Gerçek İslam lideri nasıl olmalıdır?

Abone Ol

Yıllardır uyutuluyoruz. Uyudukça uyku hoş gelir, uyanamazsınız. Kendinizden bilirsiniz, hele de hava kapalı ve de yağmurlu olursa insanın üzerine bir ağırlık çöker. Vakit öğlen de olsa uyursunuz. Uyanırsınız fakat tekrar uyumak istersiniz. Bir türlü uyanamazsınız. Hele de vakit kerahet vakti olursa kısa süreli akıl kaybı bile yaşarsınız. Bu millet sanki bahsettiğimiz durumu yaşıyor gibi... Yaşıyor, çünkü 17 senedir hakkı, hakikati ve gerçeği anlayamadı, aldandı, maalesef halen de bu alışkanlığına devam ediyor. “Bu millet ne zaman uyanacak acaba?” sorusunu sormadan edemiyor insan...

Hâlbuki uyanıp, aklını başına toplaması için o kadar çok olay ve sebep var ki, insanın bunları görüp uyanmaması için ölü olması gerekir. Başka türlü izahı mümkün değil. Ülkemiz son yıllarda adeta bir işsizler ordusu, borç batağına saplanmış, haksızlığa maruz kalmış ve yoksulluk sefaletine düşmüş topluluklar haline geldi. Buna rağmen büyümeden söz edip, toplumu gerçeklerden uzaklaştırarak hayal dünyasını renklendirip, sanal bir mutluluk sunarak gaflet uykusunu bölmeden devam ettirme gayret ve çabaları, 31 Mart’ta son bulacak gibi gözüküyor.

Bundan olacak ki, iktidarın lideri geçmişte yol arkadaşlığı yapmış olduğu kadim dostlarına bile seviyesiz ve uygunsuz cümleler kurmadan imtina etmiyor. Hele de dün “abi” dediği kişiye, bugün “Bay falan” deyip nezaket üslubunu ihlal ederek adeta seviyesiz siyasetin zirvesini yaşıyor. Bakanları da aynı tarzda muhaliflerine hakaret ve iftira etme hezeyanlarından geri kalmıyor. Devletin araç, gereç ve personelini seçim çalışmalarında kullandıkları yetmemiş gibi cami minarelerinden seçim müziği çalınması hatta Cuma vaazlarında hocaların iktidar partisinin il başkanıymış gibi konuşmaları da dikkatimizden kaçmıyor.

Bu arada Yeni Zelanda’da bir camideki Müslümanlara yapılan alçakça ve hunharca saldırıyı esefle ve nefretle kınıyor, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyoruz. Bu konuda yapılacak iş, D-8’leri ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nı toplayıp, etkili bir şekilde bu olayın üzerine gidilmesi hususunda kararlar alınması olmalıdır. Lakin bunu yapmak yerine, bu olaydan bile kendilerine paye çıkarıp, İslam âleminin lideri oldukları imasını da ihmal etmiyorlar. Böyle bir lider olmalarını yadırgamayız, aksine gurur duyarız. Amma velâkin İslam lideri geçmişini unutmaz. Kadim dostlarına dil uzatmaz. Kendisinden olmayanları “vatan haini, terörist” ilan etmez. Milli Görüş’ü temsil eden Saadet Partisi’ne, “Teröristlerle işbirliği yapıyor” iftirasında bulunmaz. Faize realite demez. Domuz eti ithal etmez. Zinayı suç olmaktan çıkarmaz. Avrupa Birliği’ne girme uğruna manevi değerlerden vazgeçmez. Emperyalistleri Suriye’ye davet etmez. İsrail’le işbirliği yapmaz. BOP Eşbaşkanlığı asla yapmaz. Aksine İslam lideri, önce İslam Birliği’ni kurar. D-8’leri hayata geçirir. Yemen’de, Doğu Türkistan’da ve Filistin’de akan Müslüman kanını durdurmak için gayret sarf eder. Hak, hukuk ve adalet gözetir. Kurunun yerine yaşı yakmaz. Muhaliflerine ağır sözler söylemekten kaçınır. Herkese müşfik davranır. Ayasofya’yı ibadete açar. Sultan Fatih’in mirası ve vasiyeti olduğunu bildiği halde, “Boş camileri doldurun” demagojisi yapmaz.

Bugüne kadar ne yazık ki bu hali göremedik. Temenni ederiz ki, bundan sonra Allah’ın hidayeti ile arzu ettiğimiz lider vasıflarına ulaşırsınız vesselam...