Hiç akla gelir miydi acaba, günün birinde bir muhafazakar
kuruluş, gücün yanında yer alma refleksiyle (belki de mecburiyetiyle) çıkıp
çalışanların ücretlerinin arttırılmamasını savunsun! Türkiye gerçekçi
hedefleri hak ediyor başlığıyla verilen tam sayfa ilanda ne anlatıldığını
merak edenler, hükümet yetkililerinin konuyla ilgili görüşlerine baksa yeterli
olacaktır. Kurumsal açıklama ama iktidarın resmi açıklamasından zerre farkı
yok.
Muhafazakar bir kuruluş, kalkıp da asgari ücret
artmasın diyor yani. Sefalet ücretini, çalışana, emek harcayana yeterli gördüklerini
söylüyorlar satır aralarında. Çalışanın hakkını alın teri kurumadan veriniz
hadis-i şerifini bilen birisi, emeğin ne derece kutsal olduğunu nasıl olur da
bilmez Ve nasıl olur da, bu meseleye sıradan bir kapitalistin gözleriyle
bakıp, asgari ücret artırılmasın demeye getirebilir İktidarın sözleriyle
konuşup, ortaya en ufak bir düşünce koyamadan bir propagandaya alet olmayı
nasıl içlerine sindirebilirler
Günümüz muhafazakarlarının, iktidarla olan imtihanlarında
ortaya çıkan başarısızlığın nedenlerinden birisi, dava ve ideallerini dünyevi
menfaatlere ve nimetlere yem etmeleriyse, bir diğeri de giderek
kapitalistleşmeleri, giderek pragmatik ve makyavelist olmalarıdır. İşin içinde
insan hakkı ve emeğinin olduğu bir yerde, bir kapitalist gibi görüş beyan
edilmesi çok çok acı bir tablodur. Dava ve ideal buharlaştığı günden beri bu
tür manzaralar da bizim muhafazakarlar için sıradanlaşmıştır.
Uzatmayalım. Madem Türkiye gerçekçi hedefleri hak
ediyor mottosunun arkasına sığınarak (yani hükümetin görüşleri kopya edilmeden
güya) bir bildiri yayınlandı. Yani, 500 lira asgari ücret artışı gerçek dışı
bir hedef ama 7.5 sene içinde ihracatı 150 milyar dolardan 500 milyar dolara
çıkarmak, yani 3 e katlamak çok gerçekçi! Neredeyse 2010 dan beri yerinde sayan
milli geliri, aynı sürede 10 bin dolardan 25 bin dolara çıkaracağını söylemek
çok inandırıcı! Madem, Türkiye gerçekçi hedefleri hak ediyor diyorsunuz, o
zaman en başta bu olması imkansız (hükümetin içinden bile imkansız olduğunu
söyleyen isimler var) hedeflere tavır koyun. Olması imkansız şeyleri söylemek
yoksa halkı kandırmak olmuyor mu
İşin ilginç bir yönü de var. Misal, bir Müslümana
yakıştığı tartışmalı olan lüks ve şatafatı, yani milyonluk evleri, arabaları,
pahalı giysileri, birbirinden gösterişli lokantaları, kafeleri, butikleri,
kısaca sahip olmadan önce tu kaka edilen yaşam tarzını meşrulaştırmak için ama
Müslümanlar her şeyin en iyisine layık diyenler, iş sefalet ücretinde bir
artışa gelince neden bu artışı asgari ücretliye layık bulmuyorlar Sadece
iktidara yakın ve zenginleşmiş olanlar mı her şeyin en iyisine layık oluyor
yani
Bu söz konusu ilanı veren kuruluşun eski başkanlarından
bir tanesi, 2009 yılında Bir lokma, bir hırkaya inanmıyorum. Bu, Müslümanlara
yutturulmuş bir zokadır demişti. Demek ki, o şahıs, kapitalistleşme sürecini
çok daha önceden tamamlamış ve meseleyi çok da iyi içselleştirmiş. Belli
kimseler her şeyin en iyisine layık, ancak güce zarar gelmesi durumu varsa
sefalet ücretinin arttırılmasını teklif etmek bile suç!
İyi kapitalizmler, iyi güce tapınmalar!