Geri adım yok

Abone Ol

1950 li, 60 lı yıllarda Trabzon un Of ilçesinde yetişen hafızlar, İzmir, Aydın ve Muğla illerimize cerre giderler, Ramazan ayı boyunca köylerde ve şehirlerde vaaz vererek, Teravih namazları kıldırarak halkı irşad ederlerdi.

Batı illerimizdeki köylerde namaz kıldıracak hoca bulunmazdı. Şimdi ise her köyde köy halkından Kur an okumasını bilen, namaz kıldırabilen en az on kişi vardır.

Benim köyümde elli yıl köyden ücretli olarak imamlık görevini yapan bir tek hocamız vardı. Ama şimdi benim köyümde İmam Hatip okulu mezunu en az yirmi öğrenci var.

İlâhiyat mezunu en az on tane insan var. Bütün köylerimiz, üç aşağı beş yukarı birbirine benzer.

Sizin köyünüz de bizimkinden farksız. Mühendisi, doktoru camide öne geçip namaz kıldırabiliyor.

1965 li yıllarda üniversitelerde başörtülü kıza rastlanmazdı. Hatta Türkiye nin en yetkili yöneticisi "Bizim zamanımızda başörtülü yoktu" demişti. Şimdi ise kızlarımızın yarısı başörtülü, yarısı da başörtülülere destek veriyor.

Kitap fuarından Araba fuarına, Bilgisayar fuarından Güzellik ve bakım fuarına kadar birçok fuara gezmek ve görmek için katıldım.

Her fuar açılan yere bir de namaz kılacak yer ayırılıyor.

Herhangi bir devlet kuruluşuna girseniz ve namaz kılmak isteseniz, size namaz kılacak bir yer gösterebiliyorlar. Eskiden petrol istasyonlarında namaz kılacak yer bulunmazdı, şimdilerde petrol istasyonları müşteri çekmek için istasyona mescit yaptığı gibi uzaktan görülsün diye minare bile yapıyorlar.

Cemre toprağa düşünce ülkenin dağlarında derelerinde, ovalarında, sahillerinde, yamaçlarında ve her yerinde bütün tanelerin ve çekirdeklerin çiçeğe dönüştüğü, meyveye durduğu gibi, İslâm ın cemresi de bu insanlığın bağrına düştüğü için hiç tahmin etmediğiniz, en çorak yer diye bildiğiniz muhitlerde bile İslâm ın çiçek açtığını, çiçek kokusundan rahatsız olanların çırpınışından anlıyoruz.

28/06/2007 tarihli gazete haberlerine göre CIA nın raporlarında Türkiye halkının yüzde yetmiş beşinin Cuma namazı kıldığı ve domuz eti yemediği yazılıyormuş.

Her konuda yanılan CIA bu konuda da yanılıyor. Türk halkının yüzde doksan sekizi domuz eti yemez. Kendilerine en yakın bildikleri insanlar dahi Domuz etini yemezler.

2005 yılında Avusturyalı şarkıcı Alf Poier, Eurovisyon yarışmalarına katılmak için bestelediği şarkısında aynı şeyi söylüyor:

İyi eski Avrupa ölüyor

İyi eski Avrupa ölmüş

Muhammed in müezzinleri Vatikan da ezan okuyacak"

30/05/2005 tarihli gazetelerin haberine göre Meksika da Chipas eyaletinde yaşayan Maya ların torunları Katolik dinini bırakarak Müslüman olmaya başlamışlar ve toplu ihtidalar oluyormuş. Der Spiegel in haberini Türk gazeteleri yayınladılar.

Der Spiegel in haberine göre,  Meksikalı antropolog Gaspar Morquecho ya göre, halkın ikinci sınıf insan muamelesi görmesi ve ekonomik geri kalmışlık, İslamiyet in yaygınlaşmasında rol oynuyormuş.

 Demek ki Katolikler de, Protestanlar da o insanlara ikinci sınıf muamelesi yapmışlar, onları fakir ve hakir kılmışlar, onlar da kendilerine değer veren, insanca muamele edenlerin dinine girivermişler.

Meksikalı Maya lar, fakirlik sebebiyle Müslüman oluyorlar da Amerika da, İngiltere de, Fransa da Müslüman olan zengin, sanatçı, siyaset adamı, bürokratlar niçin Müslüman oluyorlar Acaba antropoloğumuz bu konuda da bir açıklama getirirler mi

Gerçi bu konularda sıkıntı çekmemeleri için sosyolog ve psikologların öncüleri onlara bazı şeyleri ezberlettiler.

11 Eylül 2001 den sonra Taliban a esir düşen İngiliz gazeteci Ridley, 10 Ekim 2001 tarihinde serbest bırakılınca Amerikan ve İngiliz gaztelerinin kendi ellerine geçen Müslüman esirlere ne yapabileceklerini düşünüp o düşündüklerini Taliban ın bu kadın gazeteciye yaptığını yazdıklarını görünce bütün gazetelere basın toplantısı yapacağını bildirir ve o basın toplantısında Taliban ın kendisine çok saygın davrandıklarını anlatıyor ve ardından Müslüman olduğunu söylüyor.

Psikologlar durur mu hemen "Stockholm sendromu" diyorlar. Katiline aşık olma psikolojisi deyiveriyorlar.

Nedense Guantanamo daki Müslüman mahkumlar, işkencecilerinin dinine girmiyorlar.

Her nedense Ebu Garip hapishanesindeki mazlum Müslümanlar, işkencecilerinin dinine girmiyorlar.

Ocak 2007 tarihli gazetelerimiz, Der Spiegel in haberine göre Alman İçişleri Bakanlığı bol para vererek bir araştırma kurumuna 2004-2005 yıllarında Müslüman olan Almanları araştırtmış.

Sonuç bu yıllarda dört bin Alman kendi irade ve seçimiyle İslam dinine geçmiş.

Araştırma kurumunun yaptığı hesaba göre 2048 yılında Almanya nın çoğunluğunun Müslüman olacağı doğrultusunda imiş.

Teknolojisi bizden ileri olan, Euro su ve ekonomisi bizden güçlü olan bir Alman, acaba niçin kendi işinde çalıştırdığı Müslüman ın dinine giriyor

Bunun üzerinde kafayı biraz değil, çok yoralım.

Silah, kafaları ezebilir ama gönülleri kazanmaz. Gönülleri kazanacak kelam, gönülleri yaratana ait olmalıdır. İşte o da bizim ellerimizde ve gönüllerimizdedir.

Allah kelamı ile insan arasındaki engelleri kaldıralım.

Kur an eğitimine ağırlık verelim.