Gölgelerinden ibret alsalar

Abone Ol

Rabbimiz, gölgelerin bile Allah a secde ettiğini haber verir. Var olan her şey Rabbine secde ettiğine göre, gölge de gözle görülen bir varlık olduğuna göre o da Rabbine secde eder.

Böyle olunca inkarcının bile gölgesi Rabbine secde edermiş.

Gölge, ışığın değdiği yerin arkasında kalan yerdir. Kafirin gönlü Allah ın nuruna kapalı olduğundan içi dışı karanlık demektir. Onun içindir ki dünya genelinde insanlığın baş belası insanlar, İslâm dışı inananlardır.

Aydınlıkdan ışık almayanlar, ışığa düşman olanlar, Allah ın nurunu kokar ağızlarıyla söndürmek için bin türlü dalavere çevirenler, Allah ın azabından emin olduklarını zannederek isyanlarına, soygunlarına, öldürmelerine, soldurmalarına, sömürmelerine, semirmelerine  devam ederlerken, ışıktan kamaşan gözlerini bari gölgeye çevirseler. Kendilerinden ayrılmayan gölgelerinden ibret alsalar. Güneşin yükselişine ve alçalışına göre uzayıp kısalan gölgeden ibret alsalar.

Rabbimiz, Nahl süresinin 48 inci ayetinde "Onlar, Allahın yarattıklarından herhangi bir şeye bakmadılar mı Gölgeleri, sağ ve sollarından sürünerek Allaha secde ederek döner durur" buyurmuş.

İnkarcının bile gölgesi Allah a secde eder.

49 uncu ayette de gökte ve yerde yaşayan her canlının ve meleklerin Allah a secde ettiği haber veriliyor. Yani bizim gölgemiz bile bizim uyarıcımızdır. Eğer dikkatle bakabilirsek.

"Sevgilim güllü elbiseler giyme. Elbisedeki gülün dikeninin gölgesi seni incitir" diyecek kadar incelmiş zevklere sahip insanlar yetiştirmiş bizim İslâm kültürü.

"Geceler azmettiğim ol mâh a sâyem havfidir.

Bir tarik ile kabul etmez muhabbet şirketi"  Yani: O ay yüzlünün yanına hep geceleri gitmemin sebebi, gölgemin de benimle gelmemesi içindir. Çünkü sevgi, hiçbir yolla ortaklık kabul etmez. Diyen  Fasih-Ahmet Dede kendi gölgesinin bile sevgilinin yanında olmamasını ister.

Malzemesi insan olan yöneticiler, eğiticiler ve toplum mühendisleri, topluma şekil verirken, hiçbir insanın doğuştan gelen karakter çizgisine el değmediği gibi, elinin veya aklının gölgesi bile,  hiçbir insanın gönül ülkesinde iz yapmamalı.

Dünya gölge gibidir. Sırtınızı güneşe verir gölgenizin ardından koşarsanız hiçbir zaman yetişemezsiniz. Açlık sınırında milyonlar yaşarken aç adamdan bıçak parası almadan tedavi etmeyeceğini söyleyen Profesörün gözünü topraktan başka bir şey dolduramaz.

Ama İbrahim aleyhisselam gibi "Ben yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim" (En am 79) derseniz ve O hakiki nura doğru yönelirseniz, dünya, gölge gibi arkanızdan gelir, ayaklarınızın dibine serilir ve sizi takip eder.

Gölgesinden dahi korkan kafiri aldatanda görüntü, hayaldeki hakikat gölgesi, yanlışlıktaki doğruluk kokusu. Aydınlığın iyiliğini biliyor ama karanlık dünyalarında yer altı faaliyetlerle geçimlerini tedarik ettiklerinden Allah ın nuruna düşman oluyorlar.

Ebubekir in sadakati, Ömer in adaleti, Osman ın sehaveti (cömertliği) Ali nin cesaretini giyin de Hüma kuşu gibi  insanların üzerlerine kol kanat ger ama,  gölgen dahi insanlara ağırlık yapmasın.

Her şeyin gölgesi yaz sıcağında insana ferahlık verirken yalnız insan gölgesi bir kurşun kadar ağırdır. Ya aklımızın gölgesi nasıl olur Dinimize gölge düşürmediğimiz gibi kimseye gölge etmeyelim.

Müslüman, berrak sular gibidir. Bakınca huzur verir. İçince hayat verir. Derinliği ne kadar olursa olsun en dipteki incisini mercanını ele verir.

Biri gelse kenarına dikilse gölgesinin izini belli eder. Onun içindir ki gönül dünyasına hiçbir putu katmadığı gibi putun gölgesini dahi düşürmez.

Müslüman, güneşin gelişi gibi gelir. Zalime de, mazluma da, katile de, maktüle de, güllüğe de, küllüğe de ışık verir. Gelişine uluyan köpekler, çırpınan yarasalar, açan güller, öten bülbüller karşılık verirler. Müslüman ikisine de faydalı olmaya çalışır. Küfrün karanlığını giderir. Kuytularda sinen küfür gölgelerinin boyunu kısaltır (Furkan 45).