Gençlerimiz Deist, Satanist, Pagan, Ahlaksız İçeriklerle Zehirlenmekte!

Abone Ol

“Yıllardır Batı dayatmalı, taklitçi ve ithal eğitim uygulamaları ile neslimizi önce ahlak ve maneviyat gerçeğinden uzaklaştırdık.”
* “12 yıl kesintisiz eğitim ile bütün öğrencilerimizi üniversite önüne koyduk. Böylece kesintisiz öğretimi 16 yıla çıkardık.”
* “Üniversiteden mezun olan gençlerimizin işsizlik oranı açıklandığından çok daha fazla, İŞKUR’a müracaat etmeyen milyonlarca üniversite mezunu var.”
* “Karma eğitim dayatması her yönü ile eğitimi ve öğretimi özünden uzaklaştırmaktadır. Ahlaki ve manevi değerlerden uzaklaşıldı.”
* “Yönlendirme eğitimi sürekli görmezden gelinerek, meslek kollarına eleman yetiştirmek yerine göçmen iş gücüne sarıldık.”
* “Üniversiteyi bitiren gençlerimiz diplomaları ile ve üniversite öğrenim kredisi ile hem işsiz hem borçlu durumda. Evlenmeyi düşünmeyen ve buna fırsat vermeyen uygulamaları ısrarla devam ettiriyoruz!”
* “Gençlerle yapılan anketler bu ana gerçeği ortaya koyuyor. Gençlerimizin yüzde 75’i yurt dışına gitme yollarını arıyor.”
* “Hükümette görev alan bakanlarımızın ortak kanaat ve açıklamaları milli bir eğitim politikamızın olmadığını ortaya koyuyor; bu dönemde 8 milli eğitim bakanı görev aldı ve bu bakanların ortak ifadesi “sistem yanlış, sil baştan değiştireceğiz” olmuştur.”
* “Öğretmen yetiştirme, atama ve yetkilendirmeler gözler önünde; öğretmen saygınlığı, özlük hakları, ücretleri hususunda düzenlemeler yapmak şart!”
* “Okulların fiziki yapısı, imkânları, donanımları eğitimin içeriğini oluşturmuyor. Doğrusu çocukların kalbine, aklına koyduklarımızdır eğitimin içeriği.”
* “Eğitim öğretimde sosyal medya, internet, TV dizilerinin olumsuz etkilerine karşı hiçbir tedbir ve yaptırım yok, gençlerimiz deist, satanist, pagan, ahlaksız içeriklerle zehirlenmektedir.”
* “Eğitim öğretimde ithal programlardan, içeriklerden planlamalardan vazgeçelim. Bunun asıl sorumluluğu bu nesli emanet olarak verenin himayesindedir.”
* “Kendimize, özümüze, inancımıza, değerlerimize dönelim. Adımız gibi milli olalım, biz millet olarak dünyaya 1000 yıl adalet, ahlak, asalet, liyakat dağıtmış bir milletin evlatlarıyız. İnsan kendi değerlerinden uzaklaşarak hangi gerçeği bulabilir ki?”
(Yavuz Aydın, Şuurlu Öğretmenler Derneği ÖĞDER Konya Şube Başkanı)

Bİ UĞRAMAKTA YARAR VAR!

Ulaşım oldukça kolay…
İstanbul’un her yerinden rahatlıkla gelebilirsiniz… Tramvay, marmaray, metro, otobüs… Kolay mı kolay…
Hele bir de dergi seviyorsanız, kaymaklı kadayıf!
Tarihi Sirkeci Garı’ndaki (Eminönü) TÜRDEB Dergi Fuarı’ndan bahsediyorum.
Yüzlerce dergi, hepsi bir arada…
Elbette çok sevdiğiniz Maaile, Millî Çocuk ve Fikri dergileri de…
Pazar günü son… Bi uğramakta yarar var…

KENDİ SEÇTİKLERİMİZİN YAPTIKLARINDAN DÜNYA YAŞANMAZ BİR HALE DÖNÜŞTÜ!

* “İslam: İslam’ın yaşanmışıdır.”
Hayata tatbik edilmeyen inanç eksik bir inançtır. İslam bize yeni bir hayat nizamı teklif ediyor. İslam’ın bize teklif ettiği hayat nizamı; tüm beşeri sistemlerin tekliflerini ayaklar altına alarak, İslam’ın orijinal, sade ve temiz fikirlerini hayatımızda yaşamak ve yansıtmaktır. Rabbimiz “inancınızın gereğini yaşarsanız dünyevi ve uhrevi saadeti temin edeceğimizi” buyuruyor.
* “İslamsız saadet olmaz!”
Dünyevi ve uhrevi saadet, kardeşlikten ve sevgiden geçiyor. Birbirinizi sevmedikçe müminlerden olamayız. Şuursuz Müslüman olmaz! Sadık olalım, Hazreti Ebubekir gibi. Adil olalım, Hazreti Ömer gibi. İffetli ve hayâlı olalım, Hazreti Osman gibi. Yaptığımızı bilerek yapalım, ilim ehli olalım Hazreti Ali gibi! Kardeş olalım, sahabe gibi!
Gelin yeni bir dünyayı beraber kuralım. Yeni bir dünya cihatla kurulur.
* CİHAD: Kur’an nizamını kurmak ve yaşatmak, iyiliklerin yaşanması ve ikamesi, kötülüklerin ortadan kaldırılması için takatinin, gücünün son sınırına kadar Allah’ımızın (C.C.) kulları üzerine yüklediği sürekli ve disiplinli çalışma sorumluluğudur.
* Cihadsız İslam olmaz!
İçimizdeki ve dışımızdaki helvadan yapılan putları devirelim! Kendi seçtiklerimizin yaptıklarından dünya yaşanmaz bir hale dönüştü. Günahlarına biz elimizle ortak olduk. Özür dileyelim Iraklı, Suriyeli, Filistinli, Afganlı, Keşmirli, Çeçenyalı, Doğu Türkistanlı kardeşlerimizden özür dileyelim.
Gel! Ne sen bana içinden eski günleri anarak buruk bak! Ne de ben sana! Sınırsız, sınıfsız adil paylaşımlı yeni bir dünyayı birlikte inşa edelim. Selam ve dua ile… (Cuma Şahin, AGD-MGV, Adana)

MEVLANA İDRİS ZENGİN’E RAHMETLE

14-15 sene önce kadardı… Yani 2007’li yıllar…
Fatih’te Kadınlar Pazarı’nın birkaç sokak üstünde, Osmanlı’nın at pazarı olarak kullandığı alanı, Fatih Belediyesi, şöyle bir gözden geçirdi. Bu avlulu sokağı granit taşlarla döşedi. Dükkânların önünü avlunun ortasına kadar uzattı.
İşte tam da bu yıllarda bu sokakta açılan bir mekân herkesin dikkatini çekti; Eski Kafa!
Küçük ama bir o kadar sevimli ve dikkat çeken bir mekândı.
Farklı bir dekoru vardı. Sanki her bir objenin bir dili ve bir anlamı vardı!
‘Bizim mahalle’nin önde gelen isimlerinin deyim yerindeyse ‘takıldıkları’ bir yer oldu. Çokça konuşuldu. Birkaç kez benim de gitmişliğim var.
Eski Kafa’nın kendi çapında ilkeleri de vardı. Şöyle ki;
* “Mümkünse doğal olmayan yiyecekleri kapıdan içeri almıyoruz.”
* “Ekmek ve suyun para ile satılmasını hiç anlamadık ve anlamamaya da devam edeceğiz.”
* “Gönül rahatlığı ile yiyemediğimiz bir şeyi, gönül rahatsızlığı ile dahi misafirlerimize sunmuyoruz.”
* “Bu dünyada aslolanın muhabbet olduğunu -inatla- düşünüyoruz.”
* “Kaçan keçilerimize mutluluklar diliyoruz.”
* “Yalan söylemenin havayı kirlettiğini düşünüyoruz.”
* “Bir gün hepinizle cennette de buluşmayı düşünüyoruz...”
***
Bu satırları neden kaleme aldım?
Eski Kafa’yı kuran ve işleten Mevlana İdris Zengin’i birkaç gün önce ebediyete uğurladık.
Şair-yazar Mevlana İdris Zengin, Yeni Devir Gazetesi başta olmak üzere farklı mecralarda yazılar, öyküler kaleme aldı. Özellikle çocuklara yönelik kitapları yayımlandı. Geniş bir muhabbet halkasının içindeydi.
Her vefat erkendir ama Mevlana İdris hayli erken ayrıldı, aramızdan! Allah (C.C.) rahmetini esirgemesin. Mekânı cennet, makamı âli olsun!

EY İKTİDAR SAHİPLERİ!

Ey iktidar sahipleri, bir bakın:
Biz lahana da yeriz ama,
Evde torun et istiyor, et.
Siz buna kafa yorun, bırakın
Ona, buna etmeyi hakaret...
(Abdullah Kara)