Genel ve özel kul hakları

Abone Ol

Muhterem Müslümanlar!

Toplumumuzda zaman zaman da olsa “İnsan Hakları” başlıklı nutuklar çekilir, makaleler yazılır ve hatta câmilerimizde hutbeler irat edilir. Bunlar sadra şifa olur mu dersiniz; neticeye bakarsanız böyle bir sorunun cevabını da verirsiniz.

Bakıyoruz hiçbir fayda göremiyoruz.

Neden fayda yok

Çünkü “kul hakkı” anlayışı ile meseleye bakılmıyor. Neticesizliği bundandır.

“Kul hakkı” anlayışı ile “İnsan Hakları” terimi tamamen birbirinden farklıdır.

“İnsan Hakları” terimi dünyevi bir bakış açısı ürünüdür. Alanı insanlar arası ilişkilerdir. Böyle bir anlayış insanın sâdece dünya ile alâkalı olduğunu ileri sürerek davranışları buna göre tanzime yönelir.

“Kul hakları” kavramı ise, insan Allah insan ilişkileri içinde meseleyi ele alır. Yaptırımı hem maddi hem de mânevîdir. Hukukun korunmasında maddî yaptırımdan çok mânevî yaptırım daha ağırlıklıdır. Pratik olarak bu daha fazla etkilidir.

İslâm Dini “hak” kavramına büyük önem vermiştir. Üzerinde en çok durulanı da kul hakkıdır. Kul hakları karşılıklı helâlleşmek ile affolunur. Tevbe ve gözyaşı ile ödenmez. Hak sahibi ile helâlleşmedikçe ahirette ilâhi adaletle ödetilir.

Kul hakları:

• Genel kul hakları,

• Özel kul hakları olarak iki başlık hâlinde toplanabilir.

Genel kul hakları fertlerin ortaklaşa sahip oldukları menfaat ve imkânlardan yararlanma haklarıdır. Parklardan, yollardan, okullardan istifâde etme hakkı bu sınıfa girer.

Özel kul hakları ferdin kendisine ait olan haklardır. Mâli haklar, velâyet hakkı, boşanma hakkı buna örnektir.

Muhterem Müslümanlar!

Kul hakları konusunda Allah Teâla buyurur ki:

• “Mü’minlerin mallarında yoksul ve muhtaçların belli bir hakkı vardır.” (Zârıyât S. Â: 19)

• “Haklar hak sahibine verilmelidir. (Rum S. Â: 38)

• “ Bu görev geciktirilmeden verilmelidir.” (En’am S. Â: 141)

Bazıları “vazife mukaddestir” deyip Allah (c.c.) ile karşı karşıya geliyor. Ve O’nun direktifleri hâricinde işlere dört elle sarılıyor.

Asıl vazife Allah’a kulluktur. Ve mukaddes olan görev de budur. Bu doğrultuda hayatı yaşamaktır.

Rüşvet, yalancı şahidlik mahkemelerde gerçek dışı savunmalar (avukatlık meselesinde bu büyük önem arzeder), hortumculuk, yetim hakkı gasbı, yalancılık, gıybet, dedi-kodu, iftira… Kul hakkına tecâvüzlerden bazılarıdır.

Muhterem Müslümanlar!

Dinin emir ve nehiyleri hususunda af yetkisi insanlara verilmemiştir.

Bir kişi yönetimin başına geçse tüm ülkede veya bir kurumda namazı yasaklasa, millet de ölmeden veya ölünce o yasakçıya hakkını helâl etse, bu helâli söz konusu olmaz.

Allah’ın emir ve nehiylerini değiştirmeye kalkanlara milletin hakkını helâl etmesi bir şey ifâde etmez. Çünkü yapılanlar insanlara değil, Allah’a karşı yapılmıştır.

Haksızlıkların helâl edilmesi, bunu yapan kişileri hesap vermekten kurtarmaz. “Kul hakkı” meselesi böylesine önemli bir gerçektir. Hepimiz bu gerçeğin ciddiyetini bilelim