İstatistikler ve yaşanan olaylar, özellikle 25 yaşın altındaki gençlerin suça bulaşma oranının giderek arttığını gösteriyor. Son yıllarda şiddet olaylarına karışan gençlerin sayısında da hızlı bir artış var. Bu durum aileleri tedirgin ediyor. Buna rağmen gençlerin suça bulaşmaması için herhangi bir sosyal destek ünitesi hayata geçirilmiş değil. Ne yapılması gerektiği konusunda ise bir belirsizlik sürüyor. Gazetemize açıklamada bulunan uzmanlar ise aileleri uyarıyor.Mustafa Kılıç
Son zamanlarda okulda birbirini bıçaklayan çocuklardan, arkadaşı ile bir olup ailesini boğazlayan liselilerden, yakını öldüğü için doktoru öldüren, hemşireye saldıran gençlerden sıkça bahsedilir oldu. Okullardaki çeteleşmelerin ve gençler arasında şiddet eğilimlerinin yaygınlaştığı artık bir gerçek. Ülkemizde işlenen suçların yaklaşık olarak yarısı, 25 yaşın altındaki yaş diliminde bulunan çocuklar ve gençler tarafından işleniyor. İleri yaşlarda suç işleyenlerin yüzde doksanın da çocukluk ve gençlik çağında suç işledikleri görülüyor. Çocuklarımız ve gençlerimiz de bulunan bu şiddet eğilimlerinin sebeplerini uzmanlar gazetemize değerlendirdi. Dinden uzaklaşan modern toplumlarda şiddet ve cinayet olaylarının arttığını belirten Sosyolog Prof. Dr. Hüsamettin Arslan, modernizmin meydana getirdiği ahlaki çöküntüye dikkat çekti.
YAKIN ZAMANDA YAŞANAN OLAYLAR
? Adana‘da, sosyal paylaşım sitesi Facebook‘ta tanışan ve bir erkek yüzünden birbirine küfür eden iki liseli kız, buluştukları parkta birbirini bıçakladı.
? Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi‘nde görev yapan uzman Dr. Ersin Arslan, geçtiğimiz hafta ameliyatına girdiği hastanın hayatını kaybetmesi üzerine, 85 yaşındaki hastanın torunu tarafından bıçaklanarak hayatını kaybetti.
? Mersin‘de okul bahçesinde kavga eden lise öğrenciler bir birini bıçakladı.
? Batman‘da ilköğretimde okuyan öğrencileri okul bahçesinde top oynarken aralarında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu birbirlerini bıçakladı.
ÜLKEMİZDE SUÇ ORANLARI
Suça karışanların yaklaşık olarak yarısı, 25 yaşın altında. Araştırmalarda ileri yaşlarda suç işleyenlerin yüzde doksanın çocukluk ve gençlik dönemlerinde suç işlediklerini ortaya çıkarıyor. Adam öldürenlerin yüzde 53‘ü, hırsızlık yapanların yüzde 21‘i kırsal bölgelerden büyük kentlere göçmüş, gençler. Alkol aldıktan sonra suç işleyenlerin yüzde 54‘ü adam öldürmüş; yüzde 10‘u hırsızlık yapmış; yüzde 15‘i kıymetli evrakta sahtecilik, sahte çek, sahte senet, gasp, kaçakçılık, uyuşturucu madde kaçakçılığı suçlarına karışmışlar. Uyuşturucu aldıktan sonra suç işleyenlerin yüzde 47‘si uyuşturucu ile ilgili suçlara bulaşmış, yüzde 23‘ü adam öldürmüş.
DİNDEN UZAK TOPLUMLAR İNSAN CANININ DEĞERİNİ ANLAYAMAZ
Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyolog Prof. Dr. Hüsamettin Arslan: " Bir insanın başka bir insanı öldürmesini o insanın hiçbir norma bağlı olmadığını gösterir. Modernleştikçe gelenekten aldığımız doğrulardan kopararak nihilist bir toplum haline geliyoruz. Nihilizm dini ve kültürel değerlerin çöküşü anlamına gelmektedir. Dini duygulardan uzak olan insanlar insanlığın değerini algılayamazlar. İslam dini öyle bir dindir ki insanın kendini öldürmesini bile lanetlemiştir. Eğer insanların dini hassasiyetleri çökerse o toplumda çöker ve modern yaşam adı altında toplumsal yozlaşma başlar" diyerek dinin önemine dikkat çekti.
MODERN TOPLUMLARDA CİNAYET ARTIYOR
Arslan: " Modern toplumlarda intihar ve cinayet artıyor. İnançlı bir insan olduğunu söyleseler de dini değerlerden uzak yaşarlarsa böyle cinayetleri kendince meşru görebilirler. Bu tür cinnet ve cinayetleri meşru görmemek için geleneklerine ve dinine bağlı bir toplum yapısı oluşturulmalıdır. Örneğin Avrupa‘nın büyük kentleri suç kentlerine dönüşmüş vaziyette. Bunun sebebi Avrupa‘nın modern yaşam sonucunda oluşan nihilist yani dini değerlerin çökmesinden kaynaklanan bir topluma dönüşmesidir. Yasalar insanları dışardan kontrol eder inançlar yani Allah korkusu da insanı içerden kontrol eder. Dini inançlarından kopuk yaşayan toplumlar insanlara kolaylıkla zarar verebilirler hatta kendine bile zarar verebilirler. Bizim ülkemizde yaşanan cinayetler ise gençlerimizin dinden uzaklaşmasından kaynaklanıyor" dedi.
DİZİLER KÖTÜ ÖRNEK TEŞKİL EDİYOR
Son zamanlarda gençlerde baş gösteren şiddet eğilimlerinin sebebinin kötü örneklerin çevrelerinde fazla olmasından kaynaklandığını vurgulayan Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sami Şener de " Son zamanlarda gençlerimizin şiddet eğilim göstermesinin en önemli nedenlerinden biri çevrelerinde bulunan kötü örneklerin sayısındaki artış. Medya bu konuda önemli bir yer teşkil ediyor.Bu durum medyanın şiddet haberlerini verme şekli, televizyonlarda ki film ve dizilerin şiddet ve ahlaksızlığı normalmiş gibi sunmasından da kaynaklanıyor. Gençlerin dizilerdeki karakterleri örnek olarak alması sonucunda bu acı tablo ortaya çıkıyor" diyerek medyayı eleştirdi.
GENÇLER İÇİN ÖZEL BİR KURUM AÇILMALIDIR
Eğitim sisteminin bilgiye dayalı olduğunu bunun da belli açmazları olduğunu belirten Şener "Eğitim sistemimiz sadece bilgiye dayalı olduğu için toplum olarak gençlerde yönlendirme yapamıyoruz. Okulda sadece bilgi veriliyor aileler de çocukları yetiştirmekte yetersiz kalıyor. Bundan dolayı gençlere bir rol biçilemiyor ve boşlukta kalıyorlar. Gençlerin özel olarak ele alınması, beklenti ve talepleri doğrultusunda yardımcı olunması gerekiyor. Bunların doğru ve daha kolay yapılması için gençlere yönelik özel kurumların oluşturulması lazım."değerlendirmesinde bulundu.
GENÇLERİN ŞİDDET EĞİLİMİ AİLE BASKISINDAN KAYNAKLANIYOR
Psikiyatrist Bahadır Bakam da gençlerdeki bu şiddet eğiliminin aile baskısından kaynaklandığını belirterek: "Ailenin aşırı baskısıyla yetişen çocuklar öfkelerini ailelerine gösteremedikleri zaman dışarıda otoriter gördükleri kişilere yansıtırlar. Ayrıca gençler sevgi dürtülerini yaşayamadıkları zaman onlarda bulunan sevgi enerjisi agresif enerjiye dönüşüyor. Kendilerini sevmeyen insanlar çevresindekileri de sevemezler bundan dolayı da etraflarına zarar verirler. Ve bazı gençler kendilerini güçlü hissedemedikleri zaman gücünü fiziksel olarak başkalarına şiddet uygulayarak göstermeye çalışırlar. Halbuki güç fiziksel değil manevi olarak bulunması gereken bir duygudur." şeklinde konuştu.
MANEVİ GÜCÜN ÖNEMİ ÖĞRETİLMELİ
Bakam: "Gençlerimizin şiddet eğilimli olmasının diğer bir sebebi de medya. Medyanın kötü olayları veriş biçimi ve dizilerdeki örnek gösterilen kişilerin hayatını fiziksel güç üzerine kurması da bu durumu tetikliyor. Ayrıca daha küçük yaştaki çocuklarımıza izlettiğimiz şiddet içeren çizgi filmlerin de etkisi çok fazla. Çocuklarımıza kendi varlığını başkalarını yok ederek oluşturmaya çalışması gibi bir davranış biçimi aşılanıyor. Bunun çözümü ise gücün fiziksel değil manevi bir güç olması gerektiğini onlara öğretmekten geçer" diyerek maneviyatın önemine değindi.