Gizli ellerin sahipleri kimler?

Abone Ol

Kobani bahane edilerek yurdun çeşitli yerlerinde çıkartılan olayları, ”Yaktılar, yıktılar, yağmaladılar ve öldürdüler” şeklinde özetlemek mümkün. Bu olaylar bir de toplumu öfke patlamasına hazır hale getiriyor. Kiminle konuşsanız televizyon ekranlarına yansıyan görüntülere haklı olarak tepki gösteriyor, öfkeleniyor. İnsanlar, protestoya itiraz etmiyorlar ama dükkânın kepengini kırıp içeriye Molotof kokteyli atarak yakmayı kabul edemiyor. Çünkü bu işin hiçbir mantığı yok. Protesto eylemi ile yakıp yıkmayı birlikte düşündüğünüz zaman mesele protestodan çıkıp terör oluyor. Bu arada dünkü yazımda da belirttiğim gibi Kobani’deki çatışmalarla ilgili olarak Türkiye’yi sorumlu tutmanın mantığını toplum anlayabilmiş değil. Kobani’nin Suriye’nin bir parçası olduğu, oradaki çatışmaların aynı ülkede 4 yıldır devam eden iç savaşın bir parçası olduğunu hatırlatıyorlar. Kısacası, Kobani bahane edilerek başlatılan çatışmaların yakma, yıkma ve yağmaya dönüştürülmesinin mantığı bulunmuyor. İnsanımız bunu anlamakta güçlük çekiyor. Bu noktada sıkça olayların arkasındaki gizli eller akla geliyor. Özel sohbetlerde bu gizli eller devlet ve istihbarat örgütleri bazında isimlendiriliyor da. Ama resmi açıklamalar topluma, ”Oyuna gelme, gizli eller devrede” denilmekle yetiniliyor ve bu gizli ellerin adı konulmuyor. Adı konulmadığı sürece söylenen sözler havada kalıyor, o gizli ellere yönelik bir tavır belirleme imkânı da olmuyor. Kısacası, meydan gerçekten gizli ellere kalıyor, onlar da planlarını uygulamayı sürdürüyorlar.

Sözü edilen gizli ellerle ilgili en fazla açıklama,”Kobani bahanesiyle sokakları savaş alanına çevirip yeni bir tezgahın planını yapan provokatörlere karşı Ankara alarma geçti: Uyuyan hücreler uyandırıldı, yabancı provokatörler sahaya indi. Amaçları çözüm sürecini baltalamak” demekle yetiniliyor. Halbuki, Ankara bu yabancı provokatörleri biliyorsa onlara ve onların bağlı bulunduğu ülkelere yönelik bir yaptırımı hayata geçirmesi, söz konusu yabancı ülkelere karşı bir tavır belirlemesi gerekmez mi Eğer böyle bir tavır belirlenmiyor ya da belirlenemiyorsa olayların arkasında bir takım yabancı gizli ellerin bulunduğunu söylemek anlam ifade eder mi

Olaylar çok ciddidir. 24 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, toplumda kamplaşma körüklenmiş, tansiyon yükseltilmiştir. Bunun bir adım ötesi iç savaş demektir. Bu gizli ellerin amaçlarının da bu hedefe ulaşmak olduğunu söylemek yanlış olmaz. O zaman bu gizli ellerin kırılması devlete düşen bir görevdir. Tüm bunları devletin bu gizli ellerin arkasındakileri bildiğini düşünerek söylüyorum. Eğer bilmiyorsa o zaman sokaktaki vatandaş ile ülkeyi yönetme konumunda olanların arasında bir fark kalmaz. Ülke sahipsiz kalmış demektir.

Elbette toplum olarak sağduyuyu elden bırakmamak gerekir. Ancak, yabancı ajan provokatörler de istedikleri an ülkemizi ateşe sürükleyecek cesareti kendilerinde bulamamalıdırlar. Bulmaya devam ederlerse birde bakmışız ülkemiz ateşe sürülmüştür. Kısacası, artık bu gizli ellerin arkasındaki devletlerle ilişkilere bir sınırlandırma getirmek, hatta ilişkiler kesilerek yeni ilişkilerin kurulması gerekiyor. Bugünkü dünya şartlarında buna imkân yok deniyorsa ikide bir gizli ellerden söz etmenin anlamı yoktur.