Gerçekler AKPnin işi değil!..

Abone Ol

AKPnin adının HÜP(Hayal Üretim Partisi) olarak değiştirilmesi gerçeğe daha uygun düşecek. Elbette her eylemin önce bir hayal kısmı vardır. Yani hayaller gerçeğe giden yolda atılan bir adım olabiliyorsa elbette AKPnin hayalciliğine söyleyecek fazla bir sözümüz olamaz. Ama ayakları yere basmıyor, ortada çözülmesi gereken gerçek olaylar varken onlar görmezden gelinerek, milleti oyalamak için  gerçekleştiremeyeceği bir takım vaatlerde bulunulması bu partinin gerçeklerden iyice koptuğunu, bir başka deyişle gerçekleri gündeminden tamamen söküp attığını gösteriyor. Böyle olunca da ülkenin geleceğine yönelik somut öneriler ve tekliflerde bulunması gerekirken boyunu aşacağını bile bile Sivil Anayasa gibi vaatlerde bulunması karşısında bu partiye özellikle eski Milli Görüşçülerin oy vermesi mümkün olabilir mi

Ülkenin gerçeği nedir

 Ülkenin öncelikli ve çözüm bekleyen gerçeği düşünce ve inanç hürriyeti önündeki engellerdir. Bu engeller sebebiyle kızlarımızın önemli bir bölümünün okuma haklarının iptal edilmiştir. Bir hak gasbı söz konusudur. Bunun için de AKPnin öncelikli olarak  YÖK sorununu çözmesi ve türban krizine son vermesi gerekiyor. Öncelikli olarak yapılması gereken budur. Buna karşılık mevcut Anayasa sivilleştirilmeden bu sorunların aşılamayacağı gibi bir iddianın arkasına sığınmaya kalkışmak samimi olmaz. Eğer böyle olsaydı 2002 seçimlerinin ardından YÖKle ilgili bir tasarı neden hazırlanmıştı, sorusu akla gelir. Gerçi hazırlanıp şöyle bir millete gösterilip geri çekildi ama Hükümet olarak böyle bir çalışma yapılmış ama daha sonra Başbakan bedel ödeyemeyeceğini anlayınca geri çekilmişti. Demek istediğim o ki, Türkiyede var olan düşünce ve inanç özgürlüğünün önündeki engellerin sebebi Anayasa hükumleri değil, belli noktalara hakim olan bir azınlığın zihniyetidir. Tepeden inmeci ve dayatmacı bu zihniyet ülkenin tüm insanlarının kendileri gibi düşünmesi, inanması ve davranması gerektiğini ileri sürmekte ve topluma bunu dayatmaktadır. Asıl kırılması gereken zincir budur.

Kaldı ki, eğer  sorun Anayasa ile ilgiliyse 2002 seçimlerinin hemen ardından AKPbu Anayasa değişikliğini Meclise taşıyabilir ve sahip olduğu çoğunluk ile gerekli değişikliği yapabilirdi. Bunu yapmadı, yapmayı aklına bile getirmedi. Şimdi ise artık millet türban sorununa ve YÖK dayatmalarına çözüm bulmasını beklerken AKPnin Seçim Beyannamesinde bu konulara hiç yer verilmeyerek  meselenin bir Sivil Anayasa yapma vaadiyle sınırlı tutulması gösteriyor ki, AKP şimdiden önümüzdeki dönemde de türban ve YÖK sorununa hiç dokunmayacak, sorumluluğu da Anayasaya atarak işin içinden sıyrılmaya çalışacak.

Neden böyle düşünüyorum

Tek başına Anayasayı değiştirecek çoğunluğa sahipken Sivil Anayasa yapmayı akıllarına getirmeyenlerin bu seçimlerden sonra böyle bir şeyi gerçekleştirebileceklerine acaba kendileri inanıyorlar mı

Bırakın Anayasa değişikliğini 354 milletvekiline sahipken Cumhurbaşkanını bile seçmeyi beceremeyen acemiler şimdi nasıl olacak da yeni bir Anayasa yapacak ve bunu Meclisten geçirecekler Kaldı ki seçimlerden sonra oluşacak Meclisin ömrü bile şimdiden tartışmalıdır. Çünkü, yeni Cumhurbaşkanını yeni Meclisin seçmesi çok zor görünüyor. Dedik ya AKP artık HÜP olmuş. Hayal ile avunup gidecekler. Elbette kendilerinin hayal ile avunmalarına bir itirazımız olamaz. Cenap Şahabettin, "Hülyasız yürek petrolsüz lambaya benzer" derken elbette her işin başının önce hayal olduğuna vurgu yapmış ama ülkeyi yönetmeye talip olanların  hayallerinin uygulanabilir olup olmadığını iyi düşünmeleri gerikir. Yoksa milleti kandırmış olurlar.  Kaldı ki milletimizin hayal ile zaman geçirmeye tahammülü kalmamıştır. Millet artık fert başına düşen milli gelirin nereden nereye çıktığı ile değil, kendi hayat şartlarının nereden nereye geldiğine bakıyor. Daha doğrusu bu ülkede kaç tane dolar milyarderi üretildiği değil milletin gündemindeki konu, milli gelirden kendi payına ne düştüğüdür.  Bu konular ise hayal değil, ülke gerçeğidir.