Gençlerin sevme ve sevilme yaşı 18’den yukarıya çekilsin

Abone Ol

Tehlike gelip kapımıza dayanmadan kılımızı bile kıpırdatmıyoruz.

Terörden tutunuz da toplumsal kişilik erozyonlarına kadar hep böyle.

Şimdi de her sokak başında bir uyuşturucu kurbanı.

Gencecik çocuklar sentetik uyuşturucuların pençesinden kurtulamıyor.

Çocuk yaşta bu batağa saplananların sayısı hiç de az değil.

Eskiden uyuşturucu bağımlılığı denilince belli bir ekonomik yeterliliğe sahip aileler akla geliyordu hemen.

Oysa şimdi orta halli ve de yoksul aile çocuklarının uyuşturucu komasına girmiş kriz hallerinden geçilmiyor ekranlar ve gazeteler.

Ne oldu da toplum bu hale geldi?

Tek kelimeyle bunun cevabı “boşluk”.

Yuvarlanıp debelenen gençliği içerisine düştükleri boşluktan kurtarmak için siz eğer bir şeyler yapmazsanız, birileri onları kolayca kendi menfaat ve oyunlarının bir parçası haline getireceklerdir.

Ne yazık ki istikbal kaygılarıyla bezenmiş bir sürü boşluklar açtık gençlerin önüne.

Başarı adıyla ihtiras ve doyumsuzluğu öğrendiler okudukları okullarda.

Bağlılıkları değil bağımlılıkları oldu.

Politik tartışmalarımızın, dini çekişmelerimizin, slogan ve bağırışlarımızın arasında kaybolup gittiler.

Telaşımızdan ve meşguliyetimizden dolayı feryatlarını bir türlü duymadık.

Hep anlamlar yükledik göğüslerine.

Büyük mesuliyetler yükledik sırtlarına.

Fakat ne haldedirler, içten içe ne yaşıyorlar hiç merak edip, dertlerini dinleyip sormadık.

Gençlerin geleceğimiz olduğunu sürekli vurguladık, ama bu geleceğin de bir geleceği olabileceğini aklımıza bile getirmedik.

Seçilme yaşını 18 yapmak için sarf ettiğimiz uğraş ve çabayı keşke gençlerin geçinme yaşı, evlenme yaşı, onları anlama yaşı konusunda da gösterebilseydik.

Gençler her şeye fena halde ilgisizmiş.

İdealleri yokmuş, saygı kalmamış ve popüler kültüre teslim olmuşlarmış.

İyi güzel de birader, tabiatın boşluk kabul etmediğini bilmiyor musunuz?

Açılan hendekleri kapamazsanız birileri mutlaka içerisine düşecektir elbette.

Demek ki onlara yeterli derecede merhamet ve muhabbet aşısı yapamamışız.

Özgüven yüklemekten, özsaygı, özsevgi, özveri, özgürlük, özellik gibi hasletleri göz ardı etmişiz.

Uyum ve uyuşum yerine uyuşukluk ve uyuşturuculuk empoze eden fikir, cereyan ve alışkanlıklara yönlendirmişiz.

Şimdi her köşe başında memleketin sadece gençleri değil telef olan aynı zamanda dinamizmi ve geri getirilemeyecek gençliğidir.

Uyuşturucu ile mücadeleye millet olarak seferber olmamız şart; lakin uyuşturucuya alet edilmeye müsait dimağlara, kırılgan ruhlara biraz daha yakından ilgi ve itina çok daha elzem.

Ha bir de şu var; Gençlerin sevme ve sevilme yaşı üç dört yaş yukarıya çekilsin!