AKP Grup Başkanvekili sayın Nihad Ergün, partisinin kapanmaktan kurtarılması için, Anayasa nın 69 uncu maddesinde değişiklik yapmak istediklerini açıkladı.
Bu isabetli bir çözümdür. Zirâ bir an önce gereken değişiklik yapılmaz ise, 69 uncu madde değiştirilerek, Siyasi Partiler Kanununun ilgili hükümleri, yapılacak değişikliklere göre düzenlenmez ise, mevcut hükümler karşısında AKP nin kapatılması ihtimali çok kuvvetlidir, çünkü:
Başsavcı Refah ve Fazilet Partilerinin kapanma kararlarını emsal gösteriyor. Anayasa Mahkemesi ni etkilemeye çalışıyor. Bu iki parti de 69 uncu madde hükümlerine dayanılarak kapatılmıştı. Fazilet Partisi döneminde, Sayın Ecevit başbakan iken Meclis e 69 uncu maddenin değiştirilmesi için (beş artı beş) ismiyle anılan, bir Kanun Teklifi getirmişti. Ama bu teklife, o günlerde Fazilet Partisi nden ayrılmayı düşünen, AKP yi kurmaya kararlı olan, Yenilikçiler tarafından red oyu verilmişti.
Şayet bu teklife red oyu verilmeyip kanunlaşsa idi, bugün AKP lilerin ayağına 69 uncu madde mayını takılmayacak, idi. Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya kapama davasını açamayacaktı.
Şimdi yumurta kapıya gelmiş, çok sıkışık bir kapanma süreci başlamış, acil bir çözüm aranıyor. Üstelik 71 parlamenterin siyasi haklardan mahrum bırakılması isteniyor. Bu durum bizleri de üzüyor.
Ne yazık ki, AKP eline geçen fırsatları isâbetli olarak değerlendirememiştir. Eğer AKP işleri önemine göre sıraya koyma metoduna riâyet ederek hayati meseleleri öne almış olsaydı, şu YÖK kanununu, 2002 senesinde değiştirerek, başörtüsü sorununu iktidarının en güçlü olduğu zaman diliminde çözerdi. Bu işi sürüncemede bırakmazdı. Bu ihmal ise başka bir mayınlama olayıdır.
Bir başka yanlış da, AKP Türk Ceza Yasası nı değiştirme konusunda CHP ile sıkı ve samimi bir konsensüs sağlama yoluna gittiği halde, ondan çok daha önemli Anayasa değişikliği konusunda, yeni bir siyasi Bahar havası estirerek iyi netice alabilirdi. Alması gerekirdi. Çünkü üstüne yapılmış olan darbelerin ortaya koyduğu, çoğu hükmü, Batı standardları karşısında antidemokratik duruma düşmüş, halihazır Anayasa nın, hüküm ve kuralları içerisinde, mayın gibi hak ve hürriyetleri berhava edecek sayısız metinler vardır.
Başka bir planlama hatası ise, yeni Anayasa değişiklik tasarısından önce, başörtüsü hakkında 2 maddelik bir Anayasa değişikliği teklifi getirilerek aceleci davranılmış olmasıdır. Halbuki yeni anayasaya öncelik verilerek ılımlı bir ortamda, bütün önemli problemler yeni anayasa sistematiği içerisinde milletimize, kamuoyumuza, sivil toplum kuruluşlarına ve muhalefete taktim edilseydi, mesele allerjik bir ortama sürüklenmemiş olurdu.
Zira bu acelecilik, yeni anayasanın bile ayakbağı olmuştur. Zira Anayasa nın 10 ve 42 nci maddelerinin değiştirilmesine ait yasanın iptali için CHP ye penaltıdan gol atacak kadar kolay bir fırsat sağlamıştı. Anayasa Mahkemesi, şayet 367 nisabıyla ilgili kararında olduğu gibi, menfi bir karar verirse, Meclis e indirilecek, yeni Anayasanın bahtı şimdiden bağlanmış olacak, hatta Anayasa Mahkemesi nin, bu 2 madde hakkındaki red kararı, Anayasa nın tümü için kamuoyu indinde menfi bir rey ızharı (Açıklaması) niteliğinde telâkki edilecektir.
Dünkü makalemde de beyan ettiğim gibi, bütün bu önemli meselelerimizin çözülebilmesi için, siyasi ortamın gerilimden uzaklaştırılması, yeni SİYASİ BAHAR havası estirilmesi icab eder. Kıran kırana mücadele metodu, yurt ve dünya şartlarının şu kritik döneminde faideden çok zarar getirir.
Bu görev elbetteki öncelikle AKP ye, onun Genel Başkanı na düşer.
Kaldı ki bu kabil durumlarda gerek siyasi partiler ve gerekse Anayasa kuruluşları arasında uyumu sağlamak sayın Cumhurbaşkanı nın görevleri cümlesindendir.
Meselâ 1965 seçimlerinden sonra, tek başına iktidara gelen sayın Demirel, ilk iş olarak MİLLİ BAKIYYELİ SEÇİM SİSTEMİNİ değiştirmek için kolları sıvamıştı. O zaman TBMM de beş siyasi parti grubu vardı. Muhalefet bu kanunun değiştirilmesini önlemek için kenetlenmişti. Üç buçuk ay, saç saça, baş başa, kıran kırana, sille tokat, kavgalar cereyan etmişti, her celse revire, kafası, kolu sarılı yaralı milletvekilleri gelmişti. Yine de söz konusu kanunun 1. maddesi dahi ele alınamamıştı. Ama Demirel ile İnönü arasında estirilen bir SİYASİ BAHAR havası üzerine Adalet Partisi muradına ermiş, kanunu değiştirmişti.
Milletimiz şu anda mevcud gerilimden endişe duymaktadır. Bu konuda AKP yöneticilerine önemli görevler düşmektedir.