Gerilim üzere olan bir yaşama biçimi insanı her geçen biraz daha tüketiyor. Bu bir aşırılık içeriyorsa bir hastalık halini alıyor. Müslümanlar için en önemli yaşama tarzlarından biri sabırlı olmalarıdır. En gerilimli anlarında, yaşanan felâketlerde, savaş hallerinde daha soğukkanlı, daha sabırlı olmak durumundadırlar. Gerilim insanı çileden çıkarır. İnsanın kontrolünü yitirmesine neden olur. Bazen ipin ucu öylesine kaçar ki kişi ne yaptığının farkına bile varamaz. Ağızdan çıkan sözü kulak duymaz. Çünkü gerilim adeta insanda aşırılık salyası üretir ve bu ruhu kuşatır.
Müslüman olma bilinç ve sorumluluğu birbirilerine hakkı ve sabrı önerirler tavsiye ederler. Sabırlı olanlar daha bilinçli davranırlar. Gerilim anında bulunulan yerden uzaklaşılır. Çünkü gerilimli toplumları zıvanadan, çizgiden yoldan çıkarmak çok daha kolay olur.
Sabırlı olanlar karşıtlarının dengesini daha çok bozarlar. Sabırlı ve soğukkanlı olanlar istenilen hedefe çok daha kolay varırlar.
Müslümanlar için prototip örnek Sevgi Efendimizdir. Onun her davranışı, söyledikleri ölçü alınır. Onun yaşama tarzı ve söyledikleri Müslümanların sünnetidir. Olması gereken yaşama biçimidir. Bundandır ki o kadar işkenceye, öfkeye ve nefrete hep sabırla karşılık vermiştir. İnsanlığın iyiye, güzele ermesi için öğütte bulunur, sevgiyle karşılar. Güzel ve iyi davranış insanları daha çok etkiler. Kuşatıcı olur.
Müslümanız ve bizim ölçümüz elbette ki Sevgili Efendimiz’dir. Öfkeli ve celalli gibi görünen Hz. Ömer halife olunca bu tavrını değiştirir. Hatta bazen o kadar ileri gider ki onun bu durumunu istismar edenler bile olur. Orta yolu bulmada epey zorlanır. Gene de insanlara yumuşak davranma yolunu tercih eder.
Celalli olmak bazen insanı gurura götürür. Gurur ise bir insan için en tehlikeli olanıdır. Celalli ve öfkeli olmak karışışındaki ezmek soluk aldırmamak anlamına gelir. Bu da insanın nefret ile yüklenmesine neden olur. İnsanı itmek nefrete sürüklemek karşı tarafı güçlendirir.
Müslümanlar fetihlerini bile hep sevgiyle yaptılar. Tasavvuf öncüleri savaşçılardan önce yola çıktılar ve koşulları hazırladılar. İnsanlar da bu engin hoşgörüyü kabullendiler Müslüman oldular.
Bu yüzyılın en olumsuz yanı insanı insana düşman etmek, nefreti arttırmak ve şiddete sürüklemektir. Müslümanlar ise ne yazık ki bu tuzağa düşüyorlar. Kapana kıstırılan Müslümanlar ise kendilerini savunma adına bazen ipin ucunu kaçırıyorlar. Sonra da birbirlerine düşüyorlar. Bugün için adeta birbirlerinin kanını emiyorlar veya döküyorlar. Batılılar da böyle olmalarını istiyorlar. Çünkü bu onların işine geliyor. Hatta bazan da tuzağa düşürüyorlar.
Zamanın hızlı akışına sabırla ayak uydurmak en sağlıklı olanı. Çünkü acelecilik de öfke getirir.
Büyük olaylar sabırla aşılır.
Büyük zaferler sabırla kazanılır.
Büyük oluşlara sabırla erilir.
Büyük çileler sabırla karşılanır ve sonuçları da güzel ve iyi olur.
Büyük eserler sabırla meydana getirilir.
Öfke hemen bütün bunları tavsatır, yok eder.
Sultan Alparslan son zamanlarında bir itirafta bulunur. Büyük zaferler kazandığını bunun da kendisinin gurura kapılmasına neden olduğunu belirtir. “Askerler önümde yürürlerken yer sarsılıyordu. Bu benim gurura kapılmama neden oldu ve çok acı yenildim diyor.” Onun için geleceğimizin ne olacağını bilemiyoruz. Hayata temkinli ve sabırlı olmaktan başka bir seçeneğimiz yok.