Gerçeklerden kaçmak çözüme hizmet olamaz!

Abone Ol

Ekonomi gündemimizde ön plana çıkan konular, hayal dünyasında

gezindiğimizi ve bu nedenle gerçekçi olamadığımızı düşündürüyor. Yatıp kalkıp

faizlerin düşürülüp düşürülmeyeceğini veya ekonomi yönetiminin değişip

değişmeyeceğini tartışmak, kendi geleceğimize sahip çıkamadığımızın itirafından

başka bir anlam taşımıyor. Bu koşullarda Meclis çatısı altındaki siyasi

partilerin de ülkemizin değil de kendi istikballerinin derdine düşmesi pek de

anormal sayılmıyor! Ekonomik yapımızın değişen küresel koşullara uyamayan

yapısı nedeni ile artan kırılganlığı, ya da tansiyonu yükselmeye devam eden

jeopolitik gelişmelerin yarattığı tehlikeler etkili ve yetkili kesimlerin ilgi

alanına giremiyor. Her açıdan bunalmakta olan insanlarımıza ise ya koyun sürüsü

gibi güdülmek, ya da isyan etmek dışında bir seçenek tanınmıyor. Hal böyle

olunca kimlerin Halk tan ve Hak tan yana olduğunu anlamak da çok zorlaşıyor.

Bugün yaşanan sıkıntılar, geçmişteki yanlış tercihlerin

bir sonucudur; kırılamayan bu kısır döngü kesinlikle kader değildir, etkili ve

yetkili kesimlerdeki basiretsizliğin yarattığı bir açmazdır. Aksini iddia

edenlere sormak gerekiyor: Küresel koşulların sürdürülebilir olmadığını ve bir

çeşit saadet zinciri niteliği taşıdığını bilmiyor muydunuz Sorunların ve

bağımlılıkların artmasına neden izin verdiniz veya göz yumdunuz Başkalarının

krizini fırsata dönüştürmek böyle mi olur ve eğer haklı iseniz kısır

tartışmaların abonesi olmaktan neden kurtulamıyoruz Geniş kitle-lerin

farkındalığını azaltarak sağduyunun çalışmasını engellemek veya göstermelik

değişimler, bu saatten sonra çözüm olabilir mi Küresel ve bölgesel nitelikteki

gelişmeleri olması gerektiği gibi anlayarak izlemeyenler, kendi nefsine

düşkünlüğü nedeniyle gerçekçi olamayanlar Türkiye nin derdine derman olabilir

mi

Gerek küresel gerekse jeopolitik düzeydeki bölgesel gelişmeler,

hem ihracat pazarlarımızı olumsuz yönde etkiliyor hem de risk alma isteğini

azaltarak dış finansman olanaklarını çok tehlikeli bir şekilde daraltıyor. Bu

olasılığı daha önce hiç hesaba katmamış olmanın, tam aksine bunu mümkün kılacak

maceralardan kaçınmamanın bedeli de ağır olacak gibi görünüyor. Artık faaliyet

gelirlerini arttırarak net tasarruf açığını küçültmenin pek mümkün olmadığı bir

döneme girmiş durumdayız. Çok sorunlu ekonomimiz ise ne daralmaya, ne de

işsizlik ya da enflasyon artışına tahammül edebilecek esnekliğe sahip değil.

Tablo bu iken faizleri düşürmek veya ekonomi yönetiminde değişiklik hazırlığı

yapmak hiçbir şeyi düzeltemez; ciddi ve uzun süreli bir istikrarsızlık

yaşanmasını engelleyemez. Bu aşamadan sonra göz boyayarak beklentileri

yönlendirmeye veya dua ederek küresel koşulların acilen düzelmesini ummanın

faydası olmaz. Önce tedbir sonra tevekkül gerçeğini unutanlara güvenilemez!

İktidarı korumak için inanca ve hukuka uygun olan ve

olmayan her tedbiri alacaksın, fakat ülkemizin geleceği konusunda iş işten

geçinceye kadar kırılganlığın kontrolsüz bir şekilde artmasına izin vereceksin!

Kusura bakmayın, böylesi bir çifte standart uzun ömürlü olamaz ve kendi bindiği

dalı kesmek dışında bir anlam taşımaz. Ne Anayasayı değiştirmek, ne de faizleri

düşürmek veya bunu yapacakları görevlendirmek bu büyük gafletin sonucunu

etkilemez; bu şekilde Halk tan ve Hak tan yana olunamaz. Geleceği

bulanıklaştıran sorunlar ile mücadele edeyim derken yoldan çıkanlar, herkesi

aptal yerine koyarak veya kaba güç kullanarak bugün olduğu gibi durumun iyice

olumsuzlaşmasının sebebi olmaktan kurtulamazlar.

Evet, değişmekte olan küresel ve bölgesel koşullar bize

uymuyor; mevcut yapımız ile biz de onlara uyumu mümkün kılacak hareket

yeteneğine sahip olamamanın sıkıntısını yaşıyoruz. Havanda su dövmek dışında

pek bir şey yapamıyor, her türlü israftan kaçınamıyoruz. Başka bir deyişle

aşırılık ve sapkınlıklar yalnız yapanları değil, herkesi olumsuz yönde

etkileyecek gibi görünüyor.