Gençliğin fikrini kitaplarla çaldılar?

Abone Ol

Akıl büyük nimet. Bu donanımın bize verilmiş olması,

kitapta bir çok kez akletmez misiniz sorusunun sorulması tesadüf olabilir

mi Kıymet verdiklerimize yaptığımız ne varsa aklımıza da yapar olmuşuz.

Eskimesin diye kullanmıyoruz. Bir okumak çılgınlığı almış başını gidiyor.

Gençler deli gibi kitap okuyor. Düne kadar okumuyoruz edebiyatı yapardık.

Konuşarak sosyalleşirdik, dinleyerek dağarcık oluştururduk. Ama yetmezdi. Bugün

ise okuyoruz ama

Kendimize büyük bir hapishane inşa ettiğimizin farkına

varmadan nefes almaya başladık. Sorgulamadan, üzerinde düşünmeden, sağlamasını

yapmadan kelepçeyi vuruyoruz zihnimize. Tırnak işaretinin esaretine kendi

rızamızla girmişiz. İlim tasniftir derdi bir mübarek. Konuşurken ve yazarken

kendine ait ne kadar az cümle kurar, ne kadar başka fikirlerin hamallığını

yaparsan o kadar entelektüel ve birikimli sayılıyorsun. Yaşadığın her halin

tarifi için mutlaka yabancı bir yazarın tarifine ihtiyaç duyuyorsun. Kitapların

ismini savurur, yazarların adını telaffuz edebilmenin muzafferliğiyle

kabarırken göğsün, seni dinleyenler seni amma da donanımlı sanırken neyi

kaçırdığını anlayamıyorsun. Bu fikir sende de böyleyse sana kötü bir haberim

var!

Yalan söylüyorlar!

Kandırıyorlar seni. Süslü cümlelerle, yabancı terimlerle,

sınıflandırdıkları donanım safsatalarıyla sana kendi hücreni hazırlatıyorlar.

Koyuyorlar içine. Sende zannediyorsun ki burası cümle kapısıdır.

Ben bir fikrimi söylemeye kalksam endişe ediyorum.

Popüler birisi değilim. Söylediğimin başka bir yerde yazılmamış olması ve

popüler kültürün bir parçası olmamam yavan kalmasına sebep oluyor fikrimin.

Bakıyorum karşımdaki belli yazarları takip ediyor. Her üç cümlesinden ikisi

hamaliye! Benim savunduğum fikri, sırtında taşıdığı yazar yazmış\söylemiş olsa

ne yapacağını soruyorum. Sorgulamadan alamam diyecek oluyor. İşte tam o esnada

can alıcı soruyu patlatıyorum. Okuduklarından kaçını sorguladın Aptal bir

sessizlik oluyor. Körü körüneciliği kabul etmek zor geliyor. Konu değişiyor,

çaylar geliyor. Kaşık şıngırtısı eşlik ediyor sessizliğe. Bu cahil, kitap

düşmanıyla neyi tartışayım diye geçiriyor içinden. Oysaki ben onunla sohbet

etmek istiyorum. Onun hayata nasıl baktığını merak ediyorum. Beni okumasını,

şerh etmesini bekliyorum. Yoksa gider bende alır o kitapları okur, aracıları

rahatça aradan çıkarabilirim. Yalnızlaşırım bu sefer. Bunu istemiyorum. Benim sosyalleşmek

için sosyal medyaya değil, bana fikir verecek, her seferinde ben çaya şeker

atarken anlamsız bakışlarla izleyip kafa sallayacak, arada sözümü kesip Ben

böyle düşünmüyorum diyebilecek, kalabalıkların insanı ne kadar

yalnızlaştırdığını birbirimize itiraf edebileceğimiz, her sohbetin sonunda

moralimizi bozacağımız, karamsar tablolar çizip köşesine imzamızı atacağımız,

finalde Hayrolsun ne diyeyim.. le vedalaşacağımız ve bundan hiç bıkmayacak

birine ihtiyaç duyuyorum. Bulduğumda da ona dost diyorum. Kitaplarda insanın

dostudur tabi. Ama onunla konuşursan kavga edebilirsen, ben sana katılmıyorum

bu konuda diyebilirsen tamamlanır bu dostluk. Bozacı şıracılık değildir

aslında kadimlik. Tam aksidir! Her okuduğun kitabı kaval, yazarı çoban sayarsan,

sen nasıl sen olabilirsin ki kavalı takip eden kalabalığın içinde nasıl

seçilebilirsin herkes aynı rengi giyinmişken!

Okumak cahilleştiriyor bizi. Kullanılmayan her şey bir

süre sonra işlev kaybına uğruyor. Kaide bu. Hayal kurmak, akletmek, kendi fikrinle

cedelleşmek, fırtına çıkarıp limandan kaçmak, deniz fenerinden aksi yöne bakmak

istiyor insan bazen. Yaşadığının farkına varmak yani. Yaratıldığı donanımın

nimetinden tatmak için..

Bütün kitapların sadece bir kitabı anlamak adına

okunabileceğini anlatmak isterdim.

Toplumsal yığın haline geldiğimizi,

amaçsızlaştırıldığımızı, duyarsızlaştığımızı, kabuğumuza sıkıştırıldığımızı,

fikrimiz kaybettiğimizi ve zayi ilanı bile veremediğimizi En acısı da bunu

yapan popülistlerin sırf kendi ceplerindeki kâğıttan gemilerin azalmaması adına

sözüm ona istikamet vermesi. Ve bunu bedavaya yapmaması! Kimi kulağına iki elle

çalınan senfoniler karşılığında, kimi sırt sıvazlamasına üstad denmesine, el

etek öpülmesine karşılık yaptılar. İstikamet veriyorum kisvesi altında fikrini

çaldılar bir neslin! Asi yanını, akleden tarafını, fırtınalar kopardığı

limanlarını çaldılar.

Hazır çalmak modayken Modaya uydular!!!

Kalbinizin sahibine

Eyvallah!!!