Gençler neden büyümezler? (2)

Abone Ol

İslam toplumlarında gençlere erişkinlik muamelesi yapılır

ve görevleri hatırlatılırdı. Ergenlik çağına ulaşan bir gencin eylemlerinden

sorumlu olduğu vurgulanır ve iyi kötü ayrımını yapması sağlanırdı. Büyüklerin

kendilerine yüklediği sorumluluğu hiç tereddüt etmeden kabul eden genç, yaşının

üstünde bir olgunluğa sahip olur ve topluma katılırdı. Erken yaşlarda evlenen,

iş sahibi olan gençler sorumluluk bilinci kazanırlardı.

Günümüzde bu toplumlar modern kültürün etkisinde kalmış

ve köklerine yabancılaşmıştır. Bu toplumlarda ne erişkinler yaşlarının

getirdiği olgunluğu taşırlar ne de gençler büyüyebilirler. Anne babalar

gençlerin kendi başlarına hiç bir şey yapamayacaklarına inanır ve onları

kanatlarının altına alırlar. Bu çocuklar bedenen büyüseler de ruhsal olarak

güdük kalır ve iyi kötü ayrımını yapamazlar. Anne babalar ise onların

hatalarını yaşlarının getirdiği bir sorun olarak görür ve önemsemezler.

Yeterli olgunluğa ulaşamayan gençler dürtülerini kontrol

edemez, akıntıya kapılıp giderler. Bir ümit beklentisi ile sığındıkları kişi ya

da grupların kötü emellerine alet edilir ve kendilerini geri çekemezler.

Mevlana gençlerin bu durumunu ele alırken, hedeften alıkoyan ve kılavuzunu

kaybeden kişiye yardımcı olmanın şart olduğunu belirtir.

Gencin yaşadığı bilinçaltı mücadeleler, kimi zaman yolunu

bulmasına yardımcı olur kimi zaman da onu daha büyük bir çıkmaza sürükler.

Büyükler onlara çocuk muamelesi yaptıkça genç elini eteğini çeker ve

yapabileceği şeyleri de yapamaz hale gelir.

Genç bu yol kavşağında

benliği ile aynileşebileceği bir erişkine ihtiyaç duyar. Onun gibi davranmak,

hal ve hareketlerini onunkine benzetmek ister. Ama anne baba bu konuda da

yetersiz kalır ve ona doğru modeli sunamazlar. O yüzden genç ne çocukluktan

çıkabilir ne de sorunlarını çözüme götürebilir. Anne babanın büyümeyen çocuğu

olarak kalma devam eder.