Gerekçeli kaos veya yargıda kaos!..

Abone Ol

Yargı üzerine polemik yapmayı hem doğru bulmam, zararlı

görürüm. Çünkü adalet toplumun her ferdine gereklidir, bu da yargı yoluyla

gerçekleştirilir Bir toplumda insanlar yargı önünde mensup oldukları ideoloji,

ırk ve inanca göre muamele görmezler/ görmemeleri gerekir. Ancak yargı

mensupları da insandır zaman zaman hataya düşebilirler. Hatta yargıçlar

arasında yasaları yorumlamadaki farklıklar bile verilen kararlar üzerinde

etkili olabilir. Kısacası en azından hâkimlerin takdir haklarını kullanmadaki

ölçülerde kararlarda farklılığa sebep olabilir. Ama tüm bu farklılıklar işin

esasına müessir olmaz/olmamalarıdır. Bu bakımdan bir ülkede yargı hakkında

toplum farklı düşüncelere sahip olmaya, bir tarafından alkışladığı kararı bir

başka kesim haksızlık olarak algılar hale gelmişse orada ciddi bir sıkıntı var

demektir. Tekrar ediyorum yargıçlarında insan olması ve her insanın yanlış

yapabileceği anlamındaki yanlışlar toplumun bir kesiminden tepki görseler de

sonuçta bu karar üst mahkemede düzeltilebilir. Yargıtay da olmadı, Anayasa Mahkemesi nde

düzeltilebilir. Hiç birinde düzeltilmedi ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne

gidilebilir. Ancak, bir takım yanlışlar vardır ki, bu yanlışlar üst

mahkemelerde hatanın düzeltilmesinin yolunu kesiyorsa işte o zaman toplumun

yargıya güveni kalmaz. Toplumda iktidarlara karşı güven kaybolursa onun yerine

bir başkasını ikame etme imkânı vardır ama yargıya güven kaybolmuşsa onun

yerine neyi ikame edeceksiniz Mesela, yanlış bir karar sebebiyle bir insanı

yıllarca özgürlüğünden mahkûm ettiniz, daha sonra kararın yanlışlığı ortaya

çıktı ve o insanı serbest bıraktınız; böylece haksızlığı giderdiniz ama o

kişinin uğradığı haksızlığı telafi edebilir misiniz Sakın, içeride yattığı

günlere göre bir tazminat hesaplanır ve devlette bu parayı öder demeyin. İnsan

hayatının cezaevinde geçen yıllarını hiç maddi karşılık ile ödeyemezsiniz.

Dikkat çekmeye çalıştığım husus bu ülkenin yıllardan beri

birinci öncelikli meselesi -adına ister yargının siyasallaşması, ister

ideolojik ya da bir takım paralel yapıların en azından yargının bir bölümü

üzerinde etkili hale gelmesi deyin- olmuştur. Ve soruna bugüne kadar köklü ve

kalıcı bir çözümde bulunamamıştır. Çünkü siyasi kadrolar yargının

bağımsızlığını savunurken tarafsızlığını fazlaca gündeme getirmemişlerdir.

Hatta bazı siyasi kadrolar yargının tarafsızlığını samimi olarak

istememişlerdir. Özellikle bu ülkede `Cumhuriyeti biz kurduk, biz koruruz

anlayışının takipçisi siyasi ve bürokrat kadrolar farklı düşüncelere sahip

partilerin iktidara gelmesini engellemek, eğer engelleyemezlerse iktidardan

uzaklaştırmak için yargıdan destek almayı tercih etmişlerdir. Diyebiliriz ki bu

ülkede bugüne kadar yargının tarafsızlığı gerçek anlamıyla sağlanamamış ise

bunda ittihatçı zihniyetin önemli rolü olmuştur. O zihniyettir ki halkın seçtiklerini

iş başından uzaklaştıran darbecilere destek vermiştir.

Her ne ise, son yıllarda darbecilerden hesap sormak,

yargıda bazı keyfi davranış ve uygulamaları en aza indirmek adına bir takım

düzenlemeler yapılıyor. Ne var ki, bu düzenlemelerde anında dejenere ediliyor,

yeni düzenlemeler halkın kafasını karıştırmanın ötesine geçemiyor. Son olarak

çıkartılan tutukluluk sürelerinin 5 yılı geçemeyeceğini hükme bağlayan yasal

düzenleme bile tam bir belirsizliğe yol açtı. Aslında yasal düzenlemeden çok

belirsizliğe sebep olan bazı yargı mensuplarının uygulamalarıdır. Verilen

kararlar öylesine çelişki arz ediyor ki millet devam eden tüm davaları kapsayan

adı konulmamış bir af kanunu çıkartıldığını sanıyor. Bu arada verilen tahliye

kararlarının beraat anlamına gelmediğini siz istediğiniz kadar söyleyin; toplum

insanları boğazlarını keserek katledenlerin serbest bırakılmış olmasına

bakıyor. Netice itibariyle adına ister, Gerekçeli kaos ister Yargıda kaos

deyin ortaya gerçekten karmaşa çıkıyor. Halbuki yargının görevi adaleti tesis

etmektir Zor olsa da dileriz o günlerde gelir. Çünkü, her şey insana, insanın

yetişme tarzına gelip dayanıyor.