Gerçek Katıdır

Abone Ol

Aşındırılmış bir durumu sorguladığımızda bize verilen cevaplardan biridir; hayatın gerçeği bu, ne yapalım! Hayatın gerçeği! Peki, gerçek nedir öyleyse? Gerçeklik konusu her zaman gündeminde olan biri olarak gerçeğin çok farklı yönleri olduğunu düşünüyorum. Bir kere gerçek, bizim bakınca gördüğümüz mü görünce baktığımız mı ya da algılayarak yaşadığımız mı yaşayarak algıladığımız mı? Şimdi şuradaydık az sonra şurada olmayacağız mesela. O halde hangisi gerçektir? Gerçekliğin işleme vasfı nereye kadar geçerli…

Şuradan da bakabiliriz konuya; bu dünyada gerçek nedir, gerçeklik nereye kadar işler, gerçekliği insan mı nesneler mi tayin eder? Öyle ya her insanın dünyasında farklı farklıdır gerçek. Şuan elimde tutmakta olduğum kalem bende olduğunda gerçekliği farklı örneğin bir kırtasiyecide olduğunda farklıdır. Kalemin gerçekliğini nasıl belirleyeceğiz. Kalemi elinde oyuncak olarak oynayan bir bebeğin kalemi gözüne doğru götürdüğündeki gelecek olan gerçeklik engellendiğinde hangi alanda o gerçeklik tekrar zuhur edecektir. Belki de gelecek hayatının bir yerinde kalemle tehlikeli alanlara girecektir kim bilir…

Her insan gençliğinde gerçeklikten oldukça uzak yaşamaya çalışır. Bu uzak yaşama çalışması bilinçli değildir. Dünyada oluş mekanizması öyle işler. Algı serpintileri kendi gerçekliğini görmeme yönündedir. Çünkü ‘yalan olan’ kolaydır. Fakat bu ‘kolaylık’ ilânihaye sürüp gidecek değildir. Hayatının gelecek günlerini yüklemeye çalıştığı bir sınavla karşılaştığında o güne kadar görmediği gerçeklikle burun buruna gelir. Sınava girse başka gerçeklik sınava girmese bambaşka bir gerçeklik… Sınava girse de girmese de hayatındaki o gerçeklik hayatı boyunca devam edecektir. Oysa genel geçer inanış bir sınavla hayatın değiştiği yönündedir. Hayatın değişmesi başka, gerçeklik başkadır fakat. Bir insan bir konuda sıkıntı yaşayacaksa her nerede olursa olsun o sıkıntıyı yaşayacaktır. Gerçek, ‘kişisellik konumu’na göre işleyecek.

Bir de şu; bir insan diyelim atama yapılacak devlet memurluğu sınavına girdi. Ama atama gelmedi. Gelseydi devlet memuru olacak sosyal konumu değişecekti. Hiçbiri olmadı. Ama yine masabaşı bir işte çalışmaktadır. Burada gerçeğin her durumda farklı işleme salınımları vardır. Bir insanın olması gerektiği yerde başka bir insan varsa er ya da geç o olması gereken insan o yere varır. Çünkü gerçeklik katıdır; her hâl ve şartta kendi zuhurunu görüntüler. İnsanlar görmek istemese bile gerçeklik kendi katılığında varlığını sürdürür.

Gerçeğin zamansal durumu insana hüzün vericidir. Bugün bu dünyaya gelmiştir ama bugün ne kadar gerçektir. Gerçekliği hangi ölçüdedir. Hiçbir şeyi etkilememiş bir gün. Ya da her şeyi etkilemiş bir gün. Günün gerçekliğiyle insan gerçekliği arasındaki ilişkinin belirleyiciliği ne derecededir. İnsanın gerçekliğini gün mü belirliyor günün gerçekliğini insan mı? Güne göre insan bir nesneyse gerçeklik alanı ne kadardır… Tersi de sorgulanabilir; insana göre gün bir nesneyse günün gerçeklik alanı ne kadar… Şu sokaktayken şu sokağa geçtik veya şu caddedeyken şu meydana çıktık. Hangisi gerçeklik? Biz oradayken midir gerçeklik ya da oradan ayrıldığımızda gerçeklik bizimle mi geliyor.

Sıfırsal gerçeklik durumundan bakalım bir de. Bir insan yaşamaya sıfırdan başlıyor. Önünde çoktan seçmeli sıfırsal gerçeklikler var. Şu işe başlarsa şu, şu şekilde olacak; şu işe başlarsa şu, şu şekilde olacak. Önünde sonsuz bir deveran. Tabi hepsinde gerçeklik değişecektir. Şu işi yapar şuralara giderse şöyle olacaktır, bu iş yapar buralara giderse böyle olacaktır; sayılamayacak kadar iş, sosyal ve bireysel konum… Her birinde farklı gerçeklik vardır. Her birindeki farklı gerçekliği düşündüğümüz zaman gerçek nedir sorusu gelip dayanıyor.

Sevgili okur okuduğun bu yazı gerçek midir!