Gencim, Özgürüm, Yakarım, Yıkarım

Abone Ol

Gençlik bir toplumun en büyük sermayesidir. Asıl korunması gereken hazinesidir. Genç nüfusun fazla olduğu toplumlar istikbale daha güvenle bakabilirler. Gençlerin eğitimi elbette önemlidir ve gereken yapılmazsa bütün toplum uzun yıllar acı, sıkıntı çeker.

Fikri olgunluğa erişmediğinden genç zararlı fikirlere karşı korumasızdır. Bir şeyin kendisine ne kazandıracağını ya da kaybettireceğini pek hesaplamaz. Satrançtaki gibi üç beş hamle sonrasını hesaplamaz. Anlık ve çevresine göre yaşar. Özellikle arkadaş çevresinin çok önemi vardır onun için. Arkadaşı uğruna her şeye katlanır, hatta canını bile vermekten çekinmez. Yeter ki arkadaş çevresi onu dışlamasın ve saygı duysun. En çok etkilendiği kelime “özgürlük”, en sevdiği şey ise “çılgınlık”dır. Özgürlük adına ailesiyle çatışır, çevresindeki yetişkinleri kendisini anlamamakla suçlar, onları baskıcı ve zorba olarak kabul eder, ülkeyi yakar – yıkar talan eder. Bunları yaparken asıl kuşlar gibi kanatlanıp uçmak isteği vardır. Özgürce ve sınırsızca yaşamanın formülünü arar kendince tıpkı geçmişteki gençlerin aradığı gibi.

Gencin bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjisi vardır. Yorulmak onun kitabında yazmaz. Her şeye, her işe yetişmek derdindedir. İşte bu enerjisi kötü niyetli insanların ilgi alanına girer her zaman. Özellikle ülkemizin stratejik ve jeopolitik konumu nedeniyle dış ve iç mihrakların gözdesi de gençlerdir. Onları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak / kullanabilmek adına ne gerekiyorsa yapıyorlar. Hele ki şiddet olayları tam da onların istediği ortamı sağlıyor. Genç arzu ettiği ortama, mihraklar da ülke üzerindeki emellerine kavuşuyorlar.

Bunu önlemenin daha doğrusu gençlerin enerjisini verimli kullanmanın elbette pek çok yolu, yöntemi var. Eğitim verilen nesiller ne kadar milli ve manevi değerlere bağlı yetişirse o oranda kullanıma kapalı olur. Din, vatan, millet sevgisi bağlayıcı bir değerdir bu anlamda. Eğer devlet genç kuşaklarına bunu aktaramıyorsa biran önce verilen eğitim sistemini gözden geçirmeli ve nerede yanlış yaptığını bulmalıdır.

Eğitimin ana merkezi ailedir. Aileler çocuklarını fazilet sahibi bireyler olarak yetiştirme gayretinde olmalıdırlar. Eskiden “ye çocuğum büyü de adam ol” derdi ebeveynler şimdi ise “ye çocuğum yoksa sınavı kazanıp iyi bir iş sahibi olamazsın” diyorlar. Tamamen başarıya ve kazanmaya odaklanan çocuklarda elbette ki bazı noksanlıklar olacaktır. Önce ahlâk ve maneviyat gelmesi gerekirken şimdi önce para ve makam gelir oldu. Hal böyle olunca da başarıyı yakalayamamış olan ya da yakaladığı başarıyla tatmin olmayan gençler ya zararlı alışkanlıklara ya da şiddete yönelebiliyorlar kolaylıkla. İş işten geçtikten sonra yetkililerin bu durumdan şikâyet etmeleri biraz tuhaf kaçıyor işte. Maneviyatla, geçmişle, aile büyükleriyle bağını koparan gençler zamanla sürülmeyi bekleyen tarla misali ne ekilirse onun mahsulünü verir oluyorlar.

Ortaya çıkan mahsulden rahatsız olunuyorsa oraya doğru tohumun ekilmesi ve gerekli ihtimamın gösterilerek mahsulün toplanması lazım gelmez mi Bu yapılmadıktan sonra şiddet olaylarından şikâyet etmenin ne anlamı olur ki

Minik bir tebessüm

Deli Midir Nedir

Temel büyük bir yük gemisinde kaptanmış. Sürekli okyanuslarda gezer dururmuş. Bir gün arkadaşı Dursun’a rastlamış:

- Ula Dursun gel benum gemiyle seni uzak denizlerde gezdureyim, demiş.

Dursun da kabul etmiş ve yola çıkmışlar. Büyük okyanusun ortalarında bir yere gelmişler. Dursun bir de ne görsün küçücük bir adanın kenarında saçı sakalı hayli uzamış sefil vaziyette yaşlı bir adam el kol sallayarak gemiye doğru bağırıyormuş. Dursun sormuş:

- Temel ha bu adam kimdur da

- Ne bileyim ula. Yirmi senedur buradan gelur giderum o adam bana hep el sallar durur. Deli midur nedur anlamadum ki!

İlgilisine Notlar:

• “Arkama hiç bakmadım bakmam, sadece yanıma bakarım sık sık, ihanet edecek dostlar hep oradadır çünkü” Malcolm X

• Sahip olduklarına şükretmeyi bilmeyenin kaybettiklerine isyan etmeye hakkı yoktur.

• Kahpe içerden olunca kapı kilit tutmaz oğul’ Dede Korkut

• Yüreksiz insan, küreksiz sandal gibidir. Onunla bir yere gidemezsin sadece kendini yorarsın.

• “Bir damla Mehmetçiğin kanını bütün Amerikan bütçesine değişmeyiz.” Prof. Dr. Necmettin Erbakan