre değil; Allah ve Rasulü nün emir ve yasaklarına
göre şekillendirir. Bu prensipler sayesinde öyle bir olgunluğa erişir ki mü min
erkek; su gibi bulunduğu kabın, yerin, ortamın şeklini almaz. Karşı cinslerinin
yanında hemcinslerinin üzerinden prim yapmaya kalkışmaz. Bayanlarla
kurduğu/kurması gerektiği ilişkilerinde davranışlarının farklılaşmamasını
bırakın, ses tonu bile değişmez. Kısa, net ve açık bir şekilde konuşulması
gerekeni söyler, ardına bir lakırdı dahi eklemez mü min erkek.
Elbet kolay değildir bu çağda edepli yaşamak, edepli
kalmak ve edepli ölmek. Elbet kolay değildir bu yolda tertemiz yürümek. Üstelik
ellerinden, gözlerinden, kalbinden, ayaklarından çekiştiren ve fitne ateşinin
içine çağıran şeytanlar doluyken, elbet kolay değildir Rabbe alnının akıyla
erişmek. Ama kim dedi ki zaten kolay olacak Kim dedi ki zahmetsiz olacak
Hangi rahmete zahmetsiz kavuşulmuş ki zaten ..
Tesettür ilk önce kalpte başlar, sonra düşünceye dönüşür,
sonra eyleme geçer. İşittik itaat ettik ya Rab dediğimiz emirlerle
eylemlerimiz uyuşuyorsa, üstelik çağın bütün zorluklarına rağmen uyuşuyorsa
yürüdüğümüz yol doğru demektir.
Dilimizle ikrâr ettiğimiz şeyleri, kalbimizle de tasdik
ediyor ve bunu eyleme dökebiliyorsak, varılacak menzil yakın demektir.
Başkalarını suçlayıp kendi nefsimizi temize çıkarmayı bıraktığımız ve yargılamaya
ilk önce nefsimizden başladığımız sürece, kazanacağız demektir.
Şu bir gerçek ki, kadınların çıplak tesettürü nasıl ki
yangınımızsa, erkeklerin gözünün gördüğü bir parça et için iffetlerini heder
etmeleri de, en az o derece yangınımızdır. Önünde günaha çağıran güçlü eller
olduğu halde, gömleği arkadan yırtılan Yusuf (a.s.) ın iffetini görmek
istiyoruz biz erkeklerimizde.