Gizlenen ayrıntı ya da cambaza bak cambaza!

Abone Ol

Milli Gazete’nin dünkü manşet haberini bir daha, bir daha okuyun!

Neden mi

Çünkü o haberde satır aralarına saklanan, gizlenen çok mühim ayrıntılar mevcut.

“Şeytan ayrıntıda” başlıklı haberin bir özetini burada da verelim;

“Ortalık dershanelerin kapatılması tartışmalarıyla toz duman iken, aynı taslakla azınlık okullarının önünü açan bir düzenleme gözlerden kaçıyor. Kavga, Özel Eğitim Kurumları’ndan dershanelere odaklanırken, aynı kanunda yapılması düşünülen bir değişiklikle gayr-i müslim azınlık okullarında Müslüman çocukların da okuyabilecek olmasının önü açılmaya çalışılıyor. Eğitim meselesinin bir teferruatı olan dershane için fırtınalar koparan taraflar esas tehlike olan Müslüman çocuklarına gayr-i müslim azınlık okulları kancasını görmüyor bile.”

Nereden çıktı şimdi, bu

***

Bu düzenlemenin o taslağa nasıl girdiğini anlamak için yine bu köşede 22 Eylül 2012 tarihinde yayınlanan şu satırlara dikkatinizi çekmek istiyorum;

“27 Aralık 1949 tarihinde, yani İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde, Türk çocuklarının eğitimi resmen Amerikalılara teslim edildi.

ABD ile imzalanan ikili anlaşma gereği, sekiz kişiden oluşan bir Eğitim Komisyonu kuruldu.

Bu komisyonun adı Fulbright Eğitim Komisyonu idi.

Sekiz üyeden dördü Amerikalı, dördü de Türk’tü.

Bu Komisyonun görevi, Türk çocuklarının ilk, orta ve lisede okuyacağı derslerin müfredatını yani programlarını belirlemekti. Gençler bir ulusun geleceği demek değil midir Türk ulusunun geleceği olan gençlerin eğitimi, yarısı Amerikalılardan oluşan bir komisyona bırakılıyordu.

Bu kadarla kalsa neyse, komisyon herhangi bir konuda karar verirken oylar 4 evet, 4 hayır çıkarsa ne olacaktı Çözüme bakınız; O tarihte Ankara’da bulunan Amerikan Büyükelçisinin vereceği oy, belirleyici olacaktı.

Çok açık değil mi, Türk gençlerinin ne tür bir eğitimden geçeceği, derslerde hangi konuları ne tür boyutlarda öğreneceği, Amerikalılara bırakılmıştı. Bu tür bir uygulamayı, ancak sömürge ülkelerinde görebilirsiniz.

Daha acısını söyleyeyim;

O tarihten günümüze kadar olan süreçte kurulan Atatürkçü hükümetlerin hiçbirisi, bu anlaşmayı ortadan kaldırmayı düşünmedi.

27 Mayıs 1960 İhtilalini yapanlar, kendilerini `devrimci’ olarak niteleyenler, Fulbright Eğitim Komisyonu’nu ortadan kaldırmadılar!

Atatürkçü ve halkçı olarak bilinen Bülent Ecevit, beş kez Başbakan oldu, beş kez Hükümet kurdu. Neden Fulbright  Eğitim Komisyonu’nun sonunu getirmedi

Her yıl Köy Enstitüleri’nin kuruluş gününü yaşlı gözlerle anıp ağlaşacaklarına, ‘Türk çocuklarının eğitimi Amerikalılara teslim edilemez’ diye neden ayaklanmadılar

27 Aralık 1949 tarihinde kurulmuş olan Fulbright  Eğitim Komisyonu, 63 yıldır aralıksız yürürlükte kalmıştır.’

***

Komisyondaki isimlere dikkat!

`Bakın size, 2012 yılında Fulbright  Eğitim Komisyonu’nun kimlerden oluştuğunu sayayım:

* John Tomas Maccarthy (Başkan), ING Bank Türkiye Müdürü,

* Scott F. Kilner, ABD İstanbul Başkonsolosu,

* Mark A.  Wentworth, ABD Büyükelçiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müsteşarı,

* Kaya Arıkoğlu, Mimar ve Şehir Tasarımcısı, Arıkoğlu Arkitekt Ltd. Şirketi, Adana,

* Prof. Dr. Ahmet Ademoğlu, İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü,

* Engin Soner, Dışişleri Bakanlığı İkili Kültürel İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı,

* Doç. Dr. Ömer Açıkgöz, Milli Eğitim Bakanlığı, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü,

* Prof. Dr. Ekrem Tatoğlu, İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi, Sosyal  Bilimler Enstitüsü.

***

Dikkat etmişsinizdir. Sekiz kişilik Fulbright  Eğitim Komisyonu’nun 4 üyesinin Amerikalı, 4 üyesinin de Türk olması gerekirken, 2012 Komisyonunda sadece 3 Amerikalı bulunmaktadır. Yani dengeler değişmiş midir Hayır. Komisyonun Türk üyelerinin tamamı Amerikanın has hizmetkârları olduğundan, artık Amerikalılar için üye sayısının 4’e 4 olması gerekirken 3’e 5 olması hiçbir önem taşımamaktadır.

Son 60 yılın yüksek Komutanları da Fulbright  Eğitim Komisyonu’na karşı  tavır almamışlardır.’

Bu satırlar Yılmaz Dikbaş’ın Enki Yayınları’ndan yeni çıkan  `Atatürkçüler Yenildi’ isimli kitabından...

Şöyle bir soru akla gelebilir; 1946’dan günümüze milli ve manevi hassasiyetleri olan Hükümetler de kuruldu; örneğin 1980 öncesi MC Hükümetleri ve antidemokratik 28 Şubat süreci ile alaşağı edilen Refahyol Hükümeti gibi... Bu Hükümetler döneminde Fulbright  Eğitim Komisyonu’na neden son verilmedi Gerek MC Hükümetleri döneminde gerekse merhum Erbakan’ın Başbakanlığını yaptığı Refahyol Hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı diğer partilerin milletvekillerinden oluşuyordu.

***

Şimdi anladınız mı dersanelerle ilgili bir yasa taslağına, azınlık okullarıyla ilgili bir düzenlemenin nasıl sokuşturulduğunu

Başka lafa gerek var mı

Amaç o okullardan bazılarını doldurmak mı

Bir de haber verelim;

Milli Eğitim Bakanlığı, azınlık okullarının önündeki tüm engelleri kaldırmak istiyor ya, hani!

Milli Eğitim Bakanlığı, Müslüman çocukların gayr-i müslim okullara gitmesinin önünü açmak istiyor ya, hani!

Milli Eğitim Bakanlığı, azınlık çocuklarıyla Müslüman çocuklarını kaynaştırmak istiyor ya, hani!

Azınlık okullarından bazılarının şimdilerde tamamen boş olduğunu, biliyor musunuz

Yani, bu okullardan bazılarının hizmetlisi var, idarecisi var ama öğrencisi yok.

Acaba diyorum;

Buradaki amaçlardan birisi de bu boş okulları doldurmak mı

Milligazete.com.tr’den…

* Adnan Bey, yazdıklarınız çok güzel ama, iktidar olmak başka, muktedir olmak başka şeylerdir. Efsane  Başbakan ve rahmetli Hocamızın 11 (onbir) ayda yaptıklarını bu hükümet 11 senede yapamadıysa, bu müktedirsizlikten başka bir şey midir. Köprüler, uçak filoları, duble yollar, marmaraylar bizleri borclandırarak yapılan şeyler. Milletin karnı gene aç. Öz kaynaklar için maddi ve manevi kaynaklarımızın harekete geçmesi lâzım. Ama nerede onu yapabilecek babayiğitler Varsa yoksa milletin gazını almak… (Yesevizâde)

* İnşaallah biz Müslümanlar İslam dinini gereği gibi yaşarsak, Allah (c.c.)  nasip etsin. Allah bütün ilimi, başarı ve galibiyeti bize verecektir. Osman Gazi’yi, Osman Gazi yapan Şeyh Edebali’dir. Fatih’i Fatih yapan Akşemseddin’dir. Bu yüzden Şeyh Edebali Hz. gibi, Akşemseddin Hz. gibi, Abdülkadir Geylani Hz. gibi mürşide ihtiyacımız vardır. Allah (c.c.) böyle bir veliyi bulup kendisine öğrenci yapsın. (Soner)

NOT: Bugün 20 Kasım 2013 Çarşamba… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Ama bir son dakika haberi; Cemil Çiçek, “Ben artık yokum, bu Meclis yeni ve sivil Anayasa yapamaz” diyerek çekildi. Şu ana kadar gelinen yol, kocaman bir sıfır. Du bakali n’olacak Her şeye rağmen yine de takipteyiz…