'Gerekirse vururuz' ama?

Abone Ol

Bütün kelamdan önce bir şeyi ifade etmek istiyorum.

Gerçekçi yaklaşımları beğenen ve ardında duran bir yapım var. Bazen biraz

hayal, biraz gerçekçilikle yürür hayat. Her kesin başına gelen sürprizlerde

olmazsa olmazlarındandır yine hayatın. Gündemin sıcak konusu Suriye nin

helikopteri düşürüldü !

Büyük bir savaş kazanmış, hatta meydan muharebesi

kazanmışız gibi seviniyoruz

Seviniyoruz da neye

Küçükken hepimiz az-çok mahalle kavgalarına karışmışızdır

değil mi Kendi aramızda köşe başlarında toplanır ve kararlar alırdık Ciddi

yaptırımları olan kararlardı çocukluk yıllarımızın Bu kurallar ki:

Karşı tarafın elemanları mahallemizde top oynayamaz!

Eğer aynı okul paylaşılıyorsa (ki genelde öyledir) okulda

ki bazı köşeler işgal edilemez!

Karşı çetenin mensubu olan kişilerin evlerinin, hatta

kapılarının dahi önünden geçilemez!

..

.

diye devam eder..

Şimdi başa saralım konuyu bugün yaşananlara baktığımda

konunun

(Suriye meselesi,Türkiye nin aylar önce düşürülen

uçaklarından sonra Suriye nin helikopterinin düşürülmesi) bu çocukluk

yıllarında yaşananlarla pek büyük bir farkının olmadığını gözlemleyebiliyoruz..

Dediğimiz gibi aylar öncesinde uçağımız düşürülmüş ve iki

pilotumuz şehit olmuştu. Bugün gelinen nokta aynı tepkinin Türkiye tarafından

Suriye ye uygulanması. Elbette sınır ihlali yapan kim olursa olsun, uyarılar

netice vermeyince gereğinin yapılması kaçınılmazdır. Ancak demek istediğim daha

öte bir şey.

Madem bu kadar kararlıyız devlet karizması meselesinde

de, neden Mavi Marmara yolcuları şehit ve esir edilirken bu kararlılığımız bu

kadar sessiz kaldı

Eğer bu kararlar ciddi olarak görünseydi gözlerimize ve o

kararlılıkla hitap etseydi gönlümüze, yukarıda bahsettiğim çocukluk

çeteleşmesi nden bir örnek verme ihtiyacı duymayacaktım Belki yukarıda bahsedilen

meseleye bir ek daha yapılabilir. Çocukların büyük bir bölümü bu kavgalardan

sonra baskın gelen grubun yaptırımlarını şartsız kabul eder

İsrail, kavganın tam göbeğinde bir şeyler söyledi ve bunu

tüm dünyanın gözü önünde katliam olarak uyguladı Şimdi bende soruyorum,

Suriye helikopterini düşürdüğünüz gibi Mavi Marmara yaptırımınızı da görmek

istiyoruz,yapabilir misiniz Gerekirse vurursunuz, biliyoruz o yüzden böyle bir

istekte bulunuyoruz Uluslararası strateji uzmanlarının bu helikopter düştükten

sonraki yorumlarına bir göz attım. Söylemlerden bazıları:

Türkiye bir NATO üyesi

Suriye nin Türkiye yle olası bir savaşa girmesi ahmaklık

olur.

Askeri dengeler bakımından Türkiye çok önde vs

Aklıma ne geldi

Acaba Türkiye Mavi Marmara hususunda İsrail e askeri

yaptırım yapacak güçte değil miydi de bu uygulamadan vazgeçti

Acaba Türkiye Suriye meselesinde, Suriye ye bu yaptırımı

uygulayacak güçte olduğu için mi yaptı

Sıkı durun içim konuşuyor:

- Her ikisine de kocaman bir EVET diyorum..

Eğer devlet karizması denen şey sınırı 2 km geçen bir

helikopteri düşürmek kadar önemliyse (-ki önemli tüm kalbimle katılıyorum) be

arkadaş bunu neden İsrail e de uygulamadın Hani bunları neden söylüyorum,

başta demiştim ya hayal ve gerçeklilik birbirine paralellik arz etmelidir

Yoksa bunun adı kafaya göre şekil e varır Baksanıza insan olduğumuzu iddia

ediyor, insan olduğumuz için gurur duyuyor, insanlık adına bir şeyler

kovalıyorken, gücü yeten yetene kurallarına varmaktan da kendimizi

alamıyoruz Hadi bitirirken yine çocukluk yıllarımızda ki o hayat bilgisi

dersine dönelim..

Neydi

Gücü yeten yetene

Yani

Orman Kanunu

Haydi bakalım şimdi insan olduğumuzu bir daha ilan

edelim, bu orman aleminde

Selam ve daim muhabbetle