Bazı kalemler diyor ki…
Hadi isim de verelim, Ahmet Hakan diyor ki;
“Gezi zulmü!
Haberler peş peşe geliyor:
Gezi’ye destek verdiler, TRT dizilerine son verdi.
Gezi’ye destek verdiler, haklarında soruşturma başlatıldı.
Gezi’ye destek verdiler, oda temsilcilikleri polis tarafından basıldı.
Gezi’ye destek verdiler, kaldıkları öğrenci yurdundan atıldılar.
Gezi’ye destek verdiler, tiyatrolarına devlet yardımı kesildi.
Gezi’ye destek verdiler, okul müdürleri haklarında inceleme başlattı.
Pardon!
Hazır, “başörtüsü zulmü” sona ermişken biraz da şu “Gezi zulmü”nden söz edebilir miyiz lütfen...
Ne yani
“Gezi zulmü”, zulüm değil midir
Zulümden sayılmamakta mıdır
Yetim midir bu zulüm, yoksa öksüz müdür ”
***
Böyle diyor, Ahmet Hakan.
Yani, diyor(lar) ki; kapatın bu dosyaları!
Yani, diyor(lar) ki; Gezi Parkı gösterilerinde hiçbir şiddet gösterisi olmadı!
Yani, diyor(lar) ki; Dolmabahçe’den kalkan şiddet tugayları Başbakanlık Ofisi’ni teslim alacaktı da ne olacaktı, büyütmeyin o kadar, canım!
Peki ama, 291 işyerini kim tahrip etti
Peki ama; 271 özel araç kullanılamaz hale geldi. Kim yaptı bunu
Peki ama, 116 polis aracı, 41 ambulans pert oldu. Kendi kendine mi bu araçlar perte çıktı
Peki ama, biri CHP binası olmak üzere 14 parti binası zarar gördü. Kim verdi, bu zararı
Peki ama, Gezi Parkı gösterilerinde milyonlarca lira heba oldu Kim bunun sorumlusu
Peki ama, günlerce gecenin geç saatlerine kadar tencere tava çalanların işlediği suç Boğaz’ın karanlık sularına mı gömülecek
İKİSİ BİRARADA NASIL OLUYOR, SAHİ
Cem Vakfı tarafından organize edilen “İnanç Önderleri Toplantısı”na 18 ülkeden katılan 5000’i aşkın inanç önderi aşağıdaki konularda oy birliği ile mutabakata vardı.
Önce o mutabakat maddelerine bakalım;
1- Alevi İslam inancı Allah’ın birliği, Hz. Muhammed’in nübüvveti ve İmam Ali’nin velayet ve imameti ışığında Kuran ve Ehl-i Beyt’in yolundan gider. Alevilik, Tevhid, risalet, velayet, imamet Kuran ve ahirete inanan İslam anlayışıdır. Bu İslam anlayışımızda kin, nefret, cebir ve şiddete, insanlar arasında ayrımcılık, hor görme, dışlama ve ötekileştirmeye yer yoktur.
Bugün İslam coğrafyasında dökülmekte olan kanlar bu evrensel İslam anlayışından uzaklaşmanın bir sonucudur. Hangi nedenle olursa olsun Allah’ın adına, İslam adına kan dökmenin İslam inancında yeri yoktur.
6. İnanç Önderleri Toplantısına katılan ülkelerin, Ehl-i Beyt dostu temsilcileri olarak İslam dünyasında vahşet ve şiddete sebep olanları nefretle kınıyoruz.
İçinde bulunduğumuz mübarek Muharrem ayının başta Alevi İslam dünyası olmak üzere tüm İslam ve insanlık alemine barış ve huzur getirmesini diliyoruz.
2- Türkiye’de yaşayan milyonlarca Alevi’nin bir an önce eşit yurttaşlık haklarına kavuşması, ülkede gerçek anlamda İnanç özgürlüğünün hakim olması için yapılacak yasal düzenlemeler ve yürütülmekte olan yeni Anayasa çalışmalarının bir an önce sonuçlandırılmasını beklemekteyiz.
İnanç özgürlükleriyle ilgili yasal düzenlemelerle tanınacak hakların doğru uygulanması güvence altına alınmalı ve hak ihlallerine karşı caydırıcı müeyyideler konmalıdır.
Eşit haklardan anladığımız;
-Devlet bütçesinden inanç hizmetleri için ayrılacak kaynakların, tüm inanç gruplarına adaletle paylaştırılması
-İnanç gruplarının ihtiyaç duyduğu hizmetlerini sürdürecek hizmet erbabını yetişeceği okullar açılması ve hizmet erbaplarının sosyal güvenceye kavuşturulması
-Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin zorunlu ders olmaktan çıkarılması ve tüm inançlara eşit mesafede eğitim vermesinin sağlanması,
-Tüm ibadethanelerin eşit hukuki statüye kavuşturulması,
-Devletin iletişim imkanlarından tüm inançların adil bir şekilde yararlanılması,
-Bağlamanın tüm okullarda müzik aleti olarak kabul edilmesidir.”
Bunlar elbette tartışılabilir.
Bazı maddeleri kendinize yakın, bazılarını fersah fersah uzak bulabilirsiniz…
Ama benim dikkatimi çeken şu oldu;
-Hem “İnanç Önderleri Toplantısı” diyeceksiniz, hem de, “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin zorunlu ders olmaktan çıkarılmasını” isteyeceksiniz.
Bu nasıl oluyor, sahi
PEKİ, BU SÖZLERİ NEREYE KOYACAĞIZ
Mustafa Sarıgül, CHP’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olma sürecinde öyle laflar ediyor ki, “Türk toplumunun hafızası zaten balık, olanları hemen unutur, bakar alık alık!” dedirten cinsten…
Mesela, diyor ki Mustafa Sarıgül; mealen; “Ben hiçbir CHP liderine bugüne kadar hiçbir olumsuz tutum içinde olmadım…”
Haydaaaa!
Daha düne kadar, Deniz Baykal hakkında, yakası açılmadık laflar eden kimdi, acaba
Hadi, söylediklerini geçtik!
O cümleler tarihteki yerini aldı.
Önümde çok somut bir örnek duruyor;
Mustafa Sarıgül, “Ne Bir Eksik Ne Bir Fazla” isimli kitabında, 1994 mahalli seçimleriyle ilgili değerlendirme yaparken şunları ifade ediyor:
“Aslında bana göre seçimi Zülfü Livaneli alacaktı. Recep Tayyip Erdoğan ise büyük olasılıkla Başbakan olamayacaktı.
Merkez sağın hatalarını bir kenara bırakalım. O benim meselem değil.
Ama Deniz Baykal’ın hatası affedilir gibi değil.
Herkes biliyordu ki, en güçlü sol aday Zülfü Livaneli.
Bunu bile bile Ertuğrul Günay’ı onun karşısına çıkarmak affedilemez.
Bir şey daha ekleyeyim; Baykal’ın kararı bir yana, peki Ertuğrul Günay bu adaylığı kabul etmek zorunda mıydı ”
Bu da mı gol değil, sayın Sarıgül!
OLMADI KEMAL BEY, OLMADI!..
Günlerce bekledim, “uçağa binenler”den, “yandaş” bilinen isimlerden bir cümle çıkacak mı, diye…
Ama, hayır, ıııı.
Kimseden ses seda yok.
Mesele şu; Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara Tandoğan Meydanı’ndaki mitingte, Başbakan Erdoğan için “Kadınların ne giyeceğine ve nasıl yürüyeceğine ve kaç çocuk doğuracağına karışıyor. Üstüne bir de oturmuş, Dolmabahçe’den Kadıköy’den gelen kadınları dikizliyor.” ifadelerini kullandı.
Erinmedim, üşenmedim gittim Dolmabahçe’ye.
Başbakan, buradan kadınları nasıl dikizler diye…
Şu kanaate vardım;
Başbakan Erdoğan’ın, Beşiktaş rıhtımına inen, binen kadınları çalışma ofisinden dikizlemesi teknik açıdan bile imkânsız.
Zira, rıhtıma bakan bir penceresi bile yok, ofisin…
Orası baştan başa duvar, zaten.
Olmadı Kemal bey, olmadı!..
NOT: Bugün 6 Kasım 2013 Çarşamba… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Cemil Çiçek, liderlerle görüşerek yeni bir süreç başlattı. Son hazırlanan Demokratikleşme Paketi sanki yeni ve sivil Anayasa çalışmalarını sekteye uğrattı, yavaşlattı. Du bakali n’olacak Her şeye rağmen yine de takipteyiz…