Gidiş iyi

Abone Ol

Sünni ailelerin çocukları ile Alevi ailelerin çocuklarından bir kısmı geçici bir süre komünistliğe özenmiştiler, omuz omuza verip kendilerini komünist yapan kapitalistlere karşı mücadele vermişlerdi hatta bir kısmı dinini imanını inkar tarafına gitmişti.

Çok şükür o günler gerilerde kaldı. Hatta bir kısmı o günleri yaşadığını bile gizleme tarafına gitti ve başarılı da oldu.

Şu anda hepimiz "Rabbimiz Allah, dinimiz İslâm, kitabımız Kur an, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam" demeye  ve Kur anımızı okumasını anlamını öğrenmeye devam ediyoruz.

 "Kur an oldu delilimiz

Sırrı hakikat yolumuz

İmam Cafer dir ulumuz

Mürüvvet keremdir erenler." Diyen Pir Sultan Abdal, delilinin, yani yol göstericisinin Kur an olduğunu söylüyor. (Pir Sultan Abdal, Hayatı ve Şiirleri, İstanbul Maarif Kitaphanesi, 1972)

Onun delili, ne Şaman kocası, ne Marx, ne de Bush.

Son günlerde Alevi aydınlar, ilim adamları, yazarlar, çizerler, Alevilerin dini durumlarını her yerde tartışmaya açmaları hem Sünniler açısından, hemde Aleviler açısında hayırlara vesile oluyor.

Herhangi bir Sünni köyüne veya mahallesine varsanız ve "Ömeraliiii, Aliosmaaaan, Alibekiiii, Hasan Hüseyiiin" diye bağırsanız birkaç tanesi dışarı çıkar ve size cevap verir.

Siyasilerimizin yapamadığı kaynaşmayı halkımız yaşantılarıyla yapmışlar.

Peki "Delilimiz olan Kur an"ı anlamada bizim mürşidimiz kim olacak "Kur an ın dışında bin dört yüz yıl içinde yazılan bütün kitapları atın. Yalnız benim kitapları okuyun" diyenin kitaplarından mı biz Kur an ı anlayacağız

Bu sorunun cevabını da yine Pir Sultan veriyor:

"Mürşidim Muhammed, bildim yolumu

Rehberim Ali dir verdim elimi

Tiğbent ile bağladılar belimi

Evliya erkânın gördüm bu gece"(s, 35)

Sünnilerin de, Alevilerin de Mürşidi, Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellem dir, rehberleri de Hz. Ali radıyellahü anh dır.

Hadis silsilemizde Hz. Ali var. Tasavvuf silsilemizde yine Hz. Ali var. Fıkıh silsilemizde, özellikle Hanefilerin silsilesinde Hz. Ali var.

Şeytanı şeyh edinenlere, Allah ın yolundan başka yollara gidenlere pir Sultan şöyle seslenir:

"Uymayasın kör şeytanın sözüne

Düş gidelim Muhammed in izine" (s, 109)

Yeryüzünde insanlığın önünde iki yol vardır. Ya Rahman ın yolundan gideceksiniz veya Şeytanın yolundan gideceksiniz.

Bütün peygamberler Rahman ın yolundan gitmişler ve Rabbin rızasını elde etmişler. Firavunlar, Nemrutlar, Karunlar da şeytanın yolundan giderek Rabbin gazabını üzerlerine çekmişler. Biz o yolun son peygamberinin izlerini takip ederek yürüyeceğiz.

Hem Sünnilerde, hem Alevilerde asla dönüş hareketleri başladı. 68 kuşağının komünist olan Sünnileri ile Alevilerinin, bu günlerde kullandıkları dile dikkat ederseniz  yirmi yıl önceki dili kullanmıyorlar.

Birileri, Ali siz bir Alevilik teklif ederken, öbürleri Muhammed siz bir din teklif ediyorlardı. Ama Rabbimize şükür ki iki taraf da çıkmaz sokağın son duvarına çarptıktan sonra geri gelip doğruyu araştırmaya başlayınca dil de değişti.

Kur an, delilimiz olsun. Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem mürşidimiz olsun. Hz. Ali radıyellahü anh de rehberimiz olsun.

Günde beş defa bir araya gelelim ve vücudumuzun yedi organını yere vurarak secdeye kapanalım ve bizim birliğimizi engelleyen kibrimizi, gururumuzu kıralım.

Pir Sultan:

"Andelip misali avaz ederek

Kat ı sema edip pervaz ederek

Yedi a za ile niyaz ederek

Erenler erkânın gördüm bu gece"(s, 36) derken "Bülbül gibi hakkı zikredelim, yedi azamız=organımızla Rabbe niyaz edelim" diyor ve sevgili Peygamberimizin "Namaz yedi aza üzerinde kılınır" hadisine uymamızı istiyor.

Şartlar ne olursa olsun namaz kılınacak. Hatta,

"Har sac üstünde namazın kılan

Hünkâr Hacıbektaş Veli değl mi " (s,63) derken Pir Sultan, kızgın sac üstünde durmaya mahkûm etseler ve ayağınızın altından ateş yaksalar yine de Hacıbektaş-ı Veli gibi namazı kılmamıza işaret ediyor.

Bizim birliğimiz de, dirliğimiz de dinde birleşmekten geçer. Çok şükür bu anlaşıldı ve konuşulmaya devam ediyor.