Girişimci özeti

Abone Ol

Girişimcilik; yeni pazar, ürün ve/veya süreç fırsatlarını tespit ederek, bunlardan faydalanmak amacıyla bir iktisadi faaliyetin başlatılma veya genişletilme çabasıdır. Girişimci; zaman, fikir ve diğer kaynaklarını kullanarak yatırım yapar ve risk ve belirsizlik içeren bir faaliyet başlatır. Bu süreçte yeni iş imkânlarını şekillendirir, kaynakları iyi değerlendirir ve içinde bulunduğu ekonomik, sosyal, kültürel ortamı etkiler; sadece eylemleriyle değil, eylemlerinin sonuçlarına göre değerlendirilir.

İnsanların gelir seviyeleri ve teknoloji kullanımları, tüketim alışkanlıkları ve sosyal değerlerin değişmesi, girişimciliğin hem niteliğini hem de niceliğini etkilemektedir. Bu noktada girişimcilik ekosistemi; düzenleyici çerçeve, pazar koşulları, finansa erişim, bilgi birikiminin oluşumu ve yayılımı, girişimcilik yetenekleri ve kültürden beslenmektedir. Bu farkındalık ilk defa 10. Kalkınma Planı’nda “Girişimcilik Özel İhtisas Komisyonu” kurulmasını ve girişimciliği KOBİ politikasının bir “eklentisi” olmaktan kurtarılmasını sağlamış, girişimcilerin kalkınmadaki rollerinin ve ihtiyaç duydukları göstergeleri ortaya çıkarmıştır.

Türkiye Girişimcilik Stratejisi ve Eylem Planı (GİSEP) ile stratejik hedefler hazırlanmış, Kalkınma Planları’yla üniversite-sanayi işbirliğine katkılar sağlanmış, üniversitelerde teknoloji transfer ofisleri ile gençlere yön verilmeye çalışılmış olsa da, girişimcilik yeteneklerimiz rekabetçi üstünlük sağlayacak düzeye kavuşmamıştır. Bu yüzden de Girişimcilik SWOT (GFZT) analizinde on yıl önce güçlü yönlerimiz olan “iç pazar” ve “genç nüfus” yarın için risk göstergesi olmaya, makroekonomik istikrar ve rekabet avantajları azalmaya başlamıştır.

Ülkemiz sanayinde yüksek ve orta-üstü teknoloji sektörleri payının, AB ülkelerine nazaran oldukça düşük olması, Türkiye ile aynı ekonomik gelişme evresinde olan bazı ülkelerin toplam nüfuslarının, Türkiye’deki girişim sayısından az olması üzerinde düşünülmesi gereken konulardır. Öncelikle “yönetişim” alanında ilerlemek, “sistem mühendisliği” ve “start-up ekonomisi”ni değerlendirilmek için “akla” para vermeyi özümseyebilmeliyiz.

Türkiye’ye özgün, dönüşümü tetikleyici, yüzyılın araçlarını uygulamaya koymak adına; bilgi toplumunun kilit unsurlarından olan “ağ”larda, üniversiteler, yetenekli mühendisler, bilim insanları, araştırma merkezleri, risk sermayesi şirketleri, savunma sanayi fonları gibi kurumlar buluşturulmalıdır. Çünkü girişimcilik performansının en büyük belirleyicisi “beşeri sermaye”dir ve anaokulundan üniversiteye kadar girişimci ve yenilikçi bir ekonominin ihtiyaç duyduğu “analitik düşünme” yetisine sahip bireylerin yetiştirilmesi esastır. Ülkemizin çıkışı: İlçeler bazında yeni girişimciler kazanmaktır!