Gençler

Abone Ol

Gençler diye seslenirken herhangi bir ayırıma gitmek bize yakışmaz. Gençlerin gönlünü kazanmak isteyen bilinçli bir dava adamı öncelikle kendisi gibi düşünmeyen gençlerin derdiyle dertlenmeli. Aynı fikirde olduğu, kendisi ile beraber yol yürüyenlerle birlikte, diğer bütün gençleri kurtarma hassasiyetinde olmalı. Tıpkı Peygamberimizin (sav) yaptığı gibi. Tıpkı O’nun hasta yatağındaki Yahudi genci bile ziyarete gittiği gibi. Tıpkı O’nun ateist, puta tapan, Yahudi, Hristiyan ya da bilmem ne inançta diye hiç kimseyi ayırmadan herkese ulaşmaya çalıştığı gibi.

Biz de buradan seslenirken öncelikle yaşadığımız ülkedeki tüm genç kardeşlerimiz olmak üzere ulaşabildiğimiz her bir gence seslenmek durumundayız. Bizim kaybedecek tek bir gencimiz olmamalı. Eğer görevimiz tebliğ ise bunu hakkıyla yerine getirmenin birinci şartı evvela yanlış yolda olduğunu düşündüğümüz gençlerle iletişim kurabilme, onları ikna edebilme derdinde olmaktır. Bu bir tercih meselesinden öte kelimenin tam anlamıyla bir mecburiyettir.

Gençler, unutmayın ki her yaşın, hayatımızın her döneminin olmazsa olmaz yapılması gerekenleri vardır. Okul döneminde derslerinde başarılı olmayan bir gencin herhangi bir davayı anlatması faydalı mıdır, yoksa zararlı mı? Bu önemli bir sorundur. Bir genç, öğrencilik yıllarında öncelikle çalışkan, tertipli, düzenli, disiplinli ve başarılı olmak zorundadır. Bu özelliklere sahip olmayan bir genci kimse ciddiye almaz. Özellikle sosyal faaliyetlerin, sivil toplum çalışmalarının en hızlı dönemi olan üniversite yıllarında sabaha kadar devlet kurup devlet yıkan, gün ağarırken yatıp öğleye doğru kalkan, uykulu gözlerle derslere giden, derslerini eken, kırık dökük notlarla okulunu uzatanların tebliğ edeceği akıllı uslu insan sayısı bir elin parmaklarını geçemez. İnsanlar sizi bazen mecburen dinler, çok konuştuğunuzdan sizle uğraşmamak için cevap vermek bile istemez ama asla ikna olmazlar.

İnsanları etkilemenin en esaslı yollarından biri kendinizi sevdirmektir. Bir insan ancak sevdiği bir insanı dinler, anlamaya çalışır, onunla beraber olmak ister, onunla yol yürümekten keyif alır. Sevilen bir insan olmak için de bazı özelliklerinizin olması gerekir. Gece yarısı olmadan yatıp, sabah güneş doğmadan kalkmak, çok kitap okumak, araştırmak, öğrenme sevdalısı olmak, ne zaman, nerede, nasıl konuşulacağını bilmek, iyi bir dinleyici olmak, spor yapan, müzik ve sanat kültürü olan, entelektüel bir kişiliğe sahip olmak, yabancı dil bilmek, kılık kıyafete, saç sakal tıraşına, temizliğe dikkat etmek, tatlı dilli ve güler yüzlü olmak, sabırla hareket etmek, ikramda bulunmak, farklı fikirlere tahammül edebilmek, karakterli bir duruş sergileyebilmenin, dolayısı ile sevilen bir insan olmanın önemli şartlarındandır.

Ezbere, dinlemeden, uzun uzun yapılan konuşmalar, yapmacık hareketler, taklidi davranışlar, bilinçsizce meydan okumalar, farklı düşüncelere sürekli laf sokmalar, yersiz itirazlar, her şeye cevap vermeler, sert ve tepeden bakmalar, her şeyi bilirim havaları, “sizin dünyadan haberiniz” yok tavırları, insanları sizden soğutmaktan başka işe yaramaz. Akılla, hikmetle, güler yüz ve tatlı dille duygulara hitap eden mantıklı konuşmalar nasıl yapılır öğrenmeden olmaz. Oldum diyenden olmaz, ben diyenle bir yere varılmaz. Tevazu sahibi, alçakgönüllü, efendi, sevecen tavırlarla insanların kalbini kazanabilirsiniz. Etrafınızdaki insanlar sizin ağzınızdan çıkanlarla, yapıp ettikleriniz arasındaki güçlü dengeyi ve bütünlüğü gördüğünde işler çok daha kolay hale gelir.

Unutmayın, dolmadan taşılmaz, yapmadan anlatılmaz, olmadan oldurulmaz, inanmadan inandırılmaz, sevmeden sevdirilmez, ayağa kalkmadan yürünmez, yürümeden varılmaz. Allah yolunuzu açık etsin.