Gerçekler söylenenlerle çelişiyor

Abone Ol

Ülkeleri yönetenler toplumları ümitsizliğe ve karamsarlığa düşürecek söylemlerden kaçınırlar, kaçınmaları gerekir. Ancak toplumları karamsarlığa sevk etmemek adına yöneticilerin söylemlerini hep aynı çizgide sürdürürken fertlerin sıkıntılarının da çözüme kavuşturulması gerekir. Bu yapılmaz, sürekli pembe tablolar çizilmeye devam edilirse, vatandaş açısından denizin bittiği an ciddi sosyal patlamalara ve sıkıntılara sebep olabilir. Bunu elbette kimse istemez. Ancak istenmeyen hususun önlenmesi yönünde ciddi adımlar atılmaz ise genellikle zenginlerin derdine çare bulunmak için çaba sarf edilirken alt gelir gruplarının hayat şartları aynen devam ettirilirse artık hayatın gerçekleri ile söylenenler çelişmeye başlamış demektir.

Özellikle son zamanlarda ülkemizin birtakım doğal afetlere maruz kaldığını biliyoruz. Ve bunların ayrı ayrı faturası olması da doğaldır. Böyle anlarda ilk önce felaket sebebiyle hayatları kararan insanlarımızın yardımına koşmak sadece yöneticilerin değil, milletimizin de öncelikli meselesidir. Zaten her afetin arkasından insanımız anında harekete geçiyor ve elindekileri felakete maruz kalan kardeşleriyle gönüllü olarak paylaşıyor. Bu da bizim millet olarak sıkıntı anında kenetlenmemizin açık bir göstergesidir.

Yöneticiler her fırsatta pembe tablolar çiziyor, her şeyin yolunda olduğunu söylüyor, enflasyon rakamlarının yüzde 5’lere düşeceğini, büyümenin de yüzde 5 olarak gerçekleşmesini beklediklerini söylüyorlar. Buna bir de faizlerin düşeceği müjdesini ekliyorlarsa o zaman bu ülkede emeklilerin hâlâ niçin yüzde 50’si asgari ücretin altında maaş alıyor? diye sorma hakkı oluşur.

Gazetelere yansıyan haberlerde işçi emeklisinin en düşük maaşının 1.263 TL olduğu belirtiliyorsa ya söylenenlerde ya da medyaya yansıyan haberlerde bir yanlışlık var demektir. Hemen belirteyim ki, 1.263 TL olan en düşük işçi emekli maaşının asgari ücretin hemen hemen yarısı kadar olması gerçekten düşündürücüdür ve bu rakam yöneticilerin uykusunu kaçırmalıdır. Bu arada en düşük esnaf emekli aylığının 1,539 TL, en düşük memur emeklisinin maaşının 2.569 TL olması sadece bu insanların geçim sıkıntısı çekmelerinin ifadesi değil, aynı zamanda bulabilirlerse emekli olmalarına rağmen çalışmak zorunda kaldıklarını gösterir. Halbuki emeklilik uzun yıllar sürdürülen iş hayatının ardından emeklilerin torunları ile vakit geçirdikleri bir zaman dilimi olması gerekmez mi? Bu noktada emeklilerin maaşlarının insanca yaşabilecekleri bir seciyeye getirilememesinin sebebini erken emeklilik sebebiyle sosyal güvenlik kurumlarının iflas noktasına geldiği şeklinde izah etmek mümkündür. Ancak bunun sorumlusu emekliler değildir. Geçmişten günümüze bazı siyasi kadroların yaptıkları düzenlemeler sonucunda 40-45 yaşında emekli olma imkânı getirilmiştir. Buna bir çözüm bulmak gerekir ama buna çözüm bulacağız diye kanunun emrettiği sigortalılık gün sayısını doldurmuş insanlar emekli olmaktan kaçar hale gelmişlerdir. Çünkü özellikle sigortalı çalışanların emekli aylıkları oldukça düşüktür. Ancak çalışmaya devam etmeleri de ileride bağlanacak emekli maaşını düşürmektedir. Öyle bir noktaya gelinmiştir ki, sigortalılar belirlenen yaşı doldurmak için çalışmaya devam etseler çalıştıkları her sene bağlanacak emekli maaşını düşürüyor. Devam etmeseler evde oturmaları mümkün değil. Çünkü o evin geçimini sağlamak için bir gelire ihtiyaç var. Yani, gelinen noktada siyasi iktidarların sebep olduğu sorunların faturasını sadece çalışanlar ödemek durumunda kalıyorlar. Buna mutlaka bir çözüm bulunmalıdır. Buna çözüm bulunmalıdır ki, insanlar emekli olduklarında hayatlarını sürdürebilmek için çalışmak zorunda kalmasın. Çünkü bu durum hayata yeni atılacak olan gençlerimizin de önünü kesmektedir. Sonuç olarak, gençlerde işsizlik oranı yüzde 25’i geçmiş durumda.